Category

EGE

Category

AYTEN KOYU – GÖCEK

Ayten koyu çam ağaçlarının gölgesinde denize girebileceğiniz nadir koylardan biridir. Koyda bir tesis olmadığından etraf oldukça bakirdir. Ortam serin. Çam kokusu harikadır.

ayten-koyu-gocek

Denizi oldukça taşlı. Ayakları rahatsız edecek kadar taşlı bence.  Mutlaka ama mutlaka yanınızda bir deniz ayakkabısı bulundurun. Çok rahat edersiniz.

Denize girip biraz ilerledikten sonra çok daha keyifli oluyor. Manzarası güzeldir.

Koyun tam karşısında D-Resort Göcek oteli yer alıyor.

Koyda tuvalet, duş bulunmuyor. O yüzden akşama kadar kalınabilecek bir yer değil bana göre.

Yanınıza yiyeceğinizi, içeceğinizi alarak geldiğinizde burada ailenizle birlikte keyifli bir piknik yapabilirsiniz.

Biz bu koya ilk defa, daha önce yaptığımız 2 haftalık tatilde Göcek’ten geçerken uğramıştık. Koyda kimsecikler yoktu. Arabamızı koyun dibine kadar getirmiştik. Kaan, arabada uyurken biz de denizin tadını çıkarmıştık. 🙂

O günden beri yaklaşık olarak her sene yolum düşüyor bu plaja. Bazen bu plaja girmeyip, biraz ileride yer alan osmanaga ya da günlüklü koylarına gittiğimiz oluyor. Eğer Ayten Koyu’nu çok kalabalık bulursanız, sizde bu alternatifleri değerlendirebilirsiniz.

Biraz ileride yer alan Osmanaga Koyu’yla ilgili bilgi almak isterseniz tıklayın: Bakir Koyları Geziyoruz: Osmanaga Koyu – Göcek

Göcek’te tatil yapıyorsanız buraya da mutlaka uğrayın. Ya da Göcek taraflarından geçiyorsanız, yolüstü plaj listenize burayı ekleyin 🙂

Ayten Koyuna Nasıl Gidilir

Göcek merkeze çok yakın mesafede. Özel araçla ulaşım sağlanabilir.

gocek-club-marina

Göcek Club marinanın yanından içeriye doğru giden yolu takip ederek bu koya ulaşabilirsiniz. Koya geldiğinizi anlayabileceğiniz bir tabela yok maalesef.

2 tane büyük lüks oteli geçtikten sonra çam ağaçlarının dibinden girilen bir koy gördüğünüzde koya ulaşmışsınız demektir.  🙂

Ana yoldan, yaklaşık 10 dk’da ulaşmak mümkün.

 

Göcek’teki Diğer Koyları Aşağıdaki Linklerden Okuyabilirsiniz:

İnlice

Günlüklü 

SAKLI CENNET EKİNCİK

Ekincik, ülkemizde pek bilinmeyen turizm noktalarından biridir. O yüzden bende blog yazımın başlığını Saklı Cennet Ekincik olarak seçtim. Biraz kenarda köşede kalmış bir yer olduğundan pek bilinmiyor. Yat turu yapanlar iyi biliyor ama. Çünkü Ekincik Koyu, yat teknelerinin en uğrak noktalarından biri sayılıyor.
Ekincik, Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı minik bir köydür. Sahip olduğu muhteşem doğası ve tertemiz deniziyle, ziyaretçilerini pişman etmeyecek bir yerdir..
Kalabalıktan uzak, sakin bir tatil isteyenler Ekincik’i tercih edebilir.
Ekincik’i sevdiğim kadar Ekincik yollarını da çok sevdim. 
Yol o kadar güzel ki; yemyeşil bir doğanın içinde yolculuk yapıyorsunuz.
Bu yolu, araç kullandığım en keyifli yol olarak anımsayacağım. Bir gün yolunuz Ekincik’e düşerse, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Neden Ekincik’e Gideyim ki diyorsanız. Okumaya devam edin.  İşte benim sebeplerim.

 Günübirlik Ekincik’e Gelebilirsiniz.

Günübirlik olarak Ekincik’e gelirseniz, piknik malzemelerinizi mutlaka getirin. Plajın bir bölümünde piknik masaları var. Mangal pişirmek için de iyi bir düzenleme yapmışlar. Çam ağaçlarının gölgesinde hem piknik yaparsınız, hem de denize girersiniz.
Duş, soyunma kabini ve WC mevcut.

Sakin bir tatil yapmak için Ekincik’e gelebilirsiniz.

Uygun fiyatlı apart dairelerde konaklama yaparak sakin bir tatil geçirebilirsiniz. Plaj, hemen yürüme mesafesinde. Kumlu bir plaj bekliyor sizi burada.
Ekincik Plajı
Burada konakladığınız taktirde çevrede keşfedilecek çok güzel yerler var.
  • Günübirlik olarak Ekincik kooperatifine bağlı teknelerle Dalyan’a, İztuzu Plajı’na, Kaunos Antik Kenti’ne ve çamur banyolarına gidebilirsiniz. .

  • Eğer bir Trekking tutkunuysanız, Ekincik’ten çıkıp Çandır köyü üzerinden Kaunos antik kentine doğru olan rotayı takip edebilirsiniz. En güzel manzaraları yakalayabilirsiniz.
  • Özel aracınız varsa, Köyceğiz’in Sultaniye Kaplıcaları’na gidebilirsiniz. Sultaniye Kaplıcaları, Köyceğiz-Ekincik yolu üzerinde yer alıyor.

 Kamp Yapmak için Ekincik’e Gelebilirsiniz

Ekincik’teki kamp alanından çadır ya da karavan kiralayabilirsiniz. Ücretler aşağıdaki şekilde.
Köyceğiz Belediyesi Ekincik Kamp Alanı Ücret Tarifesi (2018 yılı)
Araç giriş ücreti: 8
Günlük Karavan Ücreti: 40
Günlük Çadır Ücreti: 35
Aylık Karavan Ücreti: 900
Aylık Çadır Ücreti: 750
Sezonluk Karavan Ücreti: 2 000
Sezonluk Çadır Ücreti: 1 750

EKİNCİK’TE YEME-İÇME MESELESİ

Ekincik’te öne çıkan mekanlar ise şöyle:
Likya,
Asmaaltı,
Ekincik restoran
ve My Marina.
Özellikle My Marina çok isim yapmış bir mekan. Tekneyle ulaşımı çok kolay. Karadan ulaşımı ise biraz zahmetli.

EKİNCİK’E ULAŞIM

Ekincik’e en yakın hava limanı, Dalaman Havalimanı’dır. Havayolu ile gelmeyi düşünürseniz, ilk bakacağınız havalimanı burası olmalı. Bodrum havalimanı bir diğer alternatif olabilir. Havalimanından araç kiralayarak Ekincik’e ulaşabilirsiniz.
Ekincik’e gelmek için öncelikle Köyceğiz’e ulaşmanız gerekir.   
Ekincik koyu, Muğla’nın Köyceğiz ilçesine 35 km uzaklıkta bulunuyor.
İstanbul-İzmir-Aydın-Muğla-Akyaka güzergahlarından geliyorsanız;
Otobüsle:
 Fethiye otobüslerini tercih edebilirsiniz. Fethiye’ye gelmeden Köyceğiz’de inmeniz gerekir.
Köyceğiz’den kalkan  minibüslerle Ekincik’e kolayca ulaşabilirsiniz.
Özel araçla:
Köyceğiz’e geldikten sonra Ekincik tabelalarını takip etmeniz gerekir.
Antalya-Fethiye-Dalaman-Dalaman Havalimanı-Ortaca güzergahlarından geliyorsanız,
Özel araçla:
2 adet gidiş yolu var.
  • Köyceğiz’e geldikten sonra Ekincik tabelalarını takip etmeniz gerekir. Navigasyon bu yolu gösterecektir. Ama ben olsam bu yolu terci etmem. 2. yöntem daha güzel çünkü.
Navigasyon Ekincik’e gidiş yolunu üstteki fotoğraftaki gibi gösteriyor. Biz Dalyan Boğazı’ndan araçlı feribotla  geçerek Ekincik’e ulaştık.
Dalaman’ı geçtikten sonra Ortaca civarındayken Dalyan yoluna sapabilirsiniz. Dalyan’da, Deniz Kızı Restoran’ının önünden kalkan mini feribotlarla Dalyan Boğazı’nı geçip, Köyceğiz Gölü’ne parelel şekilde ilerleyen karayolundan devam edebilirsiniz. Sultaniye Kaplıca’larına vardıktan sonra Ekincik yoluna girmelisiniz.
Bu yolu tercih ederek gittiğinizde, yolunuz biraz kısalmış oluyor. Hem de bu rotanın manzarası muhteşemdir.
Biz Ekincik’e giderken bu yolu tercih etmiştik. 
NOT: Marmaris’ten geliyorsanız.

Hiç Köyceğiz’e gelmenize gerek yok. Aksaz üzerinden direk Ekincik’e ulaşabilirsiniz.

EŞSİZ GÜZELLİKLERLE DOLU BİR GÜN: DALYAN TEKNE TURU

Dalyan’ın olmazsa olmazlarından biri nehir üzerinde tekne turu yapmaktır. Dalyan tekne turu eşsiz güzelliklerle dolu. Çünkü bu turda, yeşil doğasıyla büyüleyen bir nehirde gezinti yapıp, şifalı çamur banyolarına girip, altında kayıp bir şehrin bulunduğu gölde yüzüp, sadece tekneyi kullanan kaptanların bildiği sazlıklarla dolu labirentimsi yollardan tekne ile ilerleyip, dünyaca ünlü bir plajda yüzüp, yüzyıllarca nasıl yapıldığı hala anlaşılamamış kral mezarlarını da içeren bir antik kenti geziyorsunuz?

Nasıl sizce  🙂

Dalyan, adını bulunduğu deltadan alıyor. Dalyan deltası, Köyceğiz Gölü ile Ege Denizi‘ni birbirine bağlayan konumundan dolayı özgün doğal güzelliklere sahip. Delta, caretta kaplumbağalara, mavi yengeçlere, bir sürü kuş türüne ve daha bir çok canlıya da yaşam alanı sunuyor.

Dalyan, tarihi geçmişi ve doğal güzellikleri ile insanı büyülüyor. Kesinlikle görülmeye değer.

Dalyan, Muğla ilinin Ortaca ilçesine bağlı bir mahalledir.

İki kez Dalyan tekne turu yaptık. Her defasında tekne turu çok eğlenceli geçti. Turda neler var? Hepsi bu yazıda.

Dalyan Günlük Tekne Turu’nda Neler Var?

Dalyan tekne turu sabah 10.30’da başlıyor. Saat 10 gibi Kooperatif iskelesinde bulunmalısınız. Ücret 35-40 TL arasında değişiyor.

işte başlıyoruz

Gezinin ilk durağı çamur banyosu. İsteyen çamur banyosunda, isteyen termal suda vakit geçirebilir. Çamur banyolarına giriş ekstra tabidir. Ücret 6TL.

eğlenceli bir aktivite 🙂

Çamur banyosunun ardından, ikinci durak ise Köyceğiz gölü. Altında kayıp bir şehrin bulunduğu gölde yüzmek keyiflidir. Bu noktada rehberinizden göl hakkında bilgiler alabilirsiniz.

sonsuz maviliklerde bir başımayım sanki:) Gölde yüzmeyi deneyin mutlaka

Köyceğiz gölünden sonra istikamet tekrar Dalyan. Çünkü  öğle yemeği zamanı. Öğlen yemeği nehir kenarındaki bir restoranda  açık büfedir. Siz restorana geldiğinizde, istediğiniz yemeği seçip alabiliyorsunuz. Menü oldukça zengin. Öğlen yemekleri, tekne turu ücretine dahil.

Yemek molasının ardından, tekneyle iztuzu plajının olduğu tarafa doğru hareket ediyorsunuz. Bu yolculuğa muhteşem bir manzara eşlik ediyor. Kral mezarlarını yakından fotoğraflamayı unutmayın.

Tur tekneleri, bu manzarada biraz duraksıyorlar.

Mavi yengeçlerin olduğu bir noktada mola verildiğinde, Canlı olarak mavi yengeçleri görüyorsunuz, bazen de caretta kaplumbağaları görmek mümkünmüş. Mavi yengeç yemek isterseniz, teknede sipariş verebilirsiniz. Dönüş yolundayken, pişmiş yengeçlerinizi almayı unutmayın. Tadı güzeldir. Lezzeti, biraz balık  biraz da tavuk etine benziyor. En azından bir deneyin.

Mavi yengeci, görevli bir çocuk tutuyor.

Sazlıkların arasından yolculuk devam ederken, İztuzu plajına varıncaya kadar etrafın keyfini çıkarmaya bakın. Bence turun en güzel anları burada başlıyor. Teknenin en ucuna oturup, püfür püfür esen rüzgarı hissedin. Etrafı iyi gözlemleyin. Her an devasa bir caretta caretta su yüzeyinde görünebilir. Yaşam ömürleri yaklaşık 100-120 yıl olan bu sevimli canlıları görmek teknedeki herkeste bir heyacan yaratıyor.

Sazlıkları hiç hafife almayın. Yolu bilmeyen biri, burada kaybolabilir.
Bu trafiği seviyorum.

Vee nihayet iztuzu plajı..  Tura devam etmek isteyenler, plajda belli bir süre kaldıktan sonra,  Kaunos Antik Kenti‘ne geçebilir; Turu sonlandırmak isteyenler ise plajda istedikleri kadar kalabilir. Bu durumda, tura başladığınız tekneden alacağınız dönüş biletiyle istediğiniz saatte, herhangi bir tekne ile Dalyan’a geri dönebiliyorsunuz.

Caretta Caretta kaplumbağaların doğal üreme ve yaşama alanı olan iztuzu plajının ülkemiz için önemi büyük. Plaj, sit alanı kabul edildiğinden, çevrede yapılaşmaya izin verilmemektedir. Akşam 18.00’den sonra plaj tamamen boşaltılıyor.

Plajda bol bol yüzebilirsiniz. Aynı zamanda caretta kaplumbağaların rehabilitasyon merkezini de ziyaret edebilirsiniz.

İZTUZU, civarın en güzel plajlarından. Bir diğeri de SARIGERME’dir.

Kaunos Antik Kenti gezisine devam etmek isterseniz, girişte ayrıca ücret ödemeniz gerekir. Antik kent gezisinin bedeli 10 TL. Ancak müzekartınız varsa, antik kente ücretsiz giriş yapabilirsiniz.

Biz her iki turumuzda da antik kenti gezemedik. Her defasında iztuzu plajının keyfini çıkarmayı tercih ettik. Antik kenti ayrı bir günde gezmeyi istemiş olsak da hala yapamadık 🙁

Eğer aracınız varsa, antik kente farklı bir günde de gidebilirsiniz. Köyceğiz taraflarında gidis yolu var.

Bu manzaraya akşam da bakın. Manzaranın ışıklandırılmış hali bir başka güzeldir.

Google Map’ten Dalyan‘ın konumunu mutlaka inceleyin. Bu bölgede tatil yapmayı düşünüyorsanız, pişman olmazsınız bence.  Gidilecek çok yer, yapılacak çok aktivite var. Doğal güzellikler henüz bozulmamış. Dalyan ve Dalyan çevresindeki gezilecek yerlerle ilgili en detaylı bilgileri bu blogda bulabilirsiniz. Her yıl bu bölgeye geliyorum. Yazılarımı güncel tutmaya çalışıyorum.

Instagram :instagram.com/mutludusler

İNLİCE KOYU – GÖCEK

Muhteşem Göcek koylarından birisi de inlice ’dir. Biraz da Göcek koylarını anlatayım.

Dalaman’da ailemizle birlikte tatilimize devam ediyoruz. Bugünkü durağımız İnlice Koyu oldu. Dalaman’a olan yakınlığından dolayı burası bizim her zaman favori plajlarımız arasında yer  alır.

Diğer favori plajlarımızı merak ederseniz, aşağıdaki linklere tıklayın.

İnlice’ye yemyeşil bir orman içinden geçerek ulaşırsınız. Mis gibi çam kokusu işler içinize.

Eskiden kamp alanı olarak kullanılıyormuş. Şimdilerde bir bölümünde çadırlar kurulu olsada yerli halk için plaj mevcut.

Plaj diyorum, çünkü buranın sahil şeridi çok küçük sayılmaz. Ben daha önce çok kalabalık olduğunu görmedim. İstediğiniz noktadan rahatlıkla denize girebiliyorsunuz. Yol üstü plajlarını seviyorsanız, burayı rotanıza ekleyin. Çünkü ulaşımı kolay, ana yola çok çok yakın mesafede.

inlice koyu

Denizi hafif dalgalı olmakla beraber kumu biraz serttir. Denizi bazı noktalarda sığdır. Ancak bazı noktalarda ise hemen derinleşir. O yüzden çocuklar için ekstra dikkat gerekiyor.

Otopark, duş, soyunma kabini ve tuvalet mevcut. Koya giriş ise ücretsiz. Eğer kendi aracınızla geldiyseniz, otopark ücreti veriyorsunuz. Onun ücreti de 5-10 TL arası bir şeydir.. Net hatırlayamadım.

İnlice’ye gelen yerli halk burayı mesire alanı gibi de kullanıyor. Aslına bakarsanız, bu koylarda piknik yapanlara rastlamak her zaman mümkün. 🙂

Biz mi?

Bizde ailemizle birlikte piknikçi modunda geldik yine. Basit kahvaltılıklar ve çay bizim olmazsa olmazlarımız arasındadır.

Yanınızda yiyecek getirmediyseniz, içeride  ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bir işletme mevcut. Orada oturup, uygun fiyata çayınızı yudumlarken, yiyecek bir şeyler atıştırabilirsiniz.

Her gittiğimiz yerde klasik selfie’mizi de çektiğimize göre mutluyuz 🙂

Fotoğrafdan da anlaşılacağı üzere kıyıdan denize ulaşana kadar ki mesafenin büyük bir kısmı kum. Çocuklar için harika bir oyun alanı olabilir burası 🙂

inlice’ye nasıl gidilir?

Dalaman’dan Fethiye’ ye doğru giderken, Göcek’i geçtikten sonra sağda yer alan “inlice” tabelasını takip ederek bu koya ulaşabilirsiniz.

 Göcek’te konaklama yapacaksanız, gidebileceğiniz en yakın koylardan birisi de burasıdır. Göcek’e sadece 5km mesafede yer alıyor. Göcek’ten buraya düzenli minibüs seferleri var.

Yine Fethiye, Dalyan, Akyaka-Gökova taraflarından da buraya rahatlıkla ulaşım sağlayabilirsiniz.

 

2 haftalık tatilimizde bebeğimizle birlikte nerelere gittik?Sırasıyla okuyun,belki hoşunuza gidecek tavsiyeler vardır. 🙂

Sarıgerme plajı – Ortaca

Sarsala koyu – Dalaman

İnlice koyu – Göcek

Selimiye tatili- Marmaris

Azmak Nehir Turu – Akyaka(Gökova)

Kurşunlu şelalesi – Antalya

Çıralı tatili – Kemer

Kaş-Kalkan tatili ve Kaputaj plajı

Günlüklü koyu – Fethiye

 

SARIGERME PLAJI – ORTACA – MUĞLA

Sarıgerme, Muğla’nın Ortaca ilçesi sınırlarında yer alan  tertemiz doğası, harika kumsalı ve berrak denizinden dolayı mutlaka gidilmesi, görülmesi gereken plajlar arasında yer alır. Sığ denizi ve yumuşacık sarı kumundan dolayı çocuklu ailelerin de rahatlıkla tercih edebileceği mavi bayraklı bir plajdır.

Plaj dediğin 🙂

Ortaca, eşimin doğup büyüdüğü topraklar olduğundan ve ailesinin de hala orada yaşamasından dolayı biz sıklıkla gidiyoruz.

Her aile ziyaretimizde mutlaka yakın çevredeki koylara ve plajlara gittiğimizden benim de çevreyi fazlasıyla deneyimleme imkanım oldu.

Yakınlardaki diğer plajları merak ederseniz, aşağıdaki linklere gelin 🙂

Bu kez sarıgerme’ye gittiğimizde bazı şeylerin değişmiş olduğunu farkettim. Mesela, eskiden plaja kadar araba ile gidilmezdi. Plaja gelmeden önce araçların park alanına bırakılması ve sonrasında  çevre halkının “çekçek” dediği traktöre bağlı otobüsümsü araca binmek zorundaydınız.

Sırf bu uygulama yüzünden buraya gitmeye  üşendiğimiz bile olurdu 🙂

Sarçed (sarıgerme çevre eğitim derneği)bu uygulamayı kaldırmış, Artık aracınızla beraber plaja kadar gidip, uygun park alanlarına park edebiliyorsunuz.

Buranın en sevdiğim taraflarından biri de etrafın tertemiz ve bakımlı olmasıdır. Duş, soyunma kabini ve tuvaletlerin olması da ayrı bir artı tabi.

Sarıgerme, mavi bayraklı bir plaj olmasının yanında bir de, Kum zambakları için doğal bir yetişme alanı. Nesli tükenmek üzere olan kum zambakları, tüm akdeniz ülkelerinde yetişiyor. Türkiye’de kum zambaklarının ülke dışına çıkarılması ise suç kabul ediliyor.

Kum zambakları, plajın güzelliğine güzellik katıyor

Plajda yer alan küçük bir işletme var. Oradan istediğiniz yiyeceği uygun fiyata temin edebiliyorsunuz.

Biz genelde piknikçi modunda gidiyoruz. 🙂 Çünkü burada ağaçların altında piknik yapmak çok keyiflidir.

Deniz suyu sıcaklığı çok güzel. Çocuklu aileler için çok ideal bir plaj burası. Deniz hemen derinleşmiyor. Plajın kumu özeldir. Sarı ve yumuşacıktır. Ayakları hiç rahatsız etmez. Ancak çıplak ayakla kumlara basamazsınız. Yaz sıcağında kumlar çok yakıcı oluyor. Mutlaka plaj terliği kullanmalısınız.

Aslında ben böyle kumlu plajları hiç sevmem. Çünkü her yerim kum olur. Sinir olurum onu temizleyene kadar. 😀 Neyse ki, plajdan çıktıktan sonra, arabaya gelmeden önce duş alabilme ya da ayaklarımızı temizleyebilme imkanı var.

Bazıları da kum sever ya. İşte siz onlardansanız burayı mutlaka görün derim.

şezlong kiralamak ücretli.

Biz senede 2-3 kez buradayız. Burayı seviyoruz. 💙 Neden mi?

Çünkü;

  • Plaj temiz ve bakımlı. 
  • İşletmedeki yiyecekler uçuk fiyatlara satılmıyor.   
  • Plaj her yaştan insana hitap ediyor.  Çocuklar için çok keyifli bir ortamı var.

Ufak bir Not Plaja giriş ücreti kişi başı 3TL. Araç için otopark ücreti 5-10TL arası olmalı.

Sarıgerme’ye Nasıl Gidilir?

Buralara  nasıl gelirim? Nerede konaklama yapabilirim diyorsanız? Sizlere önerilerim şöyle olacaktır: Burası Dalaman Hava Limanı‘na yaklaşık 12 km kadar. Havalimanından araç kiralayabilir  ya da taksi ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Otobüs ile gelirseniz, Ortaca otogardan kalkan servisleri kullanabilirsiniz.

Plajın etrafında 5 yıldızlı oteller mevcut. Onları tercih edebilir ya da Sarıgerme köyündeki pansiyonlarda konaklayabilirsiniz.

Ya da Göcek, Dalyan, Akyaka-Gökova taraflarına tatile geldiyseniz, Burası oralara çok yakın mesafede. Günübirlik gelebilirsiniz.

Ertesi gün Sarsala Koyu’ndayız.

 

 

2 haftalık tatilimizde bebeğimizle birlikte nerelere gittik?Sırasıyla okuyun,belki hoşunuza gidecek tavsiyeler vardır. 🙂

Sarıgerme plajı – Ortaca

Sarsala koyu – Dalaman

İnlice koyu – Göcek

Selimiye tatili- Marmaris

Azmak Nehir Turu – Akyaka(Gökova)

Kurşunlu şelalesi – Antalya

Çıralı tatili – Kemer

Kaş-Kalkan tatili ve Kaputaj plajı

Günlüklü koyu – Fethiye

 

SARSALA KOYU – DALAMAN – MUĞLA

Bu yörenin cennet koylarından biri de Sarsala ‘dır. Bakir doğada yer alan bu şirin koy, tekrar tekrar gitmek isteyebileceğiniz yerlerden birisi olabilir.

Mavi yolculuk yapan teknelerin uğrak yeri haline gelen koy, bakir doğasını koruyabilmiş. Çevresinde hiç bir yapılaşmaya izin verilmemiş. Çam ağaçlarıyla çevrelenmiş  tertemiz doğası umarım her daim böyle temiz kalır.

Hani derler ya deniz çarşaf  gibiydi diye, işte Sarsala’nın denizi böyledir. Dalgasız, berrak, dingin sularda keyif yapmak için ideal bir yerdir burası.

Duş, soyunma kabini, tuvalet mevcut.

Yerli halkın genellikle mesire alanı gibi kullandığı bu koya gelirken sizlerde yanınızda yiyecek getirmeyi unutmayın derim. Ya da yanınızda sadece çiğ et getirip, 10tl(2015 yılı) karşılığı içerideki tesiste pişirtebilirsiniz.

Unutursanız da hiç sorun değil. İçeride yer alan tesiste yiyecek bişeyler var. En azından temel ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz diye düşünüyorum.

Mangal yapmak isteyenler için ise ayrı bir yer yapmışlar. Sadece orada pişirebiliyorsunuz. Dolayısıyla insanları rahatsız edici koku ve duman yok ortada. Bu uygulama iyi olmuş. Daha önce geldiğimizde böyle değildi.

Biz tabi yerli halk olarak yiyeceklerimizle birlikte gittik. 🙂

Bu koydaki ağaç gölgeleri o kadar serin ki; Ferahlık içinize işliyor resmen. O yüzden burada piknik yapmak harika oluyor. Ancak kara sineklere dikkat etmekte fayda var. Bazen çok rahatsız edici olabiliyorlar.

Peki nerededir Sarsala Koyu?  Haritadan  detaylı incelemek gerekirse, buyrun. 🙂

Sarsala Koyu’na giderken göl mü yoksa denizin bir uzantısı mı olduğuna bir türlü karar veremediğimiz su birikintisinin manzarası da harika. 🙂 (Bu arada orası bir gölmüş. Kocagöl diye isimlendirilmiş.)

Koya giriş ücreti olarak kişi başı 2,5TL(2015 yılı) verdik. Araç için ayrıca bir ücret ödemiyorsunuz. Park alanı mevcut.

Koydan çıkarken, deniz manzaralı fotoğraf çekilmeyi unutmayın. Biz fotoğraf çektirmek için durduğumuz bu tepede, kalabalık bir aile çoluk çocuk piknik yapıyordu. Kaan Emir koşarak sofraya oturunca, elinde görünen o nefis poğacayı kapmış oldu. 🙂

Sarsala’ya Nasıl Gidilir?

Buranın ulaşım konusu biraz sıkıntılı. Sarp bir güzergahtan ilerlediğimiz  yol bizi sarsala koyuna getirdi.

Kendi aracınızla, Ortaca’dan Dalaman havalimanı istikametinde ilerlerken, hava limanına gelmeden sola doğru kıvrılan yol üzerinden ilerleyerek bu koya ulaşabilirsiniz. Dalaman’a yaklaşık olarak 12 km uzaklıkta. Giderken Kapıkargın köyünden geçiliyor. Eğer ki yolu karıştırırsanız, yerel halktan yardım alabilirsiniz.

Son bir notYolüstü lezzet duraklarına önem verenlerdenseniz, Sarsala yolu üzerinde yer alan gözlemecilere bir şans verebilirsiniz 🙂

Ertesi gün , Göcek-İnlice Koyu’ndayız..

 

 

2 haftalık tatilimizde bebeğimizle birlikte nerelere gittik?Sırasıyla okuyun,belki hoşunuza gidecek tavsiyeler vardır. 🙂

Sarıgerme plajı – Ortaca

Sarsala koyu – Dalaman

İnlice koyu – Göcek

Selimiye tatili- Marmaris

Azmak Nehir Turu – Akyaka(Gökova)

Kurşunlu şelalesi – Antalya

Çıralı tatili – Kemer

Kaş-Kalkan tatili ve Kaputaj plajı

Günlüklü koyu – Fethiye

 

İZMİR’DE ŞİRİN BİR İLÇE: TİRE’Yİ KEŞFEDELİM

İzmir’in Tire taraflarına yolu düşenlere güzel bir lezzet durağından bahsedeceğim. Bu yaz, sevdiğimiz bir arkadaşımızın düğünü için Tire’ye geldik. Tire’yi çok sevdik. Küçük, şirin bir kasaba. İnsanları sıcakkanlı. Yani  nasıl sevmeyelim ki?

İlçeye geldikten sonra güzel yemek yiyelim, biraz soluklanalım dedik.

İnternette fazlaca önerilmiş olan kaplandağ restoran‘ı gördüm öncelikle. Restoranı tavsiye eden başka arkadaşlarım da oldu. Daha yoldayken, restoranı arayıp rezervasyon yapmıştım. Bloglardan okuduğum kadarıyla, mutlaka rezervasyon gerekiyormuş. Restoranı bulmak için navigasyonu kullanmanızı öneririm. Tire’ye giriş yaptıktan sonra navigasyona göre ilerlediğinizde bir süre sonra toprak yol başlıyor. Varış noktasına ulaşmışsınız gibi görünüyor ama gerçekte öyle değil. Toprak yol üzerinden biraz yokuş çıkıyorsunuz. Tabelalar sizi restorana kadar yönlediriyor.
Kaplandağ Restoran tepe bir yerde bulunuyor. Harika bir manzarası var. Çok ferah bir kere. Direk yeşile bakıyorsunuz. Tire‘nin bir kısmını da kuş bakışı görüyorsunuz.
Restoranın ambiyansına ise bayıldım. Masalar, sandalyeler hep ahşap. Su kabaklarından tavana süsler yapmışlar. Yani nereye baksanız, ahşap görüyorsunuz. Dekorasyonun tamamen ahşap odaklı olması, ortamı fazlaca otantikleştirmiş.
Ancak sandalyelerde herhangi bir minder olmadığından, çok uzun süre oturmak pek mümkün değil. Biraz rahatsızlık veriyor.
Biz, öğlen saat 14 gibi gittiğimizde bir kaç masa doluydu. Sanırım akşama doğru daha yoğun oluyordur.
Lezzetlere gelince, meze çeşitliliği çok güzel. Mezelerin çoğu sevilen ege otlarından oluşuyor. Daha önce denemediğimiz mezelerden aldık. Her biri güzeldi. Ana yemek olarak ise köfte, kuzu şiş tercih ettik.
Bizim burada asıl beğendiğimiz şey şerbetleri oldu. Karadut ve koruk şerbetleri var. Karadut şerbeti tatlımsı kesinlikle çok güzel. Koruk şerbeti ise daha önce hiç denemediğim, hatta nasıl düşünmüşler bunu dediğim bir lezzet oldu 😀  Aşırı beğendim. Tatlımsı ama biraz da mayhoş bir tadı var. Herkes sevmez bence. Ama seven de müdavimi olur. 🙂
Çocukluğumda korukların suyuyla, ezilmiş sarımsağı karıştırıp, turşu suyu benzeri bir lezzet yapardık. Çok güzel olurdu. Bu şerbet beni o günlere geri götürdü.
Tatlı olarak ise, karadutlu lor tatlısı varmış. Çok meşhur dediler. Evet tadı güzel. Ama çok uyduruk geldi bana. 😀  Lor üstüne, karadut reçeli dökülmüş.
Tire’den dönerken ise, yöreye özgü lezzetlerden satın aldık. “Çamur” ismini verdikleri bir peynir çeşitleri var. Çökelek peynirine benzetebiliriz bu peyniri. Ve her yörede olduğu gibi burada da yörenin ismiyle özdeşleşmiş köfte var. Tire köftesi olmazsa olmaz. Yalnız, Tire köftesini hakikaten çok beğendik. Bir paket almıştık. Üzerinde nasıl pişireleceğinin tarifi de vardı.
Dönüş yolunda, Kaplandağ restorana tekrar gelme sebeplerimizi sıraladık. İşte o liste:
  • Ferah manzarası için gelinir.
  • Lezzetli mezeleri ve en önemlisi de koruk şerbeti için gelebiliriz.

NOT: Şimdi blog yazımı oluştururken aklıma geldi de, o şerbet neydi ya. demekten kendimi alamıyorum. Tamam ben koruk şerbeti için tekrar gelirim. 😀

LACİVERT KOY, EN ÇOK SENİ SEVDİK:AKYAKA TEKNE TURU

Akyaka tekne turu yazımda, Akyaka’dan yaptığımız tekne turundan, gezdiğimiz koylardan ve tur boyunca memnun kaldığımız şeylerden bahsediyor olacağım.

Her tatil beldesinde tekne turu oluşumu vardır. Siz sever misiniz tekne ile yapılan turları bilmem ama bizim çok sevdiğimiz kesin. Her gittiğimiz yerde mutlaka tekne turu yapmışlığımız var çünkü.

Çünkü denizde olmayı çok seviyoruz. Çünkü maviyi çok seviyoruz . Her ne kadar deniz ile çok geç tanışmış olsam da, yüzmeyi 20’li yaşlarda öğrenmiş olsam da.

akyaka tekne turu- tekneler, plajın hemen yan tarafından kalkıyor.

O kadar güzel bir ülkede yaşıyoruz ki. Aynı yere birden fazla kez gitmek, hiç gitmemişcesine keyif veriyor.
5 sene önce Akyaka tekne turu yapmıştık. Akyaka’nın koylarını çok özlediğimizden dolayı turu tekrarlamak istedik.

Tekne turu hakkında kısa kısa;

Akyaka’da 2 farklı tekne turu var. Birincisi, Azmak nehri üstünde yapılan nehir turu. Bu turu şiddetle tavsiye ederim. Ayrıntılı notlarım burada.

İkincisi ise hemen hemen her tatil beldesinde yapılan koy koy gezen tekne turu.  Vereceğim bilgiler bu turla ilgili.

  • Tekne turları 10.30 gibi başlıyor.
  • Akşamdan turu ayarlamak önemli. Rezervasyonsuz yer bulmak zor oluyor.
  • Kısa ve uzun olmak üzere 2 tip tur var. Bizimki kısa turdu. (50tl – 2017 yılı)  5 sene önce uzun turu yapmışız.
  • Tekneler oldukça büyük ve haliyle çok fazla kişiyle gezinti yapmış oluyorsunuz. Ortam genelde müzikli. Eğlenceli, herkesin sevebileceği müzikleri çalıyorlar. Yemek olarak ise balık tercih etmiştik. Çok taze ve lezzetliydi.
  • Biz, Gökovalı Gümüş teknesiyle gezdik. Bu firmayı gönül rahatlığıyla herkese tavsiye edebilirim.

Akyaka Tekne Turu ile Gezdiğimiz Koylar

GELİBOLU ADASI SU ALTI MAĞARASI: ilk yüzme molası burada veriliyor.

İNCEKUM PLAJI: Plaj kıyısı çok kayalık. Güneşlenecek yer yok gibi. Ancak denizi o kadar berrak ki. İncecik kumundan dolayı, yüzmek çok keyifli. Ve enterasandır incecik kuma rağmen, su hiç bulanmıyor. Hep berrak. Ayrıntılı notlarım burada.

sanki tropik bir ada.

SEDİR ADASI: Ören yeri olduğundan giriş ücretli. (20tl – 2017 yılı) Müzekart ve maximum kredi kartı olanlar ücretsiz giriş yapabiliyor. Burada antik tiyatroyu gezebilir, kleopatra plajında yüzebilirsiniz. Plajdaki kumlar koruma altında olduğundan, plajın bir kısmı çitle çevrili durumda. O bölüme giriş yasak. Ayrıntılı notlarım burada.

sedir adası

LACİVERT KOYU: Burası tablo gibi bir koy. Poseidon’un evinin burada olduğu rivayet ediliyor. Derinlik 70-80 m. O yüzden suyun rengi lacivert görünüyor. Her koyda olduğu gibi burada da yüzmek çok keyifli. Turistlerin en çok ilgisini çeken yerlerden. Koy, gün boyunca lacivertin farklı tonlarına bürünüyor.

Derinliğin 70-80 m olduğunu düşünürsek oldukça ürkütücü aynı zamanda. Ama kimin umurunda? Şu güzellikten geçip gidilir mi yüzmeden?

lacivert koyu-marmaris

En güzel koylara tekneler ulaşıyor. Bir tekne turu yapmadan tatilden dönmek büyük eksiklik olur. Dönüş yolunda, teknenin en üst katında oturup, rüzgarı hissetmek en sevdiğim.

 

 

 

Gezi-seyahat hakkında daha fazla paylaşım görmek isterseniz, sosyal medya hesaplarım aşağıdaki şekildedir.

instagram:https://www.instagram.com/mutludusler/

facebook.:https://www.facebook.com/MutluDusler/?fref=ts

GEZ GEZ BİTMEYEN KOYLAR:KİLLE KOYU-DALAMAN

Gez gez bitmeyen koylarda, Kille koyu var.  Dalaman ve Göcek civarında gezilecek, keşfedilecek, mis çam kokusu eşliğinde denize atlanacak o kadar çok koy var ki. Zaten bazılarına araba ile ulaşım bile yok. Oralara sadece tekne turlarıyla ya da trekking yoluyla gitmek mümkün.

Kille koyu ise araba ile ulaşım sağlayabileceğiniz bir koy. Oldukça büyük bir koy aynı zamanda. Denize girilecek bir çok noktası var. Koyun arkası ova, devamında çam ağaçlarıyla kaplı bir orman yükseliyor. Koy boyunca ilerlediğinizde çam ağaçlarının gölgesinden de denize girebiliyorsunuz. Biz işte bu noktada denize girdik.

Plaj kıyısı toprak olduğundan, ilk girişte su bulanık görünebilir. Ancak denize açıldıkça su berraklaşıyor, güzelleşiyor.

İlk bu koya geldiğimizde, buranın kille olup olmadığından emin olamadık her ne kadar Dalaman‘lı olsak da 🙂 Çünkü  bizimkiler çok eskiden gelmişler ve tam olarak hatırlayamadılar. Sonrasında Dalaman’lı olduğunu tahmin ettiğimiz bir aile görünce onlara sorup emin olduk doğru geldiğimizden.

Koyun yolu pek düzgün değil ama keşfetmeyi seviyorsanız buraya gelirsiniz bence 🙂

Sakinlik arayanlar, çam kokusu severler gelsinler.

KİLLE KOYUNA NASIL GİDİLİR?

Dalaman’dan Göcek’e giderken, Göcek tüneline girmeden hemen önce sağda bir benzin istasyonu vardır. İstasyonun bulunduğu noktadan bir sapak var. O sapak boyunca ilerlemek gerekiyor. Etrafta kille koyuna ait hiç bir tabela yok maalesef. Sadece boynuzbükü tabelaları var. Biz boynuzbükü’ne gider gibi gittik. Boynuzbükü göründükten sonra, yol ikiye ayrıldı. Biz, Boynuzbükü olmayan tarafa ilerleyerek bu koya ulaştık.

FETHİYE GEZİ REHBERİ

Fethiye, o meşhur ölüdeniz fotoğrafıyla adeta bütünleşmiş, çoğumuzun hafızasında bu şekilde yer etmiştir öyle değil mi?

Fethiye gerçekten de ülkemizin cennet köşelerinden biri. Doğanın kucağında huzurlu bir tatil yeri bana göre.

Peki Fethiye’nin ismi nereden geliyor? Hiç merak ettiniz mi? Şimdi biraz geçmişe yolculuk yapalım.

Eski çağlardan beri yerleşimin olduğu Fethiye, antik çağlarda Telmessos adıyla anılırmış. “Işık yurdunun insanları” olarak bilinen Likyalılar bu topraklarda hüküm sürmüşler. Roma imparatorluğu döneminde ise şehrin ismi “uzak diyar” anlamına gelen “meğri” adıyla değiştirilmiş. 1934 yılında Şam’dan havalanan ve Teberiye yakınlarında uçağı düşürülerek şehit olan ilk pilotlarımızdan fethi bey anısına bu topraklar Fethiye olarak isimlendirilmiş.

Bizim Fethiye tatilimiz ise şöyle başladı. Ekim ayında 3 günlük bir tatilimiz vardı. Bu tatilin 2 gününü keşfetmekte çok geç kaldığımız Fethiye’ye ayırdık. Son günümüzü ise Kaş’ta geçirmeye karar verdik.

Eşimin ailesi  Dalaman’da yaşadığı için sıklıkla Dalaman ve Göcek civarlarına gidiyoruz. Fethiye’nin buralara uzaklığı araç ile yaklaşık 40dk. Yani yakın sayılır. O yüzden Fethiye’yi konaklamalı bir tatil için hiç düşünmemişiz. Günübirlik gitmeye kalktığımızda ise, o yollar hep gözümüzde büyürdü. Bir kez günübirlik Ölüdeniz’e gittik. Ama çevreyi pek de keşfetme fırsatımız olmadı bugüne kadar.

Fethiye sanılanın aksine oldukça büyük bir ilçe. Yerli ve yabancı turistlerin gözdesi haline gelmiş. O yüzden de turizm fazlasıyla gelişmiş.

Fethiye’de Konaklama

Fethiye’de konaklama seçenekleri bir hayli fazla sayılır. Seçmekte zorluk yaşayabilirsiniz. Öncelikle seçeceğiniz otelin konumuna iyi bakın derim. Fethiye oldukça büyük bir tatil kasabası olduğundan özel aracınız yoksa, bir yerden başka bir yere gitmek sıkıntı olabilir. Kalacağınız otelin konumuna karar vermeden önce, nerede denize girmek istediğinizi belirleyin. Ya da gezmeyi çok seviyorsanız, gezilecek yerlere yakınlığı göz önünde bulundurun.

Fethiye’yi konaklama için 4 bölgeye ayırmak mümkün. Şimdi onları gidiş sırasına göre anlatayım.

Çalış mevkii,

Fethiye merkeze 7-8 km’lik bir uzaklıkta bulunuyor. Burada konaklama için çok fazla otel var. Bu otellerde konaklayarak, 5 km’lik bir uzunluğa sahip olan Çalış Plajı‘nda keyif yapabilirsiniz. Ayrıca, plaj çevresinde çok sayıda yeme-içme mekanları da var. Biz, Dalaman tarafından geldiğimiz için Fethiye sapağına girdiğimizde ilk olarak buraya gelmiştik.

Fethiye merkez,

Merkezdeki otellerde konaklamak ise bir başka seçenek. Ancak bu durumda çok yakın bir plaj yok. Özel aracınızla ya da minibüslerle etraftaki plajlara ya da koylara geçebilirsiniz. Merkezdeki sahilde yer alan restoranlar, kafeler çok güzel. Sahil boyunca çok güzel bir yürüyüş parkuru yapmışlar. Gezmek keyifli.

Hisarönü mevkii,

Fethiye merkez ile ölüdeniz arasında bulunuyor. Bu bölgede çok güzel butik oteller var. Turistler konaklama için en çok burayı tercih ediyor. Hisarönü, renkli gece hayatı ile de ünlü. O yüzden oldukça hareketli bir yer.

Bölgede turist yoğunluğu fazla olduğundan, yeme-içme mekanlarının çokluğu hemen göze çarpıyor.

Hisarönü, Ölüdeniz sahile 3-4 km mesafede yer alıyor. Merkeze de 9 km uzaklığı var sanırım. Plaj için en yakın ölüdeniz tabi ki. Buradaki oteller, ölüdeniz plajına ulaşım servisi de sağlıyor.

Ölüdeniz mevkii,

Biz Ölüdeniz’de yer alan Morina otelde konakladık. Otel plaja 10dk’lik bir mesafede yer alıyor. Ekim ayında gitmemizden dolayı da konaklama ücretimiz indirimli oldu.

oludeniz-otel
otelimizin balkon manzarası

Burada konaklamamızın sebebi tabi ki Ölüdeniz’e yakın olmaktı. Ama bir yandan de kabak koyu ve kelebekler vadisine gitme planlarımız vardı. Oralara da yakın olsun istedik. Tabi Kayaköy ve Babadağ’a da bir nebze olsun yakın olması çok güzel oldu. Yani demem o ki; ölüdeniz konum olarak harika.

Fethiye Plajları

Ölüdeniz,

Ölüdeniz’deki plaj iki kısımdan oluşuyor.İlki, ölüdeniz sahile indiğinizde karşınıza çıkan plaj. Burası, Belcekız Plajı olarak isimlendirilmiş.

fethiye-belcekiz-plaji
Belcekiz plaj

Aynı zamanda kelebekler vadisi ve diğer koylara giden tur teknelerinin de kalkış noktası.

Diğeri ise Belcekız sahilden sağa doğru ilerlediğinizde, girişin ücretli olduğu milli park konumunda olan – hani şu Fethiye’nin tanıtımlarında yer alan kumsal (foto genellikle paraşütten çekilmiştir.)- Ölüdeniz Plajı. Burası lagünün olduğu yer. İster lagünün olduğu kısımda yüzün. İsterseniz Kumburnu’nda(ölüdeniz plajının uç kısmı) ya da Belcekız plajına bakan tarafta yüzün.

oludeniz-kumburnu
Keşke her yeri algida plaj şemsiyeleri kaplamasaymış

Lagünün olduğu bölümde yüzmenizi tavsiye etmem. Su çok temiz değil gibi. Ama Kumburnu ve Belcekız plajına bakan kısımlar güzel.

Biz burun kısmında yüzmüştük. Suyun berraklığı muhteşem. Yüzerken sahilden uzaklaştıkça suyun rengi daha da güzelleşiyor. En güzeli de yüzerken, denizin üzerine yattığınızda, gökyüzünde sizi rengarenk bir manzaranın karşılıyor olması. Paraşütle uçanları seyretmek bu plajı daha da keyifli kılıyor.

Plajda atıştırmalık bir şeyler yemek için birkaç tane işletme var.

Otopark, tuvalet, duş, soyunma kabinleri mevcut.

Kıdrak plajı

Kıdrak plajı yine ölüdeniz bölgesine yakın bir plaj. Araçla ulaşmak mümkün. Belcekız plajına geldiğinizde sol tarafta dağların arasına doğru kıvrılan yol üzerinden ilerlendiğinde bu plaja varılıyor. Biz de kabak koyuna giderken keşfetmiştik.

fethiye-kidrak-plaji
burada çok eğlendik. çok sevdik

Bizim burada denize girme fırsatımız oldu. Denizi ve sahili çok güzel. Burası aynı zamanda mesire alanı olarak da kullanılıyor.

Giriş ücretli. Otopark, tuvalet, duş, soyunma kabinleri mevcut.

Çalış plajı

5 km uzunluğunda bir plaj. Deniz hafiften dalgalı. Plajda çeşitli restoranlar mevcut. Çalış taraflarında konaklama yapacaksanız gideceğiniz en yakın plaj burası. Ölüdeniz’den sonra en çok tercih edilen plaj olma özelliğini taşıyor.

Günlüklü koyu, 

Günlüklü Koyu hakkındaki bilgiler burada .

Katrancı koyu,

Civarın en büyük kamp alanlarından biri olan katrancı koyu, sevdiğimiz bir yer. Ancak bayram tatillerinde hiç uğramayın. Aşırı kalabalık olur.

katranci-koyu

Fethiye’de Ne Yiyelim?

Fethiye’de yeme-içme mekanları oldukça fazla.

Ölüdeniz sahil, Hisarönü, Fethiye’nin sahili, çalış plajı çevresi ve  Kayaköy en iyi restoranları bulabileceğiniz yerler.

Deneyim ve tavsiyelerimden bahsedecek olursam, Biz Fethiye’deki ilk günümüzde, ev yemekleri yiyebileceğimiz, özellikle de çorba içebileceğimiz bir restoran aradık. Fethiye’de araç ile gezerken kalabalık bir esnaf lokantası dikkatimizi çekti. Adı, Sahil Lokantası.

fethiye-yemek
Aradığımız kelle paça çorbası 🙂

Ev yemekleri güzel. Pilav, karnıyarık ve kelle paça çorbası tercih ettik. Hepsi güzeldi.

balık hali

Bir sonraki gün ise Fethiye Balık Hali’ne uğradık. Burası, herkes tarafından sevilen ve tavsiye edilen bir yer. Farklı bir ortamı var. Balık halindeki restoranları daha küçük, salaş yerler olarak düşünmüştüm. Ama öyle değil. Güzel restoranlar var. Ve de çok fazla.

fethiye-balik-hali
balık hali gündüzleri boş. Ama akşamları çok kalabalık.

Çarşının ortasında balıkçılar konumlandırılmış. Çevresini ise restoranlar kaplıyor. Ortadaki balıkçılardan istediğiniz deniz ürünün satın alıp, istediğiniz restorana gidip, pişirtiyorsunuz. Restoran size servis açıyor. İstediğiniz mezeleri ve içeceklerinizi de söylediniz mi tamamdır. Ortam şahane.  Ancak  akşamları hafta içi olmasına rağmen çok kalabalıktı. O yüzden de ortamın fazla gürültülü olduğunu söylemeliyim. Lezzetler tabi ki on numara beş yıldız. Biz bol bol kalamar ve karides satın almıştık. Bir de büyük mercan balığı. Meze olarak ise, 1-2 çeşit söylemiştik. Hepsi güzeldi.

fethiye-balik-hali

Meze çeşitliliği beklentilerimin üzerinde çıktı. Daha önce hiç görmediğim bir sürü meze vardı. Bu arada biz restoran olarak Hilmi’nin Yeri’nde oturduk. Bu restorana özgü de olabilir bu çeşitlilik.

Aslında buradaki tüm restoranlar güzel bence. Çünkü akşam yemeğinde tüm mekanlar doluydu.

En son tatlı olarak da sıcak helva tatlısı söyledik. O da güzeldi.

 

fethiye-sicak-helva
sıcak helva

 

fethiye-aksam-yemegi
balık halinde akşam yemeği

Şimdi gelelim fiyatlara. Balık hali olunca, insan fiyatların çok çok uygun olduğunu düşünüyor haliyle. Sadece deniz ürünü yenirse, belki biraz uygun olabilir. Ancak mezeleri biraz abarttığınız durumda, gelen fatura pek makul olmuyor. Bizim ödediğimiz ücret, başka tatil yerlerinde balık yediğimizde ödediğimiz ücretlere yakındı. Çok da uygun fiyatlıydı diyemiyorum.

Akşam yemeği sonrası eğlenceli bir yer arayanlara, Fethiye merkezdeki sahilde yer alan restoranları öneririm. Biz Marina adlı mekanda oturduk. Canlı müzik vardı. Ortam keyifli. Özellikle denize sıfır masalarda oturmak harika.

Gece hayatı ve bar tipi mekanlar için Hisarönü’ne bakabilirsiniz. Ölüdeniz sahilde de güzel barlar var.

Diğer önerilerim ise, akşam yemeği için Kayaköy’de “Kendin Pişir”  tarzı yerlere uğramanız. Daha fazla zamanımız olsaydı, bunu denerdik sanırım.

Bir de Çalış Plajı’ndaki restoranların et konusunda iyi olduğunun tavsiyelerini aldık. Buralara da bakılabilir.

Fethiye’de Neler Yapılır?

Fethiye’ye sadece otel tatili için gelmediyseniz. Buyurun, size yapılacaklar listem.

Fethiye gezilecek yerler

Fethiye Koyları,

Fethiye’ye Göcek taraflarından geliyorsanız, yol üstünde uğrayabileceğiniz güzel koylar var.(Günlüklü, Katrancı gibi)

Biz daha önce de sıklıkla gittiğimiz Katrancı koyuna saptık. Burası civarın en büyük kamp alanlarından biri. Düşük sezonda gittiğimizden, ortam sakindi. Bol bol yüzdük.

Kayaköy,

Fethiye’ye geldiğimizde ise, gün bitmeden Kayaköy’ü görmek istedik.

Hisarönü’ne geldiğinizde, Kayaköy istikametine doğru ilerleyin. Burası bir ören yeri. O yüzden giriş ücretli. Müzekart ile ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Biz yaklaşık 40dk kadar oyalandık burada. Köyü etraflıca gezdik. Ekim ayında olduğumuzdan kalabalık değildi. O yüzden rahat gezdik.

kayakoy
mutlaka görülmeli

Mübadele yılları öncesinde rumların yaşadığı bir yer olan Kayaköy yıllardır hayalet bir köy olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Terkedilmiş sokaklarda gezerken hissedilen en baskın duygu tabi ki hüzün

Eski adı Levissi olan Kayaköy, likyalılar döneminde kurulmuş. Antik yaşamı boyunca çevresindeki köylerle dostluk ve kardeşlik ilişkileri kurarak varlığını sürdürmüş.

Bu köyün bir diğer önemli özelliği ise, tüm evlerin birbirinin ışığını kesmeyecek şekilde konumlandırılmış olması.

Fethiye’ye yolu düşenler burayı mutlaka görmeli. Köyü gezerken en tepeye kadar çıkın.

Gemile Koyu,

Kayaköy’den biraz daha ileriye gittiğinizde Gemile Koyu varmış. Güzel bir mesire alanı, aynı zamanda da keyifli bir plaj olduğu söyleniyor. Ancak gün akşam olduğundan biz buraya zaman ayıramadık.

Kelebekler Vadisi,

Ertesi gün ise, Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu’na gitmeye karar verdik. Ancak olaylar pek bizim planladığımız gibi gelişmedi. Öncelikle, Ölüdeniz sahile varıp, kelebekler vadisi için tekneleri sorduk. Ama maalesef ki kaçırmışız. Bizim amacımız sadece kelebekler vadisine gitmekti. O yüzden vadiye direkt giden tekneleri sorduk. Aslında günübirlik tekne turları da vadiye uğruyor. Ancak o zaman tüm gününüzü tekneye ayırmanız gerekir.

Benim önerim bir gün öncesinden gelip, turu ayarlamak. Hem saatini de öğrenip ona göre gelmek lazım.

kelebekler-vadisi
Kelebekler Vadisi (Butterfly Valley)

Kabak koyu,

Vadiye gidemeyince, kabak koyuna doğru yol aldık. Belcekız sahilin sol tarafından dağların arasına doğru kıvrılan yolu takip etmek gerek Kabak Koyu için. Ölüdeniz’den git git bitmedi o yollar. Pek yakın sayılmaz. Kabak koyu yolundayken faralya(uzunyurt) köyü girişinde durduk. Burada, kelebekler vadisinin meşhur manzarası var. (üstteki fotoğraf)

Manzaraya bakmak keyifli ama uçurum kenarında olmak acayip korkunç. Ki, Kaan’ı arabadan hiç indirmedik. Zaten oradan oraya koşturan bir çocuk olduğundan hiç risk almak istemedik.

Faralya köyünü geçtikten kısa bir süre sonra kabak mahallesine varılıyor. Bu noktada düzgün yol sona eriyor ve toprak yol başlıyor.

İşte tam bu noktada, aracı parkedip, koya giden minibüslere atlamak gerekiyor.

Ancak biz yol bittiği halde, toprak yoldan ilerlemeye devam ettik. O şekilde koya ulaşılacağını zannediyorduk. 😀 Ama toprak yollar o kadar kötü ki, zaten bir süre sonra o yolda bitti. Geri döndük.

Sonradan öğrendik ki minibüsler başka bir istikametten gidiyormuş. O yoldan da otomobillerin gitmesi imkansızmış. Aracın tabanını taşlara sürtmek olası deniyor. Minibüslerin tabanı daha yüksek olduğundan onlara bir şey olmuyor.

Biz o toprak yollarda biraz gerilince, kabak koyuna gitmekten vazgeçtik.

Buralar çocukla rahat gezilecek yerler değil. Onu belirteyim baştan.

Geri dönüş yolunda Faralya köyündeki bir mini kafede mola verdik. Türk kahvesi içtik. Bu kafe de kelebekler vadisinin tam olarak üst tarafında yer alıyor. Vadiyi gören bir manzarası yok ama.

Kafeyi işleten teyzenin dediğine göre vadiye yürüyerek ulaşmak mümkünmüş. 1 saatte gidiliyormuş. Zaten oralardan bir yürüyüş yolu yapmışlar. Tabelaları vardı. Ancak dönüş 1,5 saati buluyormuş. Çok güzel bir trekking rotası bence. Yanınızda küçük çocuk yoksa değerlendirin. Doğada, yürüyerek keşfetmek gibisi yoktur. Biz göze alamadık tabi o kadar yolu.

Yörük Müzesi,

Neyse, gün bitmedi daha. Ölüdeniz, Hisarönü ve Fethiye merkezi de geçip çalış plajına vardık. (çok fazla yol yaptık ) Orada da Yörük Müzesi var. Bir restoranın içinde yer alıyor. Orayı görelim istedik. Müzeye geldik ama müze kapalıydı. Bir süre beklememize rağmen açılmadı.

Neyse müze açılmayınca,

Fethiye merkeze gelip, bir şeyler atıştırdık. Çarşıyı gezdik biraz. Balık halini de görmüş olduk. Akşam yemeğinde ne yiyeceğimizin bir ön araştırmasını yaptık.

Babadağ,

Daha sonra, Hisarönü tarafına geçtik. Hisarönü’nün girişindeki Babadağ tabelasını takip ederek Babadağ’a tırmandık. Araçla giderken orman içi yolculuk çok keyifliydi. Zirveye yaklaştıkça ağaçların yaprakları, şekilleri, renkleri değişiyor. Hava sıcaklığı azalıyor.

Fethiye’de yapılacak en iyi aktivite kuşkusuz paraşütle atlamaktır. Babadağ, Türkiye’de ilk paraşüt uçuşlarının yapıldığı yer olarak biliniyor. Turistler akın akın sırf bu spor için geliyorlar.

Benim eskiden merakım yoktu bu spora. Ama son zamanlarda merakım arttı. Belki bir gün deneyebilirim.

Paraşütle atlayanları seyretmek de güzel tabi. Çok merak ediyordum bu ortamı. Merakımızı gidermiş olduk.

Buradan kuş bakışı tüm Fethiye’yi de görüyorsunuz. Manzara etkileyici.

babadag-fethiye-manzarasi

Biz öğleden sonra geldiğimizden hafif sis vardı deniz üzerinde. Öğleden önce gelindiğinde daha iyi bir deniz manzarasına şahit olmak mümkün sanırım.

Burada güzel bir de kafe var. Bir süre zirvede kalmak isteyenler, kafede çay-kahve içip, etrafı seyre dalabilirler.

Tekne Turları

Fethiye’ye gelip de tekne turu yapmadan dönmek olmaz tabi ki. Çevredeki harika koyları bu şekilde keşfedebilirsiniz. Özellikle 12 adalar turu çok meşhur.

Biz Göcek’ten kalkan teknelerle turlara katılmıştık daha önce. O yüzden bu kez tekne turunu es geçtik.

Saklıkent Kanyonu, Tlos Antik Kenti, Yakapark ve Patara Plajı

Bir gününüzü Saklıkent ve çevresine ayırabilirsiniz. Biz buralara Kalkan’da tatil yaptığımızda tur ile gelmiştik. Hem çevredeki antik kentleri gezmiştik. Hem de Saklıkent kanyonu gezip, Yakapark’taki ağaç üstünde yer alan çardaklarda yemeğimizi yemiştik. İnanılmaz keyifli.

Saklıkent zaten mutlaka görülmesi gereken yerlerin başını çeker bence. Buz gibi sudan geçmek çok keyifli olmasa da, kanyon boyunca yürüyüş yapmak güzel oluyor.

Patara plajı, akdenizin en uzun plajı. Aynı zamanda kumsalı da çok geniş. Eski türk filmlerinin çöl sahneleri için bu plaj kullanılırmış. Yani denizi hiç göstermeden sadece kumsalda çekim yapabiliyorlarmış.

 

 

Bizim Fethiye tatilimiz böyleydi. Kelebekler vadisi ve Kabak koyunu göremedik ama olsun. Buralara bir daha geleceğiz demek ki 😀