Fransa’nın en renkli kentlerinden biri olan Colmar, Alsace-Loren bölgesindedir. Eskiden balıkçıların yaşadığı ve ticaretlerini yaptıkları şehirken; günümüzde, turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bir kent haline gelmiş.

Pencerelerinden çiçekler sarkan pastel renkli evleriyle ünlü Colmar’da birbirinden güzel sokaklar ve meydanlar var.
Şehri yarım günde gezmek mümkün. Ancak daha fazla zaman ayırmak hatta 1-2 gece konaklamak çok iyi olur.

Biz, Strasbourg ve Alsace köylerini gezdikten sonra Colmar’a geldik. Kasabaya ulaştığımızda akşam saatleriydi. Dolayısıyla Colmar’da ilk çektiğim fotoğraflar, gece fotoğrafları oldu. Şehrin gecesi o kadar güzel ki, daha önce hiç bir yerin gecesini bu kadar çok sevmemiştim.

Eski şehir bölgesine ilk giriş yaptığımızda bizi bu pembe ev karşıladı. Noel zamanı bu meydanda kocaman bir Noel ağacı kuruluyor. Noel ağacının yanında fotoğraf çektiren bir çok kişinin fotoğrafında bu tatlı ev de yerini alıyor. 🙂

şeker gibi bir ev

Pembe evin sol tarafındaki caddeden ilerledik ve işte olmak istediğim yerde, Petite Venise’deyim. Petite Venise, şehrin en canlı ve fotoğrafik bölgesidir.

Petite Venise , Colmar

Alsace Gezi Rotasını Nasıl Oluşturduk. Okumak için tıklayın: Alsace Şarap Yolu Gezi Rehberi

Fransa’dan schengen vizesi almanız gerekiyorsa, bu yazım tam size göre: Fransa’dan Schengen vizesi nasıl alınır?

Colmar’da konaklama için çok güzel bir ev önerim var: Colmar Konaklama: Yoksa Siz Hala AIRBNB ile Tanışmadınız mı?

Fransa’nın Masalsı Şehri Colmar’da Ne Yapılır?

1. Colmar’ın en turistik yeri olan “La Petite Venise” yani “Küçük Venedik” şehirde ilk uğrayacağınız yer olmalı. En en güzel manzaralar burada.

Petite Venise’de evler rengarenk.
PetiteVenise’de bir başka köprüden manzara

2. Bahar veya yaz aylarında geldiyseniz, Petite Venise‘de gondol turu yapmak süper olur. Yaklaşık 30dk süren turun ücreti ise 6EUR(2018 yılı).

Gondolla gezenleri izlemek de çok güzel.

3. Güzel bir pazar yeri görmek ve uygun fiyatlı yeme-içme alternatifleri için Marche Couvert(Kapalı Pazar Yeri) –Marche Couvert üstteki fotoğrafta sağ tarafta bulunuyor–  

Marche Couvert bazı günler kapalı oluyor. Biz bir türlü açık olduğu günü yakalayamadığımızdan, bu pazar yerini deneyimleyemedik maalesef. Şöyle ki, İlk gün Colmar’a geç saatlerde vardığımız için pazar yeri kapanmıştı. Ertesi gün ise pazar yerinin kapalı olduğu günmüş. Bir sonraki günümüzde ise yine kapalıydı. Çünkü son günümüz, 1 Mayıs İşçi Bayramı’na denk gelmişti.

4. Rönesans döneminden kalma bir bina olan La Maison des Tetes(Kafalar Evi) şehirdeki popüler yapılardan.

İlginç bir tasarıma sahip olan binanın dış yüzeyinde çeşit çeşit kafa heykelleri bulunuyor. Bina, günümüzde restoran olarak kullanılıyor.

5. Musee Unterlinden(Uterlinden müzesi )şehirde görülmesi gereken müzelerden.

6. Görülmesi gereken bir başka müze ise Bartholdi Müzesi.

Frederic Auguste Bartholdi, New York’taki ünlü Özgürlük Heykeli‘nin tasarımcısı. Kendisi Colmar’lı olduğu için doğup büyüdüğü ev müzeye dönüştürülmüş. Ayrıca, Colmar’ın girişinde Özgürlük Heykeli’nin küçük bir kopyasını da görebilirsiniz.

7. Rönesansın ilk örneklerinden biri olan Maison Pfister(Pfister Evi) tarihe meraklı olanların görmek isteyebileceği bir başka ünlü yapı.

Colmar’da Ne Yenir?

Yukarıda bahsettiğim pembe evin sağ tarafından ilerlerseniz minik bir meydana ulaşıyorsunuz. Burası restoranların yoğun olduğu bir yer. Ben burayı çok sevimli buldum. İlk günümüzde akşam yemeğimizi bu meydandaki “Le Fer Rouge” adlı restoranda yedik.

Colmar’da sıkça göreceğiniz lezzet tarte flambee olacaktır. Etli bir şeyler yemek isterseniz, domuz etine rastlamanız muhtemel. Eğer domuz etinden hoşlanmıyorsanız, mutlaka ne eti olduğunu sormalısınız.

Colmar’ın en popüler meydanlarından bir tanesi

Açıkçası yemek konusunda çok sıkıntı çektik burada. Neyi sorduysak genelde domuz etliydi. Dolayısıyla diğer günlerde hep evimizde yemek yapıp yedik.

İlk günümüzde yediğimiz yemekler ise Yarım Tarte Flambee ve Sebzeli Tavuk oldu. Lezzetleri güzeldi. Ancak çok  da aradığım lezzetler değil. Yani olsa da yesek dediğim lezzetler değiller.

Tatlı olarak ise bir fransız tatlısı olan “Crème brûlée” söylemiştik. Bu tatlıyı sevdim. Servisi çok ilginçti.  Tatlı masama geldiğinde yanıyordu. Sönmesini bekledik bir süre. 🙂

Şehirden ayrılırken eve götürmek için nougats satın aldık. Nougats bir tür helva. Tadı çok da değişik değil aslında. Olsa da olur olmasa da. 🙂

 

Notlarım burada sona eriyor. Alsace hakkındaki bir çok bilgiye bu blogtan ulaşabilirsiniz. Yazılarımı faydalı bulduysanız, bir yorum eklemeniz beni çok mutlu edecektir.

Bunu Sosyal medyada paylaşın...

Author

Write A Comment