İzmir’in Tire taraflarına yolu düşenlere güzel bir lezzet durağından bahsedeceğim. Bu yaz, sevdiğimiz bir arkadaşımızın düğünü için Tire’ye geldik. Tire’yi çok sevdik. Küçük, şirin bir kasaba. İnsanları sıcakkanlı. Yani  nasıl sevmeyelim ki?

İlçeye geldikten sonra güzel yemek yiyelim, biraz soluklanalım dedik.

İnternette fazlaca önerilmiş olan kaplandağ restoran‘ı gördüm öncelikle. Restoranı tavsiye eden başka arkadaşlarım da oldu. Daha yoldayken, restoranı arayıp rezervasyon yapmıştım. Bloglardan okuduğum kadarıyla, mutlaka rezervasyon gerekiyormuş. Restoranı bulmak için navigasyonu kullanmanızı öneririm. Tire’ye giriş yaptıktan sonra navigasyona göre ilerlediğinizde bir süre sonra toprak yol başlıyor. Varış noktasına ulaşmışsınız gibi görünüyor ama gerçekte öyle değil. Toprak yol üzerinden biraz yokuş çıkıyorsunuz. Tabelalar sizi restorana kadar yönlediriyor.
Kaplandağ Restoran tepe bir yerde bulunuyor. Harika bir manzarası var. Çok ferah bir kere. Direk yeşile bakıyorsunuz. Tire‘nin bir kısmını da kuş bakışı görüyorsunuz.
Restoranın ambiyansına ise bayıldım. Masalar, sandalyeler hep ahşap. Su kabaklarından tavana süsler yapmışlar. Yani nereye baksanız, ahşap görüyorsunuz. Dekorasyonun tamamen ahşap odaklı olması, ortamı fazlaca otantikleştirmiş.
Ancak sandalyelerde herhangi bir minder olmadığından, çok uzun süre oturmak pek mümkün değil. Biraz rahatsızlık veriyor.
Biz, öğlen saat 14 gibi gittiğimizde bir kaç masa doluydu. Sanırım akşama doğru daha yoğun oluyordur.
Lezzetlere gelince, meze çeşitliliği çok güzel. Mezelerin çoğu sevilen ege otlarından oluşuyor. Daha önce denemediğimiz mezelerden aldık. Her biri güzeldi. Ana yemek olarak ise köfte, kuzu şiş tercih ettik.
Bizim burada asıl beğendiğimiz şey şerbetleri oldu. Karadut ve koruk şerbetleri var. Karadut şerbeti tatlımsı kesinlikle çok güzel. Koruk şerbeti ise daha önce hiç denemediğim, hatta nasıl düşünmüşler bunu dediğim bir lezzet oldu 😀  Aşırı beğendim. Tatlımsı ama biraz da mayhoş bir tadı var. Herkes sevmez bence. Ama seven de müdavimi olur. 🙂
Çocukluğumda korukların suyuyla, ezilmiş sarımsağı karıştırıp, turşu suyu benzeri bir lezzet yapardık. Çok güzel olurdu. Bu şerbet beni o günlere geri götürdü.
Tatlı olarak ise, karadutlu lor tatlısı varmış. Çok meşhur dediler. Evet tadı güzel. Ama çok uyduruk geldi bana. 😀  Lor üstüne, karadut reçeli dökülmüş.
Tire’den dönerken ise, yöreye özgü lezzetlerden satın aldık. “Çamur” ismini verdikleri bir peynir çeşitleri var. Çökelek peynirine benzetebiliriz bu peyniri. Ve her yörede olduğu gibi burada da yörenin ismiyle özdeşleşmiş köfte var. Tire köftesi olmazsa olmaz. Yalnız, Tire köftesini hakikaten çok beğendik. Bir paket almıştık. Üzerinde nasıl pişireleceğinin tarifi de vardı.
Dönüş yolunda, Kaplandağ restorana tekrar gelme sebeplerimizi sıraladık. İşte o liste:
  • Ferah manzarası için gelinir.
  • Lezzetli mezeleri ve en önemlisi de koruk şerbeti için gelebiliriz.

NOT: Şimdi blog yazımı oluştururken aklıma geldi de, o şerbet neydi ya. demekten kendimi alamıyorum. Tamam ben koruk şerbeti için tekrar gelirim. 😀

Bunu Sosyal medyada paylaşın...

Author

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.