Category

SEYAHAT

Category

FETHİYE GEZİ REHBERİ

Fethiye, o meşhur ölüdeniz fotoğrafıyla adeta bütünleşmiş, çoğumuzun hafızasında bu şekilde yer etmiştir öyle değil mi?

Fethiye gerçekten de ülkemizin cennet köşelerinden biri. Doğanın kucağında huzurlu bir tatil yeri bana göre.

Peki Fethiye’nin ismi nereden geliyor? Hiç merak ettiniz mi? Şimdi biraz geçmişe yolculuk yapalım.

Eski çağlardan beri yerleşimin olduğu Fethiye, antik çağlarda Telmessos adıyla anılırmış. “Işık yurdunun insanları” olarak bilinen Likyalılar bu topraklarda hüküm sürmüşler. Roma imparatorluğu döneminde ise şehrin ismi “uzak diyar” anlamına gelen “meğri” adıyla değiştirilmiş. 1934 yılında Şam’dan havalanan ve Teberiye yakınlarında uçağı düşürülerek şehit olan ilk pilotlarımızdan fethi bey anısına bu topraklar Fethiye olarak isimlendirilmiş.

Bizim Fethiye tatilimiz ise şöyle başladı. Ekim ayında 3 günlük bir tatilimiz vardı. Bu tatilin 2 gününü keşfetmekte çok geç kaldığımız Fethiye’ye ayırdık. Son günümüzü ise Kaş’ta geçirmeye karar verdik.

Eşimin ailesi  Dalaman’da yaşadığı için sıklıkla Dalaman ve Göcek civarlarına gidiyoruz. Fethiye’nin buralara uzaklığı araç ile yaklaşık 40dk. Yani yakın sayılır. O yüzden Fethiye’yi konaklamalı bir tatil için hiç düşünmemişiz. Günübirlik gitmeye kalktığımızda ise, o yollar hep gözümüzde büyürdü. Bir kez günübirlik Ölüdeniz’e gittik. Ama çevreyi pek de keşfetme fırsatımız olmadı bugüne kadar.

Fethiye sanılanın aksine oldukça büyük bir ilçe. Yerli ve yabancı turistlerin gözdesi haline gelmiş. O yüzden de turizm fazlasıyla gelişmiş.

Fethiye’de Konaklama

Fethiye’de konaklama seçenekleri bir hayli fazla sayılır. Seçmekte zorluk yaşayabilirsiniz. Öncelikle seçeceğiniz otelin konumuna iyi bakın derim. Fethiye oldukça büyük bir tatil kasabası olduğundan özel aracınız yoksa, bir yerden başka bir yere gitmek sıkıntı olabilir. Kalacağınız otelin konumuna karar vermeden önce, nerede denize girmek istediğinizi belirleyin. Ya da gezmeyi çok seviyorsanız, gezilecek yerlere yakınlığı göz önünde bulundurun.

Fethiye’yi konaklama için 4 bölgeye ayırmak mümkün. Şimdi onları gidiş sırasına göre anlatayım.

Çalış mevkii,

Fethiye merkeze 7-8 km’lik bir uzaklıkta bulunuyor. Burada konaklama için çok fazla otel var. Bu otellerde konaklayarak, 5 km’lik bir uzunluğa sahip olan Çalış Plajı‘nda keyif yapabilirsiniz. Ayrıca, plaj çevresinde çok sayıda yeme-içme mekanları da var. Biz, Dalaman tarafından geldiğimiz için Fethiye sapağına girdiğimizde ilk olarak buraya gelmiştik.

Fethiye merkez,

Merkezdeki otellerde konaklamak ise bir başka seçenek. Ancak bu durumda çok yakın bir plaj yok. Özel aracınızla ya da minibüslerle etraftaki plajlara ya da koylara geçebilirsiniz. Merkezdeki sahilde yer alan restoranlar, kafeler çok güzel. Sahil boyunca çok güzel bir yürüyüş parkuru yapmışlar. Gezmek keyifli.

Hisarönü mevkii,

Fethiye merkez ile ölüdeniz arasında bulunuyor. Bu bölgede çok güzel butik oteller var. Turistler konaklama için en çok burayı tercih ediyor. Hisarönü, renkli gece hayatı ile de ünlü. O yüzden oldukça hareketli bir yer.

Bölgede turist yoğunluğu fazla olduğundan, yeme-içme mekanlarının çokluğu hemen göze çarpıyor.

Hisarönü, Ölüdeniz sahile 3-4 km mesafede yer alıyor. Merkeze de 9 km uzaklığı var sanırım. Plaj için en yakın ölüdeniz tabi ki. Buradaki oteller, ölüdeniz plajına ulaşım servisi de sağlıyor.

Ölüdeniz mevkii,

Biz Ölüdeniz’de yer alan Morina otelde konakladık. Otel plaja 10dk’lik bir mesafede yer alıyor. Ekim ayında gitmemizden dolayı da konaklama ücretimiz indirimli oldu.

oludeniz-otel
otelimizin balkon manzarası

Burada konaklamamızın sebebi tabi ki Ölüdeniz’e yakın olmaktı. Ama bir yandan de kabak koyu ve kelebekler vadisine gitme planlarımız vardı. Oralara da yakın olsun istedik. Tabi Kayaköy ve Babadağ’a da bir nebze olsun yakın olması çok güzel oldu. Yani demem o ki; ölüdeniz konum olarak harika.

Fethiye Plajları

Ölüdeniz,

Ölüdeniz’deki plaj iki kısımdan oluşuyor.İlki, ölüdeniz sahile indiğinizde karşınıza çıkan plaj. Burası, Belcekız Plajı olarak isimlendirilmiş.

fethiye-belcekiz-plaji
Belcekiz plaj

Aynı zamanda kelebekler vadisi ve diğer koylara giden tur teknelerinin de kalkış noktası.

Diğeri ise Belcekız sahilden sağa doğru ilerlediğinizde, girişin ücretli olduğu milli park konumunda olan – hani şu Fethiye’nin tanıtımlarında yer alan kumsal (foto genellikle paraşütten çekilmiştir.)- Ölüdeniz Plajı. Burası lagünün olduğu yer. İster lagünün olduğu kısımda yüzün. İsterseniz Kumburnu’nda(ölüdeniz plajının uç kısmı) ya da Belcekız plajına bakan tarafta yüzün.

oludeniz-kumburnu
Keşke her yeri algida plaj şemsiyeleri kaplamasaymış

Lagünün olduğu bölümde yüzmenizi tavsiye etmem. Su çok temiz değil gibi. Ama Kumburnu ve Belcekız plajına bakan kısımlar güzel.

Biz burun kısmında yüzmüştük. Suyun berraklığı muhteşem. Yüzerken sahilden uzaklaştıkça suyun rengi daha da güzelleşiyor. En güzeli de yüzerken, denizin üzerine yattığınızda, gökyüzünde sizi rengarenk bir manzaranın karşılıyor olması. Paraşütle uçanları seyretmek bu plajı daha da keyifli kılıyor.

Plajda atıştırmalık bir şeyler yemek için birkaç tane işletme var.

Otopark, tuvalet, duş, soyunma kabinleri mevcut.

Kıdrak plajı

Kıdrak plajı yine ölüdeniz bölgesine yakın bir plaj. Araçla ulaşmak mümkün. Belcekız plajına geldiğinizde sol tarafta dağların arasına doğru kıvrılan yol üzerinden ilerlendiğinde bu plaja varılıyor. Biz de kabak koyuna giderken keşfetmiştik.

fethiye-kidrak-plaji
burada çok eğlendik. çok sevdik

Bizim burada denize girme fırsatımız oldu. Denizi ve sahili çok güzel. Burası aynı zamanda mesire alanı olarak da kullanılıyor.

Giriş ücretli. Otopark, tuvalet, duş, soyunma kabinleri mevcut.

Çalış plajı

5 km uzunluğunda bir plaj. Deniz hafiften dalgalı. Plajda çeşitli restoranlar mevcut. Çalış taraflarında konaklama yapacaksanız gideceğiniz en yakın plaj burası. Ölüdeniz’den sonra en çok tercih edilen plaj olma özelliğini taşıyor.

Günlüklü koyu, 

Günlüklü Koyu hakkındaki bilgiler burada .

Katrancı koyu,

Civarın en büyük kamp alanlarından biri olan katrancı koyu, sevdiğimiz bir yer. Ancak bayram tatillerinde hiç uğramayın. Aşırı kalabalık olur.

katranci-koyu

Fethiye’de Ne Yiyelim?

Fethiye’de yeme-içme mekanları oldukça fazla.

Ölüdeniz sahil, Hisarönü, Fethiye’nin sahili, çalış plajı çevresi ve  Kayaköy en iyi restoranları bulabileceğiniz yerler.

Deneyim ve tavsiyelerimden bahsedecek olursam, Biz Fethiye’deki ilk günümüzde, ev yemekleri yiyebileceğimiz, özellikle de çorba içebileceğimiz bir restoran aradık. Fethiye’de araç ile gezerken kalabalık bir esnaf lokantası dikkatimizi çekti. Adı, Sahil Lokantası.

fethiye-yemek
Aradığımız kelle paça çorbası 🙂

Ev yemekleri güzel. Pilav, karnıyarık ve kelle paça çorbası tercih ettik. Hepsi güzeldi.

balık hali

Bir sonraki gün ise Fethiye Balık Hali’ne uğradık. Burası, herkes tarafından sevilen ve tavsiye edilen bir yer. Farklı bir ortamı var. Balık halindeki restoranları daha küçük, salaş yerler olarak düşünmüştüm. Ama öyle değil. Güzel restoranlar var. Ve de çok fazla.

fethiye-balik-hali
balık hali gündüzleri boş. Ama akşamları çok kalabalık.

Çarşının ortasında balıkçılar konumlandırılmış. Çevresini ise restoranlar kaplıyor. Ortadaki balıkçılardan istediğiniz deniz ürünün satın alıp, istediğiniz restorana gidip, pişirtiyorsunuz. Restoran size servis açıyor. İstediğiniz mezeleri ve içeceklerinizi de söylediniz mi tamamdır. Ortam şahane.  Ancak  akşamları hafta içi olmasına rağmen çok kalabalıktı. O yüzden de ortamın fazla gürültülü olduğunu söylemeliyim. Lezzetler tabi ki on numara beş yıldız. Biz bol bol kalamar ve karides satın almıştık. Bir de büyük mercan balığı. Meze olarak ise, 1-2 çeşit söylemiştik. Hepsi güzeldi.

fethiye-balik-hali

Meze çeşitliliği beklentilerimin üzerinde çıktı. Daha önce hiç görmediğim bir sürü meze vardı. Bu arada biz restoran olarak Hilmi’nin Yeri’nde oturduk. Bu restorana özgü de olabilir bu çeşitlilik.

Aslında buradaki tüm restoranlar güzel bence. Çünkü akşam yemeğinde tüm mekanlar doluydu.

En son tatlı olarak da sıcak helva tatlısı söyledik. O da güzeldi.

 

fethiye-sicak-helva
sıcak helva

 

fethiye-aksam-yemegi
balık halinde akşam yemeği

Şimdi gelelim fiyatlara. Balık hali olunca, insan fiyatların çok çok uygun olduğunu düşünüyor haliyle. Sadece deniz ürünü yenirse, belki biraz uygun olabilir. Ancak mezeleri biraz abarttığınız durumda, gelen fatura pek makul olmuyor. Bizim ödediğimiz ücret, başka tatil yerlerinde balık yediğimizde ödediğimiz ücretlere yakındı. Çok da uygun fiyatlıydı diyemiyorum.

Akşam yemeği sonrası eğlenceli bir yer arayanlara, Fethiye merkezdeki sahilde yer alan restoranları öneririm. Biz Marina adlı mekanda oturduk. Canlı müzik vardı. Ortam keyifli. Özellikle denize sıfır masalarda oturmak harika.

Gece hayatı ve bar tipi mekanlar için Hisarönü’ne bakabilirsiniz. Ölüdeniz sahilde de güzel barlar var.

Diğer önerilerim ise, akşam yemeği için Kayaköy’de “Kendin Pişir”  tarzı yerlere uğramanız. Daha fazla zamanımız olsaydı, bunu denerdik sanırım.

Bir de Çalış Plajı’ndaki restoranların et konusunda iyi olduğunun tavsiyelerini aldık. Buralara da bakılabilir.

Fethiye’de Neler Yapılır?

Fethiye’ye sadece otel tatili için gelmediyseniz. Buyurun, size yapılacaklar listem.

Fethiye gezilecek yerler

Fethiye Koyları,

Fethiye’ye Göcek taraflarından geliyorsanız, yol üstünde uğrayabileceğiniz güzel koylar var.(Günlüklü, Katrancı gibi)

Biz daha önce de sıklıkla gittiğimiz Katrancı koyuna saptık. Burası civarın en büyük kamp alanlarından biri. Düşük sezonda gittiğimizden, ortam sakindi. Bol bol yüzdük.

Kayaköy,

Fethiye’ye geldiğimizde ise, gün bitmeden Kayaköy’ü görmek istedik.

Hisarönü’ne geldiğinizde, Kayaköy istikametine doğru ilerleyin. Burası bir ören yeri. O yüzden giriş ücretli. Müzekart ile ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Biz yaklaşık 40dk kadar oyalandık burada. Köyü etraflıca gezdik. Ekim ayında olduğumuzdan kalabalık değildi. O yüzden rahat gezdik.

kayakoy
mutlaka görülmeli

Mübadele yılları öncesinde rumların yaşadığı bir yer olan Kayaköy yıllardır hayalet bir köy olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Terkedilmiş sokaklarda gezerken hissedilen en baskın duygu tabi ki hüzün

Eski adı Levissi olan Kayaköy, likyalılar döneminde kurulmuş. Antik yaşamı boyunca çevresindeki köylerle dostluk ve kardeşlik ilişkileri kurarak varlığını sürdürmüş.

Bu köyün bir diğer önemli özelliği ise, tüm evlerin birbirinin ışığını kesmeyecek şekilde konumlandırılmış olması.

Fethiye’ye yolu düşenler burayı mutlaka görmeli. Köyü gezerken en tepeye kadar çıkın.

Gemile Koyu,

Kayaköy’den biraz daha ileriye gittiğinizde Gemile Koyu varmış. Güzel bir mesire alanı, aynı zamanda da keyifli bir plaj olduğu söyleniyor. Ancak gün akşam olduğundan biz buraya zaman ayıramadık.

Kelebekler Vadisi,

Ertesi gün ise, Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu’na gitmeye karar verdik. Ancak olaylar pek bizim planladığımız gibi gelişmedi. Öncelikle, Ölüdeniz sahile varıp, kelebekler vadisi için tekneleri sorduk. Ama maalesef ki kaçırmışız. Bizim amacımız sadece kelebekler vadisine gitmekti. O yüzden vadiye direkt giden tekneleri sorduk. Aslında günübirlik tekne turları da vadiye uğruyor. Ancak o zaman tüm gününüzü tekneye ayırmanız gerekir.

Benim önerim bir gün öncesinden gelip, turu ayarlamak. Hem saatini de öğrenip ona göre gelmek lazım.

kelebekler-vadisi
Kelebekler Vadisi (Butterfly Valley)

Kabak koyu,

Vadiye gidemeyince, kabak koyuna doğru yol aldık. Belcekız sahilin sol tarafından dağların arasına doğru kıvrılan yolu takip etmek gerek Kabak Koyu için. Ölüdeniz’den git git bitmedi o yollar. Pek yakın sayılmaz. Kabak koyu yolundayken faralya(uzunyurt) köyü girişinde durduk. Burada, kelebekler vadisinin meşhur manzarası var. (üstteki fotoğraf)

Manzaraya bakmak keyifli ama uçurum kenarında olmak acayip korkunç. Ki, Kaan’ı arabadan hiç indirmedik. Zaten oradan oraya koşturan bir çocuk olduğundan hiç risk almak istemedik.

Faralya köyünü geçtikten kısa bir süre sonra kabak mahallesine varılıyor. Bu noktada düzgün yol sona eriyor ve toprak yol başlıyor.

İşte tam bu noktada, aracı parkedip, koya giden minibüslere atlamak gerekiyor.

Ancak biz yol bittiği halde, toprak yoldan ilerlemeye devam ettik. O şekilde koya ulaşılacağını zannediyorduk. 😀 Ama toprak yollar o kadar kötü ki, zaten bir süre sonra o yolda bitti. Geri döndük.

Sonradan öğrendik ki minibüsler başka bir istikametten gidiyormuş. O yoldan da otomobillerin gitmesi imkansızmış. Aracın tabanını taşlara sürtmek olası deniyor. Minibüslerin tabanı daha yüksek olduğundan onlara bir şey olmuyor.

Biz o toprak yollarda biraz gerilince, kabak koyuna gitmekten vazgeçtik.

Buralar çocukla rahat gezilecek yerler değil. Onu belirteyim baştan.

Geri dönüş yolunda Faralya köyündeki bir mini kafede mola verdik. Türk kahvesi içtik. Bu kafe de kelebekler vadisinin tam olarak üst tarafında yer alıyor. Vadiyi gören bir manzarası yok ama.

Kafeyi işleten teyzenin dediğine göre vadiye yürüyerek ulaşmak mümkünmüş. 1 saatte gidiliyormuş. Zaten oralardan bir yürüyüş yolu yapmışlar. Tabelaları vardı. Ancak dönüş 1,5 saati buluyormuş. Çok güzel bir trekking rotası bence. Yanınızda küçük çocuk yoksa değerlendirin. Doğada, yürüyerek keşfetmek gibisi yoktur. Biz göze alamadık tabi o kadar yolu.

Yörük Müzesi,

Neyse, gün bitmedi daha. Ölüdeniz, Hisarönü ve Fethiye merkezi de geçip çalış plajına vardık. (çok fazla yol yaptık ) Orada da Yörük Müzesi var. Bir restoranın içinde yer alıyor. Orayı görelim istedik. Müzeye geldik ama müze kapalıydı. Bir süre beklememize rağmen açılmadı.

Neyse müze açılmayınca,

Fethiye merkeze gelip, bir şeyler atıştırdık. Çarşıyı gezdik biraz. Balık halini de görmüş olduk. Akşam yemeğinde ne yiyeceğimizin bir ön araştırmasını yaptık.

Babadağ,

Daha sonra, Hisarönü tarafına geçtik. Hisarönü’nün girişindeki Babadağ tabelasını takip ederek Babadağ’a tırmandık. Araçla giderken orman içi yolculuk çok keyifliydi. Zirveye yaklaştıkça ağaçların yaprakları, şekilleri, renkleri değişiyor. Hava sıcaklığı azalıyor.

Fethiye’de yapılacak en iyi aktivite kuşkusuz paraşütle atlamaktır. Babadağ, Türkiye’de ilk paraşüt uçuşlarının yapıldığı yer olarak biliniyor. Turistler akın akın sırf bu spor için geliyorlar.

Benim eskiden merakım yoktu bu spora. Ama son zamanlarda merakım arttı. Belki bir gün deneyebilirim.

Paraşütle atlayanları seyretmek de güzel tabi. Çok merak ediyordum bu ortamı. Merakımızı gidermiş olduk.

Buradan kuş bakışı tüm Fethiye’yi de görüyorsunuz. Manzara etkileyici.

babadag-fethiye-manzarasi

Biz öğleden sonra geldiğimizden hafif sis vardı deniz üzerinde. Öğleden önce gelindiğinde daha iyi bir deniz manzarasına şahit olmak mümkün sanırım.

Burada güzel bir de kafe var. Bir süre zirvede kalmak isteyenler, kafede çay-kahve içip, etrafı seyre dalabilirler.

Tekne Turları

Fethiye’ye gelip de tekne turu yapmadan dönmek olmaz tabi ki. Çevredeki harika koyları bu şekilde keşfedebilirsiniz. Özellikle 12 adalar turu çok meşhur.

Biz Göcek’ten kalkan teknelerle turlara katılmıştık daha önce. O yüzden bu kez tekne turunu es geçtik.

Saklıkent Kanyonu, Tlos Antik Kenti, Yakapark ve Patara Plajı

Bir gününüzü Saklıkent ve çevresine ayırabilirsiniz. Biz buralara Kalkan’da tatil yaptığımızda tur ile gelmiştik. Hem çevredeki antik kentleri gezmiştik. Hem de Saklıkent kanyonu gezip, Yakapark’taki ağaç üstünde yer alan çardaklarda yemeğimizi yemiştik. İnanılmaz keyifli.

Saklıkent zaten mutlaka görülmesi gereken yerlerin başını çeker bence. Buz gibi sudan geçmek çok keyifli olmasa da, kanyon boyunca yürüyüş yapmak güzel oluyor.

Patara plajı, akdenizin en uzun plajı. Aynı zamanda kumsalı da çok geniş. Eski türk filmlerinin çöl sahneleri için bu plaj kullanılırmış. Yani denizi hiç göstermeden sadece kumsalda çekim yapabiliyorlarmış.

 

 

Bizim Fethiye tatilimiz böyleydi. Kelebekler vadisi ve Kabak koyunu göremedik ama olsun. Buralara bir daha geleceğiz demek ki 😀

BAKİR KOYLARI GEZİYORUZ: OSMANAGA KOYU – GÖCEK

Göcek koylarını yazmaya devam ediyorum. Bu yazımın konusu, Osmanaga Koyu. Osmanaga Koyu, bir çok Göcek koyu gibi bakir bir koydur. Daha önce blogumda bahsetmiş olduğum Ayten Koyu‘nun biraz ilerisinde yer alıyor.

Kendi özel aracınızla bu koya gidebilirsiniz. Yolları pek düzgün değildir. Ancak bu dert olmamalı bence. Çünkü bu sayede güzelim koylar biraz bakir kalabiliyor. Maalesef ki  toplum olarak doğaya gereken saygıyı gösteremiyoruz. Ben o yüzden bu yolların hiç mi hiç düzgün olmasını istemiyorum.

Göcek’teki koyların yolları

Yollar zemin olarak iyi değil ama yolların bize sunduğu manzara muhteşem. Hem masmavi deniz hem de yemyeşil çam ormanları bu yolda seyredenlerin en güzel eşlikçisi oluyor. Bu sebepten de Osmanaga Koyu’na giderken mutsuz olmazsınız bence.

Osmanaga koyu çok küçüktür. Etrafta herhangi bir tabela yoktur. Dolayısıyla koya gelip gelmediğinizi ilk etapta anlayamayabilirsiniz.

Bulunduğunuz yerin Osmanaga Koyu olup olmadığını şu şekilde anlayabilirsiniz. Ayten Koyu‘nu geçtikten sonra, araçla ilerlediğinizde rahatça denize girebileceğiniz ilk yerdir burası. Ayrıca koyda bir de çeşme göreceksiniz. İsmi Osmanaga çeşmesidir.

Ayten Koyu’nu okumak için tıklayın: Ayten Koyu – Göcek

Osmanaga Koyu’nun yoldan görünüşü

Denizin girişi taşlık. Yanınızda  deniz ayakkabısı olmasında fayda var. Ben buralarda denize girerken hiç deniz ayakkabısı kullanmıyorum. Ama ihtiyaç duyanlar olabilir diye, belirtmek istedim. Suyu berrak ve güzeldir.

Koyda herhangi bir işletme yok. Dolayısıyla buraya piknik yapmak için gelebilirsiniz.(Duş, soyunma kabini, WC bulunmuyor)

Bu koyun biraz ilerisinde “günlüklü” isminde bir koy daha var. Ancak burayı haritalarda göremezsiniz. İsterseniz, yürüyerek ya da aracınızla Günlüklü Koyu’na geçebilirsiniz.

Haritalardan bakarsanız, bu çevreye yakın “günlüklü” isminde başka bir plaj daha olduğunu görebilirsiniz. Hatta o plaja daha önce blogumda da yer vermiştim. O “günlüklü” ile bu “günlüklü” aynı yer değil. Karışıklık olmaması açısından özellikle belirtmek istedim.

Bahsettiğim Günlüklü Plajı’nı okumak için tıklayın  Günlüklü Koyu – Fethiye

Osmanaga Koyu’ndan yürüyerek Günlüklü Koyu’na doğru

Günlüklü Koyu’nda çok fazla günlük ağacı var. Koyun girişi aşağıdaki fotoğraftaki gibidir. Çok serin ve huzurlu buluyorum ben burayı.

Günlüklü Koyu, Osmanaga Koyu’na göre daha büyük. Dolayısıyla burada denize girilebilecek daha fazla alan var.

Günlük Koyu’nun Girişi.

Kamp yapmayı seviyorsanız, yanınızda çadırınızı da getirebilirsiniz. Buralar bir kamping alanı değil. Ancak çok az da olsa çadır kuranlar oluyor. Özellikle Günlüklü Koyu’nda  çadır görebilirsiniz.

Göcek’te konakladığınız takdirde, eğer kaldığınız otelin bir plajı yoksa, yürüme mesafesinde denize girebileceğiniz bir plaj yoktur. En yakın halk plajı, 5 km mesafedeki İNLİCE plajıdır. İnlice hakkında yazdıklarımı okumak için tıklayın. İnlice Koyu – Göcek

 

ORMANCI TÜRKÜSÜ’NÜN HİKAYESİNİ YERİNDE ÖĞRENDİK: BELEN KAHVESİ’NE BUYRUN

Ormancı Türküsü’nü hepimiz biliriz. Ama hikayesini pek kimse bilmez. Bu blog yazımda, sizi bu acı türkünün hikayesine götürüyorum.

Yollarda olmayı severim. Dolayısıyla, yol üstünde mola vermeye değer yerler benim hep ilgimi çekmiştir. Bu bir lezzet durağı, iyi kahve adresi yada görülmesi gereken ama pek zaman gerektirmeyen bir yer olabilir.

Şimdi  size yol üstünde uğrayabileceğiniz ama çok da fazla zaman harcamayacağınız bir yerden bahsetmek istiyorum.

Adı, Belen Kahvesi. Muğla civarından geçtiyseniz bu tabelayı mutlaka hatırlarsınız .

Burası benim hep merak ettiğim bir yerdi. Nihayet bu sene uğrayabildik.

“AMAN ORMANCI, CANIM ORMANCI
KÖYÜMÜZE BIRAKTIN YOKTAN BİR ACI”

Dizeleriyle akıllarda yer eden Ormancı Türküsü’nün hikayesini yerinde öğrendik.

ORMANCI TÜRKÜSÜ’NÜN HİKAYESİ

Mustafa Şahbudak ve köy muhtarı Tevfik Cezayir çok yakın arkadaştır. Her akşam köy kahvesinde dama oynarlar. Bu ikilinin dosthane karşılaşması kahvedekiler tarafından çok sevilir. Bir temmuz akşamı yine iki arkadaş dama tahtasının  başına otururlar. Oyun esnasında “Sarı Mehmet” lakaplı  orman memuru Mehmet İn gelir. Kendisi sarhoştur. İlçeye bir evrak gönderimi için  muhtardan bekçiyi ister. Muhtar, bekçiyi veremeyeceğini söyler. Çünkü bekçinin seçim evraklarını götürmesi gerekmektedir.

Ormancının yumruğunu masaya vurmasıyla birlikte kavga çıkar. Köylüler kavgayı ayırmaya çalışsa da silahlar zaten ortaya çıkmıştır. Mustafa Şahbudak, arkadaşı Tevfik’i korumaya çalışırken yanlışlıkla arkadaşını vurur. Ormancı kaçar. Muğla Devlet Hastanesi’ne ulaştırılan Tevfik, hastanede hayatını kaybeder. Mustafa Şahbudak ise hapse girer.

OrmancıTürküsü’nün Hikayesi

Bu acı hikayeyi, yıllar sonra Mustafa Şahbudak’ın bir yakını yazıp besteler. Zaman içinde türkü çok sevilir.  Belen Kahvesi, işte bu acı hikayenin yaşandığı yerdir.

OrmancıTürküsü

BELEN KAHVESİ’NDE NE YAPILIR

Belen kahvesine geldiğinizde;

  • Buradaki mini müzeyi ziyaret edebilirsiniz. Hikayeyi yerinde öğrenirsiniz. Müzeye giriş ücreti yok.
Müzenin Girişi
  • Bu tarihi kahvehanede yorgunluk kahvesi içebilirsiniz.  Kafede atıştırmalık yiyecekler de mevcut.
Belen Kahvesi’nin ovaya bakan manzarası

TARİHİ GEVENES KÖPRÜSÜ

Gevenes Köprüsü

Fotoğraftaki köprü ise tarihi gevenes köprüsü. Türkü’nün dizelerinde bu köprünün ismi de geçiyor. O yüzden biz de görmek istedik.  Köprü konum olarak Kahvehanenin çok yakınında.

NOT: Gevenes, Yatağan ilçesinin eski adıdır.

BELEN KAHVESİ’NE ULAŞIM

Muğla taraflarına gelirseniz, ana yoldan sapıp, bu güzel kahveye gelin. Dinlenin. Ve sonra tekrar yolunuza devam edin. Biz aynen böyle yaptık.

Belen Kahvesi’ne gelmek isterseniz,  Yatağan’ı geçtikten sonra (Muğla merkeze gelmeden önce) ana yoldan sapmanız gerekir. Yaklaşık 12dk’da ulaşabilirsiniz.

AYTEN KOYU – GÖCEK

Ayten koyu çam ağaçlarının gölgesinde denize girebileceğiniz nadir koylardan biridir. Koyda bir tesis olmadığından etraf oldukça bakirdir. Ortam serin. Çam kokusu harikadır.

ayten-koyu-gocek

Denizi oldukça taşlı. Ayakları rahatsız edecek kadar taşlı bence.  Mutlaka ama mutlaka yanınızda bir deniz ayakkabısı bulundurun. Çok rahat edersiniz.

Denize girip biraz ilerledikten sonra çok daha keyifli oluyor. Manzarası güzeldir.

Koyun tam karşısında D-Resort Göcek oteli yer alıyor.

Koyda tuvalet, duş bulunmuyor. O yüzden akşama kadar kalınabilecek bir yer değil bana göre.

Yanınıza yiyeceğinizi, içeceğinizi alarak geldiğinizde burada ailenizle birlikte keyifli bir piknik yapabilirsiniz.

Biz bu koya ilk defa, daha önce yaptığımız 2 haftalık tatilde Göcek’ten geçerken uğramıştık. Koyda kimsecikler yoktu. Arabamızı koyun dibine kadar getirmiştik. Kaan, arabada uyurken biz de denizin tadını çıkarmıştık. 🙂

O günden beri yaklaşık olarak her sene yolum düşüyor bu plaja. Bazen bu plaja girmeyip, biraz ileride yer alan osmanaga ya da günlüklü koylarına gittiğimiz oluyor. Eğer Ayten Koyu’nu çok kalabalık bulursanız, sizde bu alternatifleri değerlendirebilirsiniz.

Biraz ileride yer alan Osmanaga Koyu’yla ilgili bilgi almak isterseniz tıklayın: Bakir Koyları Geziyoruz: Osmanaga Koyu – Göcek

Göcek’te tatil yapıyorsanız buraya da mutlaka uğrayın. Ya da Göcek taraflarından geçiyorsanız, yolüstü plaj listenize burayı ekleyin 🙂

Ayten Koyuna Nasıl Gidilir

Göcek merkeze çok yakın mesafede. Özel araçla ulaşım sağlanabilir.

gocek-club-marina

Göcek Club marinanın yanından içeriye doğru giden yolu takip ederek bu koya ulaşabilirsiniz. Koya geldiğinizi anlayabileceğiniz bir tabela yok maalesef.

2 tane büyük lüks oteli geçtikten sonra çam ağaçlarının dibinden girilen bir koy gördüğünüzde koya ulaşmışsınız demektir.  🙂

Ana yoldan, yaklaşık 10 dk’da ulaşmak mümkün.

 

Göcek’teki Diğer Koyları Aşağıdaki Linklerden Okuyabilirsiniz:

İnlice

Günlüklü 

SAKLI CENNET EKİNCİK

Ekincik, ülkemizde pek bilinmeyen turizm noktalarından biridir. O yüzden bende blog yazımın başlığını Saklı Cennet Ekincik olarak seçtim. Biraz kenarda köşede kalmış bir yer olduğundan pek bilinmiyor. Yat turu yapanlar iyi biliyor ama. Çünkü Ekincik Koyu, yat teknelerinin en uğrak noktalarından biri sayılıyor.
Ekincik, Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı minik bir köydür. Sahip olduğu muhteşem doğası ve tertemiz deniziyle, ziyaretçilerini pişman etmeyecek bir yerdir..
Kalabalıktan uzak, sakin bir tatil isteyenler Ekincik’i tercih edebilir.
Ekincik’i sevdiğim kadar Ekincik yollarını da çok sevdim. 
Yol o kadar güzel ki; yemyeşil bir doğanın içinde yolculuk yapıyorsunuz.
Bu yolu, araç kullandığım en keyifli yol olarak anımsayacağım. Bir gün yolunuz Ekincik’e düşerse, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Neden Ekincik’e Gideyim ki diyorsanız. Okumaya devam edin.  İşte benim sebeplerim.

 Günübirlik Ekincik’e Gelebilirsiniz.

Günübirlik olarak Ekincik’e gelirseniz, piknik malzemelerinizi mutlaka getirin. Plajın bir bölümünde piknik masaları var. Mangal pişirmek için de iyi bir düzenleme yapmışlar. Çam ağaçlarının gölgesinde hem piknik yaparsınız, hem de denize girersiniz.
Duş, soyunma kabini ve WC mevcut.

Sakin bir tatil yapmak için Ekincik’e gelebilirsiniz.

Uygun fiyatlı apart dairelerde konaklama yaparak sakin bir tatil geçirebilirsiniz. Plaj, hemen yürüme mesafesinde. Kumlu bir plaj bekliyor sizi burada.
Ekincik Plajı
Burada konakladığınız taktirde çevrede keşfedilecek çok güzel yerler var.
  • Günübirlik olarak Ekincik kooperatifine bağlı teknelerle Dalyan’a, İztuzu Plajı’na, Kaunos Antik Kenti’ne ve çamur banyolarına gidebilirsiniz. .

  • Eğer bir Trekking tutkunuysanız, Ekincik’ten çıkıp Çandır köyü üzerinden Kaunos antik kentine doğru olan rotayı takip edebilirsiniz. En güzel manzaraları yakalayabilirsiniz.
  • Özel aracınız varsa, Köyceğiz’in Sultaniye Kaplıcaları’na gidebilirsiniz. Sultaniye Kaplıcaları, Köyceğiz-Ekincik yolu üzerinde yer alıyor.

 Kamp Yapmak için Ekincik’e Gelebilirsiniz

Ekincik’teki kamp alanından çadır ya da karavan kiralayabilirsiniz. Ücretler aşağıdaki şekilde.
Köyceğiz Belediyesi Ekincik Kamp Alanı Ücret Tarifesi (2018 yılı)
Araç giriş ücreti: 8
Günlük Karavan Ücreti: 40
Günlük Çadır Ücreti: 35
Aylık Karavan Ücreti: 900
Aylık Çadır Ücreti: 750
Sezonluk Karavan Ücreti: 2 000
Sezonluk Çadır Ücreti: 1 750

EKİNCİK’TE YEME-İÇME MESELESİ

Ekincik’te öne çıkan mekanlar ise şöyle:
Likya,
Asmaaltı,
Ekincik restoran
ve My Marina.
Özellikle My Marina çok isim yapmış bir mekan. Tekneyle ulaşımı çok kolay. Karadan ulaşımı ise biraz zahmetli.

EKİNCİK’E ULAŞIM

Ekincik’e en yakın hava limanı, Dalaman Havalimanı’dır. Havayolu ile gelmeyi düşünürseniz, ilk bakacağınız havalimanı burası olmalı. Bodrum havalimanı bir diğer alternatif olabilir. Havalimanından araç kiralayarak Ekincik’e ulaşabilirsiniz.
Ekincik’e gelmek için öncelikle Köyceğiz’e ulaşmanız gerekir.   
Ekincik koyu, Muğla’nın Köyceğiz ilçesine 35 km uzaklıkta bulunuyor.
İstanbul-İzmir-Aydın-Muğla-Akyaka güzergahlarından geliyorsanız;
Otobüsle:
 Fethiye otobüslerini tercih edebilirsiniz. Fethiye’ye gelmeden Köyceğiz’de inmeniz gerekir.
Köyceğiz’den kalkan  minibüslerle Ekincik’e kolayca ulaşabilirsiniz.
Özel araçla:
Köyceğiz’e geldikten sonra Ekincik tabelalarını takip etmeniz gerekir.
Antalya-Fethiye-Dalaman-Dalaman Havalimanı-Ortaca güzergahlarından geliyorsanız,
Özel araçla:
2 adet gidiş yolu var.
  • Köyceğiz’e geldikten sonra Ekincik tabelalarını takip etmeniz gerekir. Navigasyon bu yolu gösterecektir. Ama ben olsam bu yolu terci etmem. 2. yöntem daha güzel çünkü.
Navigasyon Ekincik’e gidiş yolunu üstteki fotoğraftaki gibi gösteriyor. Biz Dalyan Boğazı’ndan araçlı feribotla  geçerek Ekincik’e ulaştık.
Dalaman’ı geçtikten sonra Ortaca civarındayken Dalyan yoluna sapabilirsiniz. Dalyan’da, Deniz Kızı Restoran’ının önünden kalkan mini feribotlarla Dalyan Boğazı’nı geçip, Köyceğiz Gölü’ne parelel şekilde ilerleyen karayolundan devam edebilirsiniz. Sultaniye Kaplıca’larına vardıktan sonra Ekincik yoluna girmelisiniz.
Bu yolu tercih ederek gittiğinizde, yolunuz biraz kısalmış oluyor. Hem de bu rotanın manzarası muhteşemdir.
Biz Ekincik’e giderken bu yolu tercih etmiştik. 
NOT: Marmaris’ten geliyorsanız.

Hiç Köyceğiz’e gelmenize gerek yok. Aksaz üzerinden direk Ekincik’e ulaşabilirsiniz.

STRASBOURG GEZİ REHBERİ

UNESCO dünya kültür mirası listesinde yer alan Strasbourg, gezmesi çok keyifli bir şehirdir.
Gotik katedrallerin yükseldiği şehir, hem ALSACE bölgesinin başkenti; hem de Avrupa Birliği’nin iki başkentinden biridir.( Avrupa Birliği’nin diğer başkenti ise Brüksel)
Ayrıca,
Avrupa Parlementosu,
Avrupa İnsan Hakkları Mahkemesi ve
Avrupa Konseyi gibi önemli kuruluşlara da ev sahipliği yapmaktadır.
Tüm bu bilgiler doğrultusunda kafanızda çok ciddi bir şehir canlanabilir.
Ama aslında oldukça estetik, canlı bir şehirdir.
İyi bir planlamayla, 1 günde tüm şehri gezebilir, turistlik atraksiyonları tamamlayabilirsiniz.

petite france

STRASBOURG’da Görülmesi Gereken Yerler

Strasbourg’un en çok fotoğralanan evi olabilir.

Şehirde, gezilmesi gereken yerleri kısaca özetlemek gerekirse;
1. Şehirde en önemli ziyaret noktası Cathedrale Notre Dame de Strasbourg(Notre Dame Katedral).
2. Çeşitli müzelere ev sahipliği yapan Palais Rohan(Rohan Sarayı), müzeye ilgisi olanların görmek isteyebileceği bir yer. Katedralin arka tarafında bulunuyor.
3. Şehrin cazibe merkezi La Petite France(Küçük Fransa).
4. Şehrin düşman saldırılarından korunması için yapılmış olan Ponts Couverts( Kapalı Köprüler). Üstteki tatlı ev burada yer alıyor.
5. Güzel bir şehir manzarası için Barrage Vauban (Vauban Barajı)nın terası.
La Petite France ve Ponts Couverts bu terastan en iyi görebileceğiniz yerler.
6. Şehirde dinlenmek ve daha çok yeşil görmek için Parc de I’Orangerie (Orangerie Parkı)
7. Gün sonuna nehir turunu saklayın. Günün yorgunluğunu nehirde gezinti yaparak atabilirsiniz.
8. Akşam, Notre Dame Katedral’deki ışık şovunu kaçırmayın.
9. Noel zamanına denk geldiyseniz, Noel pazarlarını deneyimlemek için çok doğru bir adrestesiniz.
10. Avrupa Konseyi, Avrupa Parlementosu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi kuruluşların binalarını görebilirsiniz. Özellikle Avrupa Parlemento binası ilginç tasarımıyla dikkat çekiyor.
11. Görmek isteyebileceğiniz bir başka dikkat çekici yapı ise La Gare de Strasbourg(Strasbourg Garı)

Cathedrale Notre Dame de Strasbourg(Notre Dame Katedral)

1000. yaş gününü geçtiğimiz senelerde kutlayan Cathedrale Notre Dame de Strasbourg, avrupada en çok ziyaretçi çeken yapıların başında geliyor.

Cathedrale Notre Dame de Strasbourg, çok etkileyici bir yapı
Katedrale yaklaşıp detayları incelemeyi unutmayın.

Yapımına 1015 yılında başlanmış. 1439 yılında ise inşa süreci tamamlanmış.
Gotik mimarinin en güzel örneklerinden biri olan Katedralin dışındaki detaylar çok etkileyici.
Hayran kaldığım yapılardan bir tanesi oldu. Mutlaka zaman ayrılmalı.

Katedral girişi ücretsiz. Ancak 142 m uzunluğundaki kulesine çıkıp, şehir manzarasını izlemek isterseniz ücret ödemeniz gerekiyor. Kule giriş ücreti 5.5 EUR. ( Her ayın ilk pazar günü ise ücretsiz)

Katedralin içinde görülmesi gereken en önemli eserlerden biri astronomik saat. Hergün saat 12.30’da, astronomik saatin gösterisi oluyor. 2EUR’ya alacağınız biletle bu gösteriyi izleyebilirsiniz.

Alsace Gezi Rotasını Nasıl Oluşturduk. Okumak için tıklayın: Alsace Şarap Yolu Gezi Rehberi

Fransa’dan schengen vizesi almanız gerekiyorsa, bu yazım tam size göre: Fransa’dan Schengen vizesi nasıl alınır?

Fransa’nın Masalsı Şehri Colmar ile Tanışın: Colmar hakkında herşey

Colmar’da konaklama için çok güzel bir ev önerim var: Colmar Konaklama: Yoksa Siz Hala AIRBNB ile Tanışmadınız mı?

La Petite France(Küçük Fransa)
petite france

Petite France” diğer bir deyişle “Küçük Fransa”, Strasbourg’un en canlı bölgesi.
Etraf kanallar, köprüler, kafeler, restoranlar ve küçük mağazalarla dolu.
Almanya ve Fransa arasında doğal bir sınır oluşturan Ren nehrinden ayrılan kollar şehirdeki kanalları oluşturmuş ve bu bölgeyi cazibe merkezi haline getirmiş.
Eskiden dericilerin ve balıkçıların yaşadığı bölgede, 16. ve 17. Yüzyıldan kalma evler hala bulunuyor.
Güzel alsace evlerinin bulunduğu arnavut kaldırımlı sokaklarda koybalmaktan çekinmeyin.
Dönüp dolaşıp geleceğiniz yer yine “Petite France” olacaktır

Tekne Turu

Su üzerinde giderek gezmek gibisi var mıdır? Böyle bir gezinti hem dinlendici hem de sürprizlerle doludur.

Kanallar üzerine kurulu Strasbourg şehrinde tekne turuna mutlaka zaman ayırılmalı. Hatta gün sonuna doğru saklanmalı ki günün yorgunluğu gezerek atılmalı.

iyi ki yapmışız dedeğim aktivite.

Kanal turu, Notre Dame kilisesinin yakınındaki Rohan Sarayı‘nın önünden başlıyor. Şehrin bir çok önemli noktasına gidiyor. Bilet ücreti 13EUR(2018 yılı). Çocuklar ücretsiz. Biletleri 2-3 saat önceden almakta fayda var. Talep çok olduğundan ancak 2-3 saat sonrasına bilet bulunabiliyor.

1 saat 15 dk süren yolculuk boyunca, size verilen kulaklıklardan gezdiğiniz yerlerin tarihini dinleyebiliyorsunuz. Türkçe dil seçeneği yok maalesef. Ancak ingilizce bilmeseniz bile gördükleriniz size yeter.

Bilet alımını katedral meydanındaki Batorama ofisinden yapabilirsiniz. Ya da teknelerin kalkış noktasındaki makinelerden kendiniz alabilirsiniz. Bence ofisten almak daha kolay. Makinelerdeki dil seçeneğini bul, nasıl alacağını anlamak için bilet alanları incele filan uzun iş😂 Gerek yok.

Parc de I’Orangerie (Orangerie Parkı)

Şehrin en eski ve en güzel parkı olan “Orangerie Park” pek turist göremeyeceğiniz bir yer. Her yer yeşilin bin bir tonu ile bezenmiş. Çiçekleri, yürüyüş yolları, çocuk oyun alanları, göleti ve mini bir hayvanat bahçesiyle birlikte görülmeye değer bir park.
Buradaki çocuk parkında epey zaman geçirdik ve anladık ki çocuk parkı denen şey 2 salıncak ve 1 kaydıraktan itibaret değilmiş. Parktaki tüm oyun alanları denge üzerineydi.
1801 yılında kurulan park, 26 hektarlık bir alanı kapsıyor. Konumu Avrupa Konseyi’nin hemen yanı başında.

sanki şehrin kilometrelerce uzağındaymışcasına sakin, huzurlu

Alsace’nin sembolü olan leylekleri buradaki mini hayvanat bahçesinde görebilirsiniz. Ayrıca flamingolar, dev kaplumbağalar, şempanzeler ve çeşitli kuş türlerini de hayvanat bahçesinde görmek mümkün. Giriş ücretsiz.

flmaingoları yakından görmek

Strasbourg’u Nasıl Gezdik?

Strasbourg’da konaklama adresi olarak Hôtel Nid de Cigognes seçmiştim.  Otelimiz Strasbourg Garı’nın hemen yanında bulunuyor. Bu oteli, uygun fiyatından  ve biraz da merkeze yakınlığından dolayı tercih ettim.

1.gün

İlk gün saat 17 gibi otele varabildik. Hotelin anlaşmalı olduğu bir otoparka aracımızı parkedip, otelde kısa bir dinlenmenin ardından kendimizi sokağa attık. Yürüyerek Petite France -Pont Saint Martin(Saint Martin Köprüsü’nün olduğu yerler)-  bölgesine geldik.

Strasbourg’ta her yeri yürüyerek gezdik.
Petite France

Buradan ilerleyerek katedral meydanına ulaştık. Meydanda biraz vakit geçirdikten sonra akşam yemeği için mekan arayışına girdik.

Argentoratum isimli restoranı tercih ettik. Bu mekanı gerçekten çok sevdim. Yemeklerin lezzetli olması, çalışanların güler yüzlü ve yardımcı tavırları burayı sevme sebeplerim.

Yemek olarak petite france(Dana etli bir yemek) ve flb champignons gratinee(tarte flambee) seçtik. Şarap ise pinot blanc.  Hepsi lezzetliydi. Yemeklerin ardından içtiğimiz expresso da güzeldi.

Kaan emir için ise çocuk menüsünden seçim yaptım. Çocuk menüsünde iki adet seçenek vardı. Ben Nuggets Frites seçtim. Acayip lezzetliydi. Hepsi bitti. 🙂

Yalnız burada sağlam bir ücret ödediğimizi de söylemeden geçmeyeyim.(TL’nin EUR karşısında değer kaybetmesinden dolayı)

Strasbourg’da ilk akşam yemeğimiz
2.Gün

Sabah kalktığımız gibi yürüyerek Orangerie Parkı’na gittik.  Parkta piknik yapmayı düşünmüştük. Yanımızda evden getirdiğimiz beyaz peynir ve zeytin vardı. Yol üstünde gördüğümüz bir pastaneden de çörek tarzı bir şeyler aldık. Yine yol üstündeki bir marketten meyve suyu, domates ve ekmek aldık. Parkta güzelce pikniğimizi yaptık.

Bu arada, otelimizden parka olan mesafe çok uzundu. Gereksiz yere kendimizi çok yorduk. Siz bu kadar yürümeyin. Bir otobüs ya da tramway mutlaka kullanın.

Sokaklar pırıl pırıl

Parktan çıktıktan sonra yürüyerek Notre Dame Katedral’line geldik. Katedral meydanındaki Batorama ofisinden tekne turu biletlerimizi alıp, Petite France bölgesine geçtik. Bir kafede oturup kahve içerken, turun saatinin gelmesini bekledik.

Tekne turumuzu yaptıktan sonra ise yine Petite France bölgesine geldik. Bu sefer Petite France‘de daha önce uğramadığımız  noktaları gezdik. (Barrage Vauban, Ponts Couverts).

Günün akşam yemeğini için ise McDonalds tercih ettik.

 

Strasbourg hakkındaki notlarım burada sona eriyor. Umarım  çok çok faydalı bir içerik oluşturabilmişimdir. 🙂

FRANSA’NIN MASALSI ŞEHRİ COLMAR

Fransa’nın en renkli kentlerinden biri olan Colmar, Alsace-Loren bölgesindedir. Eskiden balıkçıların yaşadığı ve ticaretlerini yaptıkları şehirken; günümüzde, turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bir kent haline gelmiş.

Pencerelerinden çiçekler sarkan pastel renkli evleriyle ünlü Colmar’da birbirinden güzel sokaklar ve meydanlar var.
Şehri yarım günde gezmek mümkün. Ancak daha fazla zaman ayırmak hatta 1-2 gece konaklamak çok iyi olur.

Biz, Strasbourg ve Alsace köylerini gezdikten sonra Colmar’a geldik. Kasabaya ulaştığımızda akşam saatleriydi. Dolayısıyla Colmar’da ilk çektiğim fotoğraflar, gece fotoğrafları oldu. Şehrin gecesi o kadar güzel ki, daha önce hiç bir yerin gecesini bu kadar çok sevmemiştim.

Eski şehir bölgesine ilk giriş yaptığımızda bizi bu pembe ev karşıladı. Noel zamanı bu meydanda kocaman bir Noel ağacı kuruluyor. Noel ağacının yanında fotoğraf çektiren bir çok kişinin fotoğrafında bu tatlı ev de yerini alıyor. 🙂

şeker gibi bir ev

Pembe evin sol tarafındaki caddeden ilerledik ve işte olmak istediğim yerde, Petite Venise’deyim. Petite Venise, şehrin en canlı ve fotoğrafik bölgesidir.

Petite Venise , Colmar

Alsace Gezi Rotasını Nasıl Oluşturduk. Okumak için tıklayın: Alsace Şarap Yolu Gezi Rehberi

Fransa’dan schengen vizesi almanız gerekiyorsa, bu yazım tam size göre: Fransa’dan Schengen vizesi nasıl alınır?

Colmar’da konaklama için çok güzel bir ev önerim var: Colmar Konaklama: Yoksa Siz Hala AIRBNB ile Tanışmadınız mı?

Fransa’nın Masalsı Şehri Colmar’da Ne Yapılır?

1. Colmar’ın en turistik yeri olan “La Petite Venise” yani “Küçük Venedik” şehirde ilk uğrayacağınız yer olmalı. En en güzel manzaralar burada.

Petite Venise’de evler rengarenk.
PetiteVenise’de bir başka köprüden manzara

2. Bahar veya yaz aylarında geldiyseniz, Petite Venise‘de gondol turu yapmak süper olur. Yaklaşık 30dk süren turun ücreti ise 6EUR(2018 yılı).

Gondolla gezenleri izlemek de çok güzel.

3. Güzel bir pazar yeri görmek ve uygun fiyatlı yeme-içme alternatifleri için Marche Couvert(Kapalı Pazar Yeri) –Marche Couvert üstteki fotoğrafta sağ tarafta bulunuyor–  

Marche Couvert bazı günler kapalı oluyor. Biz bir türlü açık olduğu günü yakalayamadığımızdan, bu pazar yerini deneyimleyemedik maalesef. Şöyle ki, İlk gün Colmar’a geç saatlerde vardığımız için pazar yeri kapanmıştı. Ertesi gün ise pazar yerinin kapalı olduğu günmüş. Bir sonraki günümüzde ise yine kapalıydı. Çünkü son günümüz, 1 Mayıs İşçi Bayramı’na denk gelmişti.

4. Rönesans döneminden kalma bir bina olan La Maison des Tetes(Kafalar Evi) şehirdeki popüler yapılardan.

İlginç bir tasarıma sahip olan binanın dış yüzeyinde çeşit çeşit kafa heykelleri bulunuyor. Bina, günümüzde restoran olarak kullanılıyor.

5. Musee Unterlinden(Uterlinden müzesi )şehirde görülmesi gereken müzelerden.

6. Görülmesi gereken bir başka müze ise Bartholdi Müzesi.

Frederic Auguste Bartholdi, New York’taki ünlü Özgürlük Heykeli‘nin tasarımcısı. Kendisi Colmar’lı olduğu için doğup büyüdüğü ev müzeye dönüştürülmüş. Ayrıca, Colmar’ın girişinde Özgürlük Heykeli’nin küçük bir kopyasını da görebilirsiniz.

7. Rönesansın ilk örneklerinden biri olan Maison Pfister(Pfister Evi) tarihe meraklı olanların görmek isteyebileceği bir başka ünlü yapı.

Colmar’da Ne Yenir?

Yukarıda bahsettiğim pembe evin sağ tarafından ilerlerseniz minik bir meydana ulaşıyorsunuz. Burası restoranların yoğun olduğu bir yer. Ben burayı çok sevimli buldum. İlk günümüzde akşam yemeğimizi bu meydandaki “Le Fer Rouge” adlı restoranda yedik.

Colmar’da sıkça göreceğiniz lezzet tarte flambee olacaktır. Etli bir şeyler yemek isterseniz, domuz etine rastlamanız muhtemel. Eğer domuz etinden hoşlanmıyorsanız, mutlaka ne eti olduğunu sormalısınız.

Colmar’ın en popüler meydanlarından bir tanesi

Açıkçası yemek konusunda çok sıkıntı çektik burada. Neyi sorduysak genelde domuz etliydi. Dolayısıyla diğer günlerde hep evimizde yemek yapıp yedik.

İlk günümüzde yediğimiz yemekler ise Yarım Tarte Flambee ve Sebzeli Tavuk oldu. Lezzetleri güzeldi. Ancak çok  da aradığım lezzetler değil. Yani olsa da yesek dediğim lezzetler değiller.

Tatlı olarak ise bir fransız tatlısı olan “Crème brûlée” söylemiştik. Bu tatlıyı sevdim. Servisi çok ilginçti.  Tatlı masama geldiğinde yanıyordu. Sönmesini bekledik bir süre. 🙂

Şehirden ayrılırken eve götürmek için nougats satın aldık. Nougats bir tür helva. Tadı çok da değişik değil aslında. Olsa da olur olmasa da. 🙂

 

Notlarım burada sona eriyor. Alsace hakkındaki bir çok bilgiye bu blogtan ulaşabilirsiniz. Yazılarımı faydalı bulduysanız, bir yorum eklemeniz beni çok mutlu edecektir.

COLMAR KONAKLAMA: YOKSA SİZ HALA AIRBNB İLE TANIŞMADINIZ MI?

Colmar’da konaklama için çok güzel bir ev önerim var sizlere. 2 gece konaklama yaptığımız bu evi o kadar çok sevdik ki. Ne zaman Fransa lafı geçse, söz bu eve geliyor.. O yüzden istedim ki bu tecrübeyi sizlerde yaşayın.

İnstagram DM üzerinden de evi soran çok kişi oldu. Herkese link göndermeye çalıştım elimden geldiğince. Ancak yine de detaylı bir yazı yazmak şart oldu.

Alsace Gezi Rotasını Nasıl Oluşturduk. Okumak için Tıklayın

Fransa’dan Schengen Vizesi Nasıl Alınır? Okumak için Tıklayın

 

Neden AIRBNB?

Yurtiçi seyahatlerinde konaklama için ilk baktığım yerler apart oteller oluyor. Ev ortamını, bir otel odasına göre daha konforlu buluyorum. Ayrıca, zaman zaman kendi yemeğimizi yapabilme özgürlüğünü de seviyorum. Bu yüzden, yurtdışı seyahatlerinde de  konaklamamızın ev ortamında olmasını istiyorum. Bunun için  ilk baktığım site airbnb‘dir.

İlk airbnb deneyimim Roma’daydı. Orada kaldığımız yer bir evden çok otele benziyordu. Yani tam olarak ev havası yoktu. Memnun kaldık mı? evet. Ama hakkında yazı yazacak kadar değil. İkinci airbnb deneyimim ise Colmar’da.

Colmar’da Neden Bu Evi Kiraladım?

Colmar için AIRBNB’de ev ararken, ücretsiz otopark ifadesi olan bir ilan dikkatimi çekti. Ve direk tıkladım. Çünkü Alsace gezisinde araba kiralama ihtimalimiz vardı. Bu sebepten dolayı otopark yeri ve otopark ücretiyle uğraşmak istemedim. Bir de kalacağımız yerin merkezi olması çok önemliydi.

Ücretsiz otopark imkanının olması, evin merkezi konumu, daha önce evde kalmış misafirlerin airbnb üzerindeki yorumları ve evin muhtaşem dekorasyonu bu evi kiralama sebeplerim oldu.

Rezervasyon Süreci

Eve rezervasyon yaptığımda, konaklama ücretinin tamamını ödemiş oldum. Konaklamamıza 2 günlük bir süre kalana kadar ki zamanda, ücretsiz iptal etme hakkım vardı. Bu durumda hizmet bedeli hariç tüm ücreti geri alabiliyordum (hizmet bedeli 90 civarı). Neyse ki tüm bunlara hiç gerek kalmadı. Evi değiştirmeyi hiç düşünmedim.

Ev Sahibiyle Buluşma

Eve varmadan 2 saat öncesi, ev sahibiyle mesajlaştık. Araçla geleceğimiz için  otoparkta buluşmanın daha uygun olacağını söyledim. Bu arada, otopark evin bahçesinde değil, eve 5dk’lık mesafede.

Ev sahibi, bize otoparkın adresini ve otoparkın girişinin fotoğrafını gönderdi. Otoparkın adresini navigasyona yazdım ve Navigasyonun yönlendirmeleriyle hiç problem yaşamadan otoparka giriş yaptık. Otoparkta, bizi ev sahibi -Julien- karşıladı. Kısa bir sohbetin ardından hep beraber eve geçtik.

Eve girdikten sonra, ev sahibi evin kurallarını anlattı. Kahve makinesi ve diğer elektronik cihazların kullanımı hakkında bilgiler verdi. Kitaplıkta yer alan Colmar seyahat rehberlerini gösterdi. Bize, Colmar hakkında minik tüyolar verdi.

Evin Sokağı

Soldaki açık renkli olan ev, konakladığımız yerdi. Dairemiz 2. yada 3.kattaydı.(net hatırlayamadım.). Apartmanda asansör yoktu.

evimizin sokağı

Ev, mutfakla birleştirilmiş salon, yatak odası ve banyodan oluşuyor. Yani 1+1 stüdyo daire diyebiliriz. Şimdi tek tek evin bölümlerini inceleyelim.

Evin Salonu ve Mutfağı

Evin salonu yeterli  genişlikte ve çok ferah. Yuvarlak masa, tv ünitesi ve kitaplık çok iyi dekore edilmiş. Burada olmaktan çok keyif aldık. Salonun sol köşesinde bir kanepe var. Kanepe açılıp 2 kişilik çok rahat bir yatak oluyor.

Salonun mutfak bölümünde yok yok  🙂 İhtiyaç duyabileceğiniz her türlü mutfak eşyası var. Çeşitli boyutlarda tencereler, tavalar, tabaklar, bardaklar, kadehler,  çatal, bıçak, kaşık sadece buraya yazabildiklerim.

Yemek yaparken lazım olabilecek elzem malzemeler var. Tuz, sıvı yağ, baharat.. vs.

Ayrıca, güzel bir espresso makinesi var ki. Biz ona bayıldık. Çeşitli kapsül kahveler makinenin hemen yanında hazır edilmişti. Kahvelerin hepsini denemiş olabiliriz. 🙂 Makineyi merak ederseniz linki burada. (Bir kahve sever olarak, bu makineyi satın almayı düşünüyorum. Size de fikir olsun.)

Bitki çayları ve 2 çeşit geleneksel reçel, yine ev sahibi tarafından düşünülmüş ince detaylardı.

2 programlı bir makine. büyük bardak ya da küçük bardak seçeneğini kullanabiliyorsunuz 🙂

Küçük bir market alış verişi sonucu son akşam yemeğimizi evde kendimiz hazırladık. Böyle bir akşam yemeği hem ekonomik hem de çok keyifli oldu.

Akşam yemeği için marketten paket makarna, ton balığı, şarap ve dondurulmuş(pişirilmeye hazır) pizza aldık. Makarnamız ocakta pişerken, pizzamız da fırında pişti. Riquewihr köyünden aldığımız domatesli-zeytinli peynirler de soframızda yerini aldı.

Marketteki derin dondurucularda pizzadan çok “tarte flambee” satılıyor. Tarte flambee’yi dışarda 2 kez yediğimiz için bu sefer pizza tercih ettik.

Ertesi günün kahvaltısını evde yaptık.

Evin Banyosu

Banyonun genişliğini sevdim. Dekorasyonuna ayrıca bayıldım. Şampuan, sabun, sıvı el sabunu, havlu, tuvalet kağıdı var. Havluların tertemiz olduğunu söylemeden geçmeyeyim.

Yatak odasından ve mutfaktan fotoğraf çekmemişim. Hem yatak odası ve mutfağın hem de evin genel fotoğraflarına bakmak isterseniz sizi AIRBNB sayfasına alalım.

Ayrıca, evde  her türlü temizlik malzemesi, elektrikli süpürge, ütü ve ütü masası da mevcut.

AIRBNB’den 130 ₺ Tutarında Seyahat Kredisi İster misiniz?

Eğer AIRBNB’ye aşağıda link üzerinden kayıt olursanız, 130 ₺ tutarında kredi kazanabilirsiniz. Bunun için tek yapmanız gereken “Airbnb’ye kaydolun” linkine tıklamak ve üyelik kaydı oluşturmak. İndirim oranını alabilmeniz için kiraladığınız evin maliyetinin en az 250 ₺ olması gerekmektedir.

Airbnb’ye Kaydolun.

 

Evi, AIRBNB’de görmek için tıklayın.

 

Evin adresi: 5 Rue de l’Ange, 68000 Colmar, France.  Bu adres ile googlemap üzerinde arama yaparsanız evin konumunu net bir şekilde görebilirsiniz. 

 

Bu paylaşımımı sevdiyseniz ya da işinize yaradıysa, aşağıya yorum yazmadan geçmeyin olur mu 🙂  Bir “Merhaba” yazmanız bile çok kıymetli.

İnstagram:  https://www.instagram.com/mutludusler/

ALSACE ŞARAP YOLU GEZİ REHBERİ

5 günlük Alsace seyahatinde çok şey yaşadım, öğrendim, tecrübe ettim. 2-3 yıla kadar nerede olduğunu bilmediğim, adını dahi hiç duymadığım bu topraklarda bulunmak çok çok güzeldi. Güzeldi ne demek? Harikaydı👍
Paylaşacak çok anı, fotoğraf ve bilgi var. Hepsini toparladım. İşte şimdi  yazmaya hazırım.

Alsace Nerede?

Alsace, Fransa’nın kuzeydoğusunda Ren nehri boyunca uzanan tarihi bir bölgedir. Yüzyıllar boyu Almanya ve Fransa arasında yer değiştirmiş olan bu bölge her iki kültürün karışımından oluşuyor. Başkenti ise Strasbourg.

Alsace bölgesinin konumu

Alsace bölgesi şarap yoluyla ünlüdür. Şarap yolu gotik katedrallerin yükseldiği güzel bir avrupa sehri olan Strasbourg’un üst taraflarında yer alan Marlenheim kasabasından başlar.  Göz alabildiğine uzanan üzüm bağlarıyla sarılı, pastel renkli evleriyle dikkat çeken kasabalara doğru devam eder. 170 km’lik rotanın sonlandığı yer ise Thann kasabasıdır.

Haritandanda görüldüğü üzere Alsace’de bir çok köy ve kasaba var. Hepsini gezmek gerekmiyor. Bu rotanın hakkını vermek isterseniz  Strasbourg, Obernai, Ribeauville, Riquewihr, Colmar ve Eguisheim’i gezmek yeterli olacaktır. Ek zamanınız varsa,  Kaysersberg, Barr, İtterswiller, Selestat rotaya eklenebilir.

Alsace’ye Ulaşım

Bölgeye en yakın hava limanının tam adı “EuroAirport Basel-Mulhouse-Freiburg“. Bazı yerlerde, hava limanının adına şöyle de rastlayabilirsiniz. “Basel-Mulhouse Airport” , “Basel Mulhouse Freiburg Airport(BSL)“, “Mulhouse EuroAirport“, “Basel(BSL)“. Bu isimler sizi yanıltmasın.  Hepsi aynı hava limanından bahsediyor 🙂  Özellikle araba kiralama sitelerinde bu konuya dikkat etmelisiniz. Fransa’ya giriş yapacaksanız, “Mulhouse Basel Airport” olarak arama yapın. İsviçre’ye giriş yapacaksanız, “Basel Airport” olarak arama yapın. Kiralama ücretlerini TL’ye çevirdiğinizde farklı rakamlar çıkabilir.

Hava limanına hem THY hem de Pegasus’un uçuşları var. Pegasus’un kampanyalı biletleriyle, ulaşım maliyetinizi düşürebilirsiniz. Biz böyle yapmıştık.

Hava limanı konum olarak Fransa topraklarında yer alıyor. Ancak işletmesi İsviçre’ye ait. Hava limanından 3 ülkeye direk çıkış yapılabiliyor. Bu ülkeler Fransa, Almanya ve İsviçre’dir. Böyle söyleyince, çok kompleks bir hava limanı olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak hiç öyle değil. Ben burayı çok mütevazi buldum. Uçaktan indikten sonra, yürüyerek terminale giriş yaptık. 3-4 dakikada pasaport kuyruğuna geldik. ve 10-15 dk içinde pasaport işlemlerimizi bitirmiştik. Bir kaç dakika sonra ise araba kiralama ofislerinin önündeydik. Eğer araba kiralayacaksanız, arabayı alma saatinizi bu duruma göre belirleyin.

Fransa ve Almanya çıkışı aynı yerden.

Alsace’ye Ulaşım için Diğer Alternatifler

    1. Paris‘ten Strasbourg‘a trenle 2,5 saatle ulaşabilirsiniz. Paris’e hem THY’nin hem de Pegasus’un uçuşları var.
    2. Sun Express’in İzmir çıkışlı yaz uçuşları ile aktarmasız Strasbourg‘a(Strazburg) ulaşabilirsiniz.

Schengen vizenizle daha önce schengen bölgesine giriş-çıkış yaptıysanız, yani  hangi ülkeye girdiğinizin bir önemi yoksa;

  • THY ile Almanya’nın Baden-Baden kasabasına uçabilirsiniz. Baden-Baden, Strasbourg’a 58km uzaklıktadır. Hava limanının tam adı: Karlsruhe / Baden-Baden Airport (FKB), Halifax Avenue, Rheinmünster, Germany. 
  • Bölgeye yakın sayılabilecek diğer hava limanları ise Stuttgart(Almanya) ve Zurih(İsviçre) şehirlerinde. Bu şehirleri de gezerek seyahatinizi genişletebilirsiniz.

Alsace Gezi Rotasını Nasıl Oluşturduk?

Alsace gezisini, 2 gece Strasbourg, 2 gece Colmar konaklamalı olacak şekilde 4 gecelik planladık. Bölgeye ulaşımın en kolay yolu olan “EuroAirport Basel-Mulhouse-Freiburg” havalimanını tercih ettik. Hava limanından araba kiralayıp, Strasbourg’a geçtik. Yolculuk 1,5 saat civarı sürüyor. (Otele varış saati 17 gibi)
1. Gün otele yerleşim ve şehri tanımakla geçti.
2. Günün tamamında Strasbourg’u gezdik.
3. Günde Strasbourg-Colmar arasındaki görmek istediğimiz köyleri gezdik. Sırasıyla
Obernai,
İtterswiller,
Ribeauville,
Riquewihr.
Günün akşamında Colmar’a ulaştık.
4. gün öğleye kadar Colmar’da zaman geçirdik. Öğleden sonrasında Eguisheim köyüne gidip geldik.
5. gün sabah Colmar sokaklarında son kez dolaşıp, Mulhouse kasabasına gittik. Buradan da hava limanına geçtik.

Bu rotaya özellikle Strasbourg’dan başladık. Çünkü güneye indikçe kasabalar daha bir güzelleşiyor. İzlediğimiz rota aşağıdaki şekilde.

Bu geziye Kaysersberg, Turckheim köylerini ve Haut Konigsburg kalesini de dahil etmek mümkün. Yeterli zamanımız vardı. Ancak yapmadık.

Son gün için planım ise Freiburg(Almanya) ve Basel’e(İsviçre) gitmekti. Her birine 1-1,5 saat zaman ayırıp, kısa bir gezinti yapabilirdik ancak çok yorgun olduğumuzdan bunu da yapamadık.

Fransa’dan schengen vizesi almanız gerekiyorsa, bu yazım tam size göre: Fransa’dan Schengen vizesi nasıl alınır?

Colmar’da konaklama için çok güzel bir ev önerim var: Colmar Konaklama: Yoksa Siz Hala AIRBNB ile Tanışmadınız mı?

Strasbourg

Strasbourg’u çok ama çok sevdik. Hatta Alsace rotasında eşimin en sevdiği yer Strasbourg oldu desem hiç abartmış olmam. O yüzden, Strasbourg’u  Alsace rotanıza mutlaka ekleyin.

Strasbourg Nasıl Gezilir? Merak ediyorsanız, sizi strasbourg-gezi-rehberi  yazıma alayım.

Obernai

Alsace’nin en güzel kasabalarından biri olan Obernai, restore edilmiş ortaçağ ve rönesans evlerinin en güzel örneklerine ev sahipliği yapmaktadır.

Strasbourg’a 25 km uzaklıkta olan kasabaya trenle kolayca ulaşım sağlayabilirsiniz.
1-2 saatlik bir sürede kasabayı baştan sona gezmek mümkün. Biz burada pek zaman geçirmedik. Sokakları gezip, kasabadan ayrıldık.

İtterswiller

Obernai’den sonra uğradığımız köy İtterswiller oldu. Buranın ismini tabelalarda görmek zor. Çünkü çok minik bir yer. Köyü bulmak için en büyük yardımıcınız Google Maps olacaktır.

Önünde devasa bir fıçı bulunan Arnold restoran, köyde öne çıkan mekanlardan. Burada şarap tadımı yapabilirsiniz.

Kısıtlı zamanınız varsa, hiç uğramamak en iyisi. Biz buraya zaman ayırdığmız için Kaysersberg’i es geçmiş olduk.

Ribeauville

Nasıl okunduğunu asla bilmediğim bir diğer Alsace köyü ise Ribeauville. Köyün ziyaretçilerini yine birbirinden güzel evler, renkli sokaklar ve tatlı bir turist kalabalığı karşılıyor.

Özellikle noel zamanı yapılan festivallerle daha da görülmeye değer bir köy. Bu dönemde etrafta bolca ortaçağ kıyafetlerine bürünmüş insanlar, dönemin müzikleri eşliğinde dans eden gruplar, geleneksel yemeklerin piştiği ve satıldığı standlar görebilirsiniz.
Alsace, bahar ve yaz aylarında çok güzel ancak aralık ayında da görülmeye değer bir bölge.

Riquewihr

Fransa’nın en güzel köyleri listesinde en üst sıralarda yer alan Riquewihr, bu bölgede en sevdiğim köy oldu. Riquewihr, diğer köylere göre çok daha renkli ve canlı.

Pastel renkli evlerle donatılmış sokaklar, sanki bir film stüdyosuna girmişsiniz gibi hissettiriyor.

Riquewihr, Ribeauville’ye 4km ve Colmar’a 12km uzaklıkta bulunuyor. Colmar garından kalkan otobüslerle buraya kolayca ulaşım sağlayabilirsiniz. Araçla gelirseniz, park olayı büyük sorun. Çok fazla park alanı var ancak hepsinin dolu olması muhtemel.

1 saatte tüm köyü gezmek mümkün. Ancak bu kesinlikle yeterli olmayacaktır. Etraf o kadar tatlı ki, daha uzun süre kalmak istiyor insan. Bence en az 2-3 saat ayırın.

Colmar

Alsace’nin incisi Colmar hakkındaki her şeyi ayrı bir yazıda topladım. Colmar’da konaklama için de bir önerim var.

Fransa’nın Masalsı Şehri Colmar ile Tanışın: Colmar hakkında her şey

Colmar’da konaklama için çok güzel bir ev önerim var: Colmar Konaklama: Yoksa Siz Hala AIRBNB ile Tanışmadınız mı?

Eguisheim

“Fransa’nın en güzel köyleri” kulübüne 2003 yılından beri üye olan Eguisheim, “2013’te Fransızların favori köyü” seçilmiş.
İşte bu yüzden Eguisheim’in olmadığı bir Alsace gezisi düşünülemez.

Köyün tasarımını o kadar güzel yapmışlar ki, tüm köyü gezdiğinizde başladığınız noktaya geri geliyorsunuz.


Fotoğraf çektirdiğimiz bu evin önü ise köyün en çok fotoğralanan yeri ünvanına sahip❤

Alsace’ye Ne Zaman Gitmeli

Alsace’ye gitmek için bahar, yaz aylarını ve noel zamanını(25 kasım- 25 aralık) tercih etmelisiniz. Biz nisan ayında gittik. Bizim için güzel geçti. Ancak, yaz ayında daha güzel olacağını düşünüyorum. Çünkü yazın her yer daha çiçekli oluyor.

Noel zamanı ise bambaşka bir atmosfer var. Özellikle Strasbourg’un Noel’in başkenti sayılması sebebiyle, etraf acayip renkli oluyor. Çeşitli festivaller düzenleniyor.

Alsace’de Ne Yenir?

Alsace, Fransa ve Almanya’nın karışımında oluşan bir kültür olduğu için her iki mutfaktan lezzetler bulmak mümkün. Bir Alman atıştırmalığı olan Bretzel en sık rastlayacağınız yiyecek. Bretzel için bir tür simit diyebiliriz. Tadı açmaya benziyor. Sade, çikolatalı, şekerli olan çeşitleri vardı. Üzerine şeker serpilmiş olanı sadeye göre çok daha güzel.

Bretzel çeşitleri sırasıyla, şekerli-çikolatalı-sade
Riquewihr’de bir pastane

Alsace’nin meşhur bir de peyniri var. İsmi Münster. Çok aromalı tadı olduğundan ben hiç sevmedim. Diğer peynir çeşitleri ise çok güzel. Tabi bizdeki gibi lezzetler beklemeyin. Peynirleri incecik kesip, ekmeğin üzerine koyarak tüketirseniz, lezzetini daha iyi anlayabilirsiniz.

Riquewihr’den aldığımız domatesli-zeytinli peynir, sonraki günlerdeki kahvaltılarımızın yıldızı olmuştu. Peynirin kalanını İstanbul’a getirmiştik. Bitmesin diye azar azar tükettik. 🙂

Riquewihr’de bir sokak. Çeşitli peynirler satan bu stand çok ilgimizi çekmişti. En soldaki peynirden satın aldık.

Fransa’nın meşhur yiyeceklerinden olan makaron ise buraya geldiğinizde mutlaka tatmanız gereken bir lezzet. Görünüm olarak bildiğimiz makarondan farklı. Ancak lezzeti efsane bir şey. Mutlaka ama mutlaka deneyin.

Özlediğim lezzet işte budur. Hazır paketlerin küçüğü 6.5 EUR.

Alsace Gezisi için Araç Kiralamak Şart mı?

Bu soruya şöyle cevap vereyim. Araç kiraladığınızda istediğiniz saatte istediğiniz yere gidebilme özgürlüğünüz olacak. Ancak araç kiralamak kesinlikle çok maliyetli bir şey. Araç kirası, aracın sigortası, yakıtı, otopark ücretleri ve dikkatli bir sürücü değilseniz aşacağınız hız limitleri veya araca hasar verme gibi maliyetlerle karşı karşıyasınız.

Araç kiralamadığınız takdirde, toplu taşıma ile bir çok yere ulaşım mevcut. Hava limanından Strasbourg ve Colmar’a trenle ya da uygun fiyatlı ulaşım seçeneği sunan flixbus  ile kolayca gidebilirsiniz. Colmar ve Strasbourg’dan,  Obernai, Selestat gibi bazı kasabalara trenle ulaşmak mümkün. Riquewihr ve Ribeuville’ye ise Colmar garından kalkan otobüslerle ulaşabilirsiniz.

Biz araç kiralayıp gezdik. Alsace köylerindeki otopark yetersizliğini saymazsak, hiç bir sorun yaşamadık. Araç kiralamayı kesinlikle tavsiye ederim.  Yurtdışında araç kiralama ile ilgili ayrıntılı bir yazı hazırlıyorum. Faydalı bir çok bilgi o yazıda olacak.

Alsace’ye Google Map üzerinden bakalım.

FRANSA’DAN SCHENGEN VİZESİ NASIL ALINIR

Fransa’dan schengen vizesi nasıl alınır? Dikkat edilmesi gereken konular nelerdir? gibi soruların cevaplarını bulabileceğiniz yazım, vize sürecinizde size oldukça yardımcı olacaktır.

Schengen Vize Sürecini Kısaca Özetlemek Gerekirse

Fransa’dan schengen vizesi almak için aracı bir kuruma başvuru yapmanız gerekir. Aracı kurumun adı : VfsGlobal. VfsGlobal’e gitmeden önce,

  • Schengen vizesi için gerekli başvuru evraklarını hazırlayın.
  • VfsGlobal‘in websitesinden başvuru için randevu alın.
  • Randevu saatinde VfsGlobal’e gidin. Evraklarınızı teslim edin.

Adım Adım Schengen Vize Süreci

Google’a “fransa vize” yazdığınızda çıkan sonuçlardan biri  aşağıdaki adrestir.

 http://www.vfsglobal.com/france/turkey/ 

Bu adrese tıklayın. “Başvurunuzu nasıl yapacaksınız ?” bölümünde vize süreciyle ilgili ayrıntılı bir anlatım var. Mutlaka inceleyin. Burada vize başvuru formunu nasıl dolduracağınızı anlatan türkçe bir doküman göreceksiniz. Onu indirmeyi unutmayın.

Öncelikle vfsGlobal’in websitesine gidip randevu saatlerini kontrol etmenizi öneririm. Özellikle yurtdışına çıkmanıza 1 aydan daha kısa bir süre kaldıysa mutlaka kontrol edin. Randevu için çok az gününüz olabilir. Hiç gününüz kalmamış da olabilir.

VfsGlobal’den Vize Başvuru Randevusu Nasıl Alınır?

VfsGlobal’in websitesinde bir randevu kaydı oluşturmadan önce üyelik kaydı oluşturmanız gerekir.  https://online.vfsglobal.com/GlobalAppointment/ adresine girin. Adınız, soyadınız, mail adresiniz gibi kişisel bilgilerinizi girerek üyelik kaydınızı oluşturun. Tekrar ana sayfaya gelip mail adresiniz ve şifrenizle giriş yapın. Sol üst köşede yer alan “Schedule Appointment” bölümüne tıklayın. 

  • İlk olarak başvuru yapacağınız merkezi seçin. Ülkemizde, Ankara’da 1, İzmir’de 1 ve İstanbul’da 2 olmak üzere toplamda 4 adet başvuru merkezi bulunuyor. İstanbul’daysanız, her iki başvuru merkezini kontrol edip, size uygun tarihe randevu alabilirsiniz. Harbiye tarafı genelde çok yoğun oluyor. 
  • Vize Category bölümünü “SHORT TERM” seçmelisiniz. Eğer erken saat başvuru seçerseniz, 07 ile 08 saatleri arasında başvuru işlemlerinizi yapabilirsiniz. Bu durumda eğer çalışıyorsanız işten izin almanız gerekmez. Ancak bu hizmet ücretlidir. 25 EUR (2018 yılı))

Bu noktada “Click here to know the earliest available date” linkine tıklayarak en yakın randevu  gününü görebilirsiniz.

Bu aşamadan sonra isterseniz devam edin, randevu kaydınızı tamamlayın; isterseniz başvuru evraklarınızı hazırladıktan sonra tekrar bu adrese gelin, randevu kaydınızı en baştan oluşturun.

Ben randevu kaydını anlatmaya devam edeyim.

Bu sayfadan bir sonraki sayfaya geçip “add applicant” butonuna tıklayın. Başvuru yapacağınız her kişi için ayrı ayrı form oluşturun.

Gün ve saat seçimini yapıp devam edin.

Randevu kaydını oluşturduğunuzda mail adresinize bilgi maili gelecektir. Randevu kaydınızı yazıcıdan bastırıp vize evraklarınızın içine ekleyin. Başvuru merkezine vardığınızda randevu kaydınızı göstermeniz gerekir.

Şimdi schengen vizesi için hangi belgeler gerekli, Bi bakalım.(Vize Başvuru Formunu doldurduğunuzda, formu “submit” ederseniz, gerekli belgeleri bu aşamada da görebilirsiniz.)

Schengen Vize Başvurusu İçin Gerekli Belgeler
  1. Vize Başvuru Formu.(Aşağıda başvuru formundan bahsettim.)
  2. Kimlik fotokopisi.
  3. 2 adet yeni biyometrik fotoğraf. Pasaportta  ve eski vizede kullanılan fotoğraftan farklı olmalı.
  4. Pasaport ve pasaport fotokopisi. (Pasaport, seyahat dönüş tarihinden sonra en az 3 ay geçerli olacak)
  5. Gidiş-dönüş uçak bileti rezervasyonu.
  6. Eğer bir tur acentasıyla gidiyorsanız, organize gezinin onay belgesi.
  7. Seyahat sağlık sigortası. Seyahat sağlık sigortasını banka hesabınızın olduğu herhangi bir bankadan yapabilirsiniz.  Ya da bir sigorta şirketine başvurmanız gerekir. 4 gün için kişi başı 29TL(2018 yılı)
  8. Otel rezervasyonu.
  9. Banka hesap dökümleri.
  10. Eğer bir çocuk için başvuru yapıyorsanız tüm bu belgelere ek olarak; Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ve Doğum Belgesi gerekli. Her ikisi de herhangi bir nüfus müdürlüğünden alınabilir. Çocuk, eğer anne ve babası ile birlikte seyahat etmiyorsa muvafakatname belgesini de almanız gerekir.(Biz hep birlikte seyahat ettiğimiz için muvafakatnameye gerek olmadı. Ancak İtalya’ya da hep birlikte gittiğimiz halde muvafakatnameye gerek olmuştu.)
  11. Eğer çalışan biriyseniz, aşağıdaki belgelere ihtiyacınız var.
  • Ssk hizmet dökümü. E- devlettten “BARKODLU BELGE OLUŞTUR” butonuna tıklayarak belgenizi alabilirsiniz.
  • İşveren kurum tarafından, kişinin seyahat sebebi, meslek durumu, pozisyonu, seyahat tarihleri gibi konuları içeren vize talebinde bulunulacak Schengen ülkesinin konsolosluğuna hitaben yazılmış, ıslak imzalı kaşeli, şirketin antetli kağıdına yazılmış bir vize talep dilekçesi,
  • İzin süresini belirten Fransızca veya İngilizce çalışma belgesi.(Türkçe verebilirsiniz. Sorun olmuyor.) 
  • Güncel vergi levhası fotokopisi.
  • Orijinal ve güncel, İngilizce faaliyet belgesi.
  • Ticaret Sicil Gazetesi fotokopisi.
  • Sigortalı işe giriş bildirgesi.
  • Son 3 ayı gösteren, kaşeli ve imzalı maaş bordrosu.
  • İmza sirküleri.
  • Çalıştığınız firmanın merkez ofisi bulunduğunuz şehirden farklı bir yerdeyse ikametgah gerekebilir.(e-devletten ya da herhangi bir nüfus müdürlüğünden alabilirsiniz.)
 Vize Başvuru Formu Nasıl Oluşturulur?

https://france-visas.gouv.fr/   adresine giriş yapın. Adınız, soyadınız, mail adresiniz gibi kişisel bilgilerinizi girerek üyelik kaydınızı oluşturun.

Uyelik hesabınızı açtıktan sonra başvuru formunuzu doldurmaya başlayabilirsiniz. Başvuru yapacağınız kişi sayısı kadar form oluşturmanız gerekir. Ben, eşim ve oğlumun formlarıyla birlikte 3 adet form doldurdum.

NOT: Aklınıza takılan bir soru olursa, vfsGlobal‘in çağrı merkezinden yardım almaktan çekinmeyin. Çağrı merkezi çalışanları her konuda yardımcı oluyor.

NOT: Vize çıkış suresi 3-15 iş günüdür. Ancak VfsGlobal’deki çalışan, vize çıkış süresini 3 iş günü olarak söyledi. Ve gerçektende 3 günde vizemiz çıktı.

 

EK NOT : Son olarak da “yurtdışı çıkış harcına” değinmek istiyorum. Konunun vizeyle hiç alakası yok ama aklıma gelmişken belirteyim. Biliyorsunuz ki ülkeden çıkış yaptığınızda devlete  bir harç ödemeniz gerekir. Bu ücreti hava limanında ödeyebiliyorsunuz. Ancak orada uğraşmak istemezseniz, harcı herhangi bir bankaya yatırabilirsiniz. Bu işlem için Pasaport no, isim ve soyisim bilgileri yeterli. Kişi başı 15tl(2018 yılı)  Ülkeden çıkış yaparken bu dekontu da yanınızda bulundurmalısınız.. 

Yakın zamanda, bloguma Fransa ile ilgili aşağıdaki yazıları ekledim.

Alsace Gezi Rotasını Nasıl Oluşturduk. Okumak için tıklayın: Alsace Şarap Yolu Gezi Rehberi

Fransa’nın Masalsı Şehri Colmar ile Tanışın: Colmar hakkında herşey

Colmar’da konaklama için çok güzel bir ev önerim var: Colmar Konaklama: Yoksa Siz Hala AIRBNB ile Tanışmadınız mı?

Strasbourg Nasıl Gezilir? Okumak için tıklayın: Strasbourg Gezi Rehberi