Category

MARMARA

Category

Richmond Sapanca, gitmeyi çok istediğim yerlerden biriydi. İstanbul’a çok yakın mesafede. Ancak bir türlü gitmek nasip olmamış bize. Bu kez 19 Mayıs tatilini fırsat bilip, Kaan Emir’i de anneme emanet ederek 1 günlüğüne bir kaçamak yapıyoruz Sapanca’ya.

Bahar aylarında olmamızdan yörenin dinlendirici havasının bize iyi geleceğini düşünmüştük. Gerçekten de öyle oldu.

Sapanca’ya ilk ayak bastığımızda, otele uğramadan bir köy kahvaltısı yapma niyetimiz vardı.  Kahvaltı için çiftlik restoranı keşfettik. Müthiş bir bahçesi var. Yer yer dikilen güller, etrafa öyle güzel koku veriyor ki. Bir de bahçenin ortasından geçen şirin mi şirin bir mini nehir var. Etraf alabildiğine yeşil. Masalar, sandalyeler öyle tek tip değil, biraz dağınık, düzensiz, köhne. Ama ortam bana göre çok şahane 🙂 işte gerçek köy havası budur dedirtiyor insana.

Kahvaltı için meşhur Çerkez kahvaltısını tercih ediyoruz. Varış saatimiz öğleni bulduğundan Serdar, kahvaltı yerine köfte yemeyi tercih ettiğinden, haliyle kahvaltı tek kişilik oluyor.

Ben kahvaltısından çok memnun kaldım. Masada bir hafta sonu kahvaltısında olması gereken her şey vardı.

Kahvaltının sadece bir bölümünün fotoğrafı (tek kişilik)

sapanca-kahvalti-nerede-yapilir-1024x765
sapanca kahvaltı yerleri : Çiftlik Restoran çerkez kahvaltısı

Kahvaltı sonrası, burada uzun süre oturup, çay içip muhabbet ettik. Ortamın huzuru, bizi ele geçirdi resmen 🙂

Sapanca Richmond Nua Welness Spa Otel

Konaklama için bir spa otelini tercih ettik. Daha önce spa deneyimimiz olmamıştı. Ve dinlenmeye de çok ihtiyacımız vardı.

richmond sapanca kahvaltı
richmond sapanca

Otel 14 yaş altı çocuk kabul etmiyor. Dolayısıyla etrafta çocuk sesleri olmadığından her yer sakin ve sessiz.

richmond sapanca kahvaltı
richmond sapanca

Burası bir sağlık oteli olduğundan odaya ilk girişte herkes için taze ve kuru meyvelerden oluşan bir sunum bırakılıyor. Ayrıca Spa için gerekli olan bornoz ve terlikler de bez bir çantada hazır edilmiş.

Odaların genişliği yeterli büyüklükteydi. Her yer tertemizdi. Biz oteli çok çok beğendik.

Otel için online rezervasyon işlemlerini yaparken eşim için bir doğum günü sürprizi yapmak istediğimi iletmiştim. Sağolsunlar bu talebimi geri çevirmediler.  Biz spa’dan geldiğimizde, doğum günü pastası yanında içeceğiyle birlikte bizi bekliyordu.

richmond sapanca kahvaltı
richmond sapanca

Richmond Sapanca Kahvaltı

Otelin kahvaltısı açık büfe. Her şey çok lezzetli. Ben böyle büyük otellerden lezzet konusunda pek bir şey beklemem. Ama burası beni fazlasıyla şaşırttı. Ne yediysem, hepsi çok güzeldi. Ve çeşit sayısı inanılmazdı. 🙂

Richmond Sapanca Spa Deneyimi

Otele girişin ardından hemen alt kattaki spa salonuna gittik. Kısa bir bilgi aldık. Spa‘dan istediğimiz saatte yararlanabilmemiz mümkünmüş. Spa dışında masaj yaptırmak istenirse, ayrıca randevu almak gerekiyormuş. Ve masaj için ek bir ücret ödemesi gerekiyor.  Ücretler ise yapılan masaja göre farklılık gösteriyor.

Biz sadece spa’yı tercih ettik.

Spa için bize bir mini kitapçık verdiler. Kitapçıkta, hangi odada ne kadar süre kalmak gerekiyor, sonrasında hangi odaya geçilmeli gibi detaylı bilgiler yer alıyor. Biz hemen hemen hepsini denedik. Öncelikle müthiş bir rahatlama hissi veriyor spa. İnsanı gerçekten de dinlendiriyor.

Sapanca’da Ne Yenir?

Akşam yemeğinde otel dışında olmak istedik. Ve internette araştırdığım kadarıyla Eker Lokantası’nın yemeklerinin çok iyi olduğunu öğrendim.

sapanca kahvaltı yerleri
sapanca önerileri

Kavurma, iç pilav, çorba ve yöreye özgü bir lezzet olan iskenderi andıran bir kebabı tercih ettik. Hepsinin lezzeti çok iyiydi. Personelin müşteriye karşı olan tutumu da gayet iyiydi. Burası, Sapanca’ya gidildiğinde uğranması gereken önemli lezzet duraklarından biri bize göre.

Polonezköy şehirden uzaklaşmak isteyenler için iyi bir alternatif. Özellikle baharda gidilecek en güzel adreslerden biridir. Yeşillikler içinde yer alan mekanlarda kahvaltı yapmayı düşünenlere tavsiyelerim şöyle olacaktır:

💛 Hafta sonu erken saatte gitmek gerek. En geç saat 10 gibi orada olunmalı. Aksi durumda fena bir trafik sizi bekliyor olacak.
💚 Kahvaltı yerleri bahçeli ve yeşillikler içinde. Kahvaltı çeşitliliği sınırlı olsa da gayet yeterli bence. Lezzetlerini çok çok sevdik.
💚 Bizim oturduğumuz yer “Gülayım Bahçe Polonezköy“. Burası sevdiğim bir yer oldu.
💚 Öğleden sonra genel olarak tüm restoranlarda et-mangal olayı başlıyor. İsteyen öğlen yemeği için de gelebilir.
💚 İsteyen köyde konaklama yapabilir. Şirin butik oteller var.

Polonezköy Gezilecek Yerler – Polonezköy’de Ne Yapılır?

Kahvaltı dışında yapılabilecek diğer atraksiyonlara gelirsek;

  • Bir Polonya evi olan “Zosia Teyzenin Anı Evi” ziyaret edilebilir. Polonezköy’ün en eski evlerinden biriymiş burası.
  • Polonezköy tabiat parkında doğa gezintisi yapmak mümkün. Bisiklet parkuru da varmış.
  • Cam atölyesini ziyaret edip, hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz.
  • Polina“adlı mekanın pastaları çok meşhurmuş. Polonya’ya özgü pastalar yapıyorlarmış. Biz henüz deneyemedik. Gidenlerin aklında bulunsun.

Bu pazar, biraz doğayı solumak ve dinlenmek için şehirden uzaklaşalım dedik. Plansız programsız çıktık evden. Hava güzeldi.
Hem leziz bir kahvaltı yapabileceğimiz hem de huzurlu bir ortamı olan ve aynı zamanda çocukla da çok rahat
edebileceğimiz bir Kilyos kahvaltı mekanına gidelim istedik.

Şehirde böyle bir yer bulmak hayaldir çoğu zaman. Bir kere her yer çok kalabalık. En başta bu yüzden insanın evden çıkası gelmiyor.

Şimdi sizlere her şeyi bir arada bulabileceğiniz bir yerden bahsedeceğim.

Güzel, huzurlu bir kahvaltı için Kilyos taraflarına kaçın. Kilyos’da, bir sürü kahvaltı mekanları mevcut. Hafta sonları kalabalık oluyor. Ama öyle bunaltıcı bir kalabalık değil. Kilyos kahvaltı yerleri genel olarak çok ferah.
Biz 3.kez gittik kahvaltıya. Her defasında aynı restorana gittik.

Hizmetinden memnun kaldığımız Bolu-2 restoran bizim favorimiz. .

Kilyos kahvaltı yerleri
Kilyos kahvaltı yerleri

Çimenlerin üzerinde ahşap masalar ve sandalyeler, ağaç gölgelerinin serinlettiği bir ortam.

Hizmet kalitesi süper.

Kahvaltı çeşitliği gayet yeterli.
Ürünlerin lezzetine diyecek lafımız yok. Hepsi lezzetliydi.

Kilyos Kahvaltı Menusu

Kilyos köy kahvaltısı
Kilyos köy kahvaltısı

  • 10’dan fazla peynir çeşidi(beyaz peynir, tulum peyniri, tel peynir, otlu peynir, krem peynir, örgü peynir, kaşar peyniri ve ismini bilmediğimiz diğer peynirler 🙂 )
  • 2-3 çeşit zeytin,
  • salam,
  • domates-salatalık-roka-maydanozdan oluşan bir sebze tabağı,
  • bal, kaymak, tereyağ,
  • fındık ezmesi,
  • 2 çeşit reçel(vişne ve böğürtlen),
  • menemen ya da omlet(sade,sucuklu),
  • demlik çay,
  • kızartılmış ekmek,
  • gözleme,

Peynirleri çok lezzetliydi. Özellikle tulum peyniri harika.
Bal -kaymak ikilisine bayıldık.
Ancak reçelleri pek tutmadım ben. Lezzetsizdi. Reçel sayısı azdı.

Demlik çay oluşu harika, istediğiniz zaman kendi çayınızı katıp sıcacık içebiliyorsunuz.

Kilyos kahvaltı mekanları
Kilyos kahvaltı mekanları

Ayrıca, mekanda mini bir çocuk parkının düşünülmüş olması güzel olmuş.
Buraya sadece kahvaltı için değil, dilerseniz  et-mangal keyfi yapmak için de gelebilirsiniz. Et reyonları gördüğüm kadarıyla çok çeşitliydi.

 

Bir pazar gününü böyle bir yerde değerlendirmek isteyenlere burayı içtenlikle tavsiye ederim.

İstanbul keşiflerinde bu seferki rotamız, İnstagram aleminin en popüler adreslerinden biri olan ; Otağtepe. Buranın fotoğrafını ne zaman görsem, bir an önce gitmek isterdim.

Otağtepe Nerede

Otağtepe, İstanbul’un Anadolu yakasındaki en güzel ilçelerinden biri olan Beykoz‘un Kavacık semtinde bulunuyor. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü ve boğazı yakından gören bir konuma sahip. O yüzden iyi bir İstanbul manzarası için mutlaka buraya gelmelisiniz. İstanbul gezilecek yerler listesinin başına Otağtepe’yi koyun.

Avrupa yakasından Fatih Sultan Mehmet Köprüsü aracılığıyla Anadolu yakasına geçiyorsanız, harika bir şekilde dalgalanan Türk bayrağına iyi bakın. Otağtepe, işte tamda  bayrağımızın dalgalandığı yer oluyor.

Fotoğraflarda göründüğünden daha fazlası varmış kesinlikle. Ben çok sevdim. Parkın çevre düzenlemesi, temizliğine söylenecek hiç bir laf olamaz. İstanbul’da ilk defa bu kadar temiz bir park görüyorum.

Meşhur bir adres olunca, acaba çok kalabalık oluyor mudur diye merak ediyor insan. Biz cumartesi bir gün öğlen civarı gittik. Pek kimseler yoktu diyebilirim. Ama sonrasında biraz kalabalık oluşmaya başladı. Ancak boğucu bir kalabalıktan bahsetmiyorum tabi ki. Zaten buraya ulaşım konusunu pek bilen de yok sanırım.

otağtepe
otağ tepe

Parkın resmi adı “Fatih Korusu TEMA Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi”. Parkın tarihi geçmişi ise şöyle;

İstanbul ilk kuşatıldığında, Sultan Yıldırım Bayezid’in boğazın tepesinde otağ kurduğu yer Otağtepe olarak adlandırılmış ve zamanla semtin ismi ile özdeşleşmiş. .

Fatih Korusu (Otagtepe)’de Ne Yapılır ? 

✅Buradaki Manzara süper ötesi.
✅Etraf bakımlı, temiz ve ferah.
✅Bebek arabası ile rahatlıkla gezilebilir.
❌Çocuk oyun parkı yok.
❌Çay- Kahve içilebilecek herhangi bir işletme yok. İyi ki de yok.
Fatih Korusu‘nda  yapılacak tek şey; Ağaç gölgelerinde, banklarda ya da çimenler üzerinde oturup manzaranın keyfini çıkarmak.

otağtepe

Buraya geldik. Yeşile, maviye doyduk. Bol bol fotoğraf çektik. Peki, sonrasında  güne nasıl devam edelim diyenlere, benim önerilerim şöyle:

Park’tan çıkıp, Otağtepe Cafe’nin bulunduğu noktadan “inönü” caddesi boyunca ilerleyerek, Anadolu Hisarı‘na ulaşabilirsiniz. Burada Göksu Deresi kenarında güzel mekanlar var.  Yemek yiyebilir, çay-kahve molası verebilirsiniz.

Sonrasında Anadolu Hisarı’ndan kalkan, vapur saatlerini kontrol edip, eğer saati size uygun ise, vapur ile Kanlıca’ya geçebilirsiniz.(Bu arada Kanlıca da anadolu yakasında. Sadece biraz deniz havası almak için vapura biniyoruz 😀 )  Biz Anadolu hisarına ulaştığımızda vapur’un kalkmasına 45 dakika vardı. O yüzden pek beklemek istemedik. Halk otobüsü ile Kanlıca’ya geçtik.(10dk civarı sürüyor.)

Kanlıca’da ne yapılır? Tabi ki Meşhur Kanlıca yoğurdu yenir.  Buranın kendine has bambaşka bir havası vardır. Bizim çok sevdiğimiz yerlerden biridir.

Otağtepe Giriş Ücreti

Giriş ücretsiz. Ancak araçla giderseniz, otopark ücreti ödemeniz gerekir.

Otağtepe’ye Nasıl Gidilir? Yol Tarifi

  • İstanbul’un bir çok noktasından halk otobüsleriyle (Özellikle Üsküdar’dan) Otağtepe caddesine ulaşabilirsiniz. Caddedeki,  Otağtepe Kafe’nin bulunduğu noktadan “Fatih Korusu” tabelalarını takip ederek yaya 10 dakikada varılabilir.
  • Özel araç ile gelmek isteyenler, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile anadolu yakasına geçtikten sonra, Anadolu Hisarı sapağından ilerleyip, otağtepe tabelalarını takip etmeliler. Parkın kendine özel otoparkı var..(otopark ücretli)

Fatih Korusu’nun haritadaki konumu için tıklayın.

Ayvalık – Cunda tatili ne zamandır planladığım bir tatildi. Ama bir türlü gitmek nasip olmamış. Araya hamilelik ve doğum girince tatil planları değişiyor haliyle. Ayvalık taraflarına eşimle Bodrum Tatili dönüşü uğramıştık. Akşam saatleriydi. Cunda’nın sahilinde  gezinip dondurma ve lokma yemiştik. Daha sonra da İstanbul’a doğru yolumuza devam etmiştik. Yani pek gezememiştik.

Bu sene kurban bayram tatilini fırsat bilip planları yaptık. Can arkadaşım Elif ile tüm detayları düşündük. Otel rezervasyonunu haftalar öncesinden yaptık.

Arkadaşlarla birlikte yaptığımız bu tatilden tam 1yıl sonra yine Cunda’ya gitmek nasip oldu. Hem Balıkesir’li oluşum hem de İstanbul’a yakınlığından dolayı Cunda bizi kendine çekiyor resmen.

Her iki tatilin notlarını birleştirdim ve ayvalık cunda gezi rehberi yazısını hazırladım.

Ayvalık ve Cunda’ya Nasıl Gidilir

Biz gidiş ve dönüş yolunu İstanbulKocaeli-Bursa-Balıkesir üzerinden yaptık. Çanakkale tarafından da gidilebilir. Ancak her iki mesafe de km olarak hemen hemen aynı. Bir de bizim gittiğimiz yollar daha düzgün. Dolayısıyla tercihimiz bu şekilde oldu.

Buralara ulaşmanın başka alternatifleri ise şu şekilde, Arabalı feribotla Yenikapı’dan Bandırma’ya geçmek ve araçla kara yolundan devam etmek. Diğeri ise, İstanbul’dan uçak(Borajet) ile Edremit’e gitmek. Oradan da otobüs ile devam etmek.

Cunda’da Nerede Kalınır – Cunda Konaklama – Cunda Otelleri

İlk Cunda taitlinde Alya Otel’de kaldık. cunda’da da birçok otele göre buranın fiyatı uygundu. O yüzden tercih ettik.

İkinci Cunda tatilinde ise tatile son anda karar verdiğimizden tüm oteller doluydu. O yüzden alelacele bir otele rezervasyon yapmıştık booking.com üzerinden. Çok doğru bir karar verdiğimizi otele gelince anladık. Otelin temizliği ve personelin güler yüzlü oluşu bizi çok memnun etti.

Ertesi gün bayram sabahıydı. Otelde mükemmel bir kahvaltı yaptık. Otelin kahvaltısı beklentilerimin üzerinde çıktı doğrusu. 🙂

İşte kahvaltımız…

cunda-kahvalti



Cunda Gezilecek Yerler

Patriça

Ertesi gün otelde kahvaltımızı yaptık. Ve Cunda adasının Patriça taraflarına gittik. Buranın yolları bir süre sonra toprak yola dönüşüyor. Ama yolun sonunda güzel bir tesis var. Yaz günü buralara gelindiğinde denize girmek gerek mutlaka. Biz ekim ayında gittiğimizden burada denize girmedik. Hava rüzgarlıydı.

Sevim-Necdet Kent Kütüphanesi

Burası da mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Manzara tabi ki de çok güzel.Tüm Cunda’yı görüyorsunuz. Ve harika bir deniz manzarası var. Burda mutlaka limonata ya da çay içilmeli. Bizim buraya gelmemizle çıkmamız bir oldu. Çünkü hava çok rüzgarlıydı ve soğuktu. Kaan Emir’i üşütmemek için pek durmadık. Ancak bir daha buralara yolumuz düşerse burada biraz oturup çay, kahve içmek istiyorum.

Çatal Tepe

Denize gitmeye karar verdiğimizde, Cunda’daki Çatal Tepeye uğradık önce, plajın çok rüzgarlı olmasından dolayı, rotayı Sarımsaklı‘ya çevirdik. Sarımsaklı’nın da çok kalabalık oluşundan dolayı biraz daha ileride yer alan Badavut plajına geçtik. Orada denize girdik. Hava rüzgârlı ve su soğuktu. Biz buralara kadar gelmişken denize girelim dedik. Kaan Emir suyun soğuk oluşuna pek aldırış etmedi. Suyu sevdi.

Ayvalık Gezilecek Yerler

Sarımsaklı

Sarımsaklı

sarimsakli-plaj

Sarımsaklı’da bir sürü otel, pansiyon mevcut. Bir o kadar da yazlık var. Sahil şeridi ise upuzun. Her yer tertemiz. Denizi sığ. Hemen derinleşmiyor. Çocuklu aileler için çok uygun bence.

Buraya geldiğimizde biraz güneş açtı. Suya baktık. Pek soğuk değildi. Tabi haliyle ben burada denize girdim. Ekim ayında olmamıza rağmen su çok güzeldi.

Şeytan Sofrası

Sarımsaklı’dan sonra tabelaları takip edip Şeytan Sofrası’na çıktık. Burası küçük bir tepe. 3-5 kafe var. Manzara ise şahane. Mavi ve yeşilin uyumuna bayıldım.

seytan-sofrasi

İnsana huzur veren bir ortam. Burada bir süre kafelerde oturup dinlenmek gerek. Biz pek oturmadık, bol bol foto çektik. He, burada bir de şeytanın ayak izi olduğuna inanılan bir yer var.

sarimsakli-seytan-sofrasi-2

İnsanlar oraya para atıyorlar, dilek diliyorlarmış. Biz sadece şöyle bir baktık sadece. Buraya neden şeytan sofrası deniyor acaba diye merak ediyorsanız? onun sebebi de şuymuş. Buradaki manzara bir sofra görünümünü andırıyor. Bir sürü irili ufaklı ada böyle bir görüntü oluşturuyor.

Buradan Ayvalık’a dönüş yolunu Çamlık mevkiinden yaptık. Yani sahile paralel şekilde döndük. Sahil boyunca da çok şahane bir manzara var. Küçük tatlı evler var. Bana İstanbul’daki Büyük Ada’yı hatırlattı. Huzurlu bir ortam gerçekten de. İnsanın, emekli olunca, ben buralara yerleşeyim diyesi geliyor. 🙂

Cennet Tepesi

Ayvalık merkeze gelince, Cennet Tepesi tabelasını gördük. Ve oraya gitmeye karar verdik. Tabi Şeytan Sofrası’ndaki gibi bir manzaraya sahip değil. Ben beğenmedim. Ayvalık’a kuş bakışı bakıyorsunuz. Daha çok beton yığınına bakıyorsunuz aslında.

Ayvalık ve Cunda’da Ne Yenir

Lokma İmparatoru

lokma

Lokmaların lezzeti çok güzel. Kesinlikle tavsiye ederim lokma yemenizi. Öyle yağlı bir şey deyip kestirip atmayın bence. Deneyin, beğeneceksiniz. 🙂

Biz öncelikle, hangi balıklar var, ne yiyelim acaba  diyerekten restoranları gezdik. En sonunda Sahil Restaurant’ın şefi bizi ikna ettik. Değişik bir balık önerdi bize. Çirkin bir balık olan Dülger(Peygamber balığı) balığının çok lezzetli olduğunu söyledi. Biz de her zaman çipura, levrek, palamut yiyoruz, biraz da başka tatlar deneyelim dedik. Balığımızı sipariş verdik. Yanında bir miktarda tekir balığı söyledik. Ve tabi vazgeçilmezimiz kalamar tava ile birlikte.

Meze olarak ise,o kadar çok  çeşit var ki.Neyi yiyeceğinize bir türlü karar veremiyorsunuz.Biz yine  farklı olsun deyip,girit ezmesi ve deniz börülcesi söyledik.

Karadeniz Pastanesi

  Buralara gelipte bu köklü pastaneye uğramadan olmazdı elbette. Özellikle sakızlı kurabiye benim en çok merak ettiklerimdendi. Bu küçük pastane her daim kalabalık. Zar zor kendimize yer bulduk. Biz birer sakızlı kurabiye ve lor tatlısından aldık.

lor tatlısı..

cunda-lor-tatlisi

Ben her ikisini de beğendim. Ancak bizimkiler kurabiye için, normal bir kurabiye dediler. Pek beğenmediler. Lor tatlısına ise herkes bayıldı. Kesinlikle tavsiye ederim.

Deniz sonrası Cunda’ya döndük tekrar. Meşhur Karadeniz pastanesine uğradık önce. Sakızlı kurabiye, lor tatlısı söyledik. Tam sipariş verirken, bir de ne göreyim 🙂 🙂 🙂 Son zamanların popüler tatlısı, benimde çok sevdiğim Trileçe var tezgahta. Hemen ondan da söyledik. Şimdiye kadar yediğim en iyi tirileçe diyebilirim. Mutlaka deneyin.

cunda-karadeniz-pastanesi

Vino Şarap Evi

Pastanenin sokağında Vino Şarap Evi var. Buranın da liköru meşhurmuş. Biz tatmadık. Denemek isteyenlere duyurulur.

Girit Mutfağı

Akşam yemeği için Girit Mutfağını düşünmüştüm. Gündüzden de mekana gidip, ismimizi yazdırıp, telefon numaramızı vermiştik . Rezervasyonumuzu yapmıştık. Ancak akşam geldiğimizde, bizim için yer yoktu. Rezervasyon yaptığımızı söyledik, pek ilgilenen olmadı. Bu durumda biz de çıktık restorandan.

ayvalık tostu

İkinci kez Cunda’ya geldiğimizde İlk işimiz ayvalık tostu yemek oldu. Hediyelik eşyaların satıldığı çarşının yanındaki büfelerden birine oturduk. Tostlarımızı yedik..

ayvalik-tostu-cunda

Akşam yemeğinde tercihimiz tabi ki de balıktı. Sahil tarafındaki Sahil restoranda yedik yemeğimizi. Geçen sefer geldiğimizde de burada yemiştik.

Adamis

Öğlen  ne yiyelim derken karşımıza Adamis ev yemekleri çıktı. Tesadüfen keşfettik biz. Ancak internette arama yaptığınızda biçok kişi de burayı tavsiye etmiş. Biz de çok beğendik. Gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Mekanın temizliği ve yemeklerin lezzeti mükemmel. Personel de gayet güler yüzlü. Kabak çiçeği dolması, yaprak sarma, deniz börülcesi ve Paça Çorbası yedik burada. hepsi çok güzeldi. Bayram günü olduğundan ev yapmı baklava da vardı. Ondan da söyledik tabi.

Cunda Dalyan Restoran

Bu defa yoğurtlu dil balığını deneyelim dedik. Bir de değişiklik olsun diye Akya balığını seçtik.

Akya balığı ve yoğurtlu dil balığı…

cunda-yogurtlu-dil-baligi

İstiridye..

cunda-istirdye

Meze olarak da yengeç bacağı(Ben yemedim), istiridye ve kabak çiçeği dolması söyledik. Yengeç pek beğenilmedi. İstridye ve dolma güzeldi.

Balıklara gelince, kesinlikle yoğurtlu dil balığı denenmeli. Böyle bir lezzet yok gerçekten de .Biz bayıldık. Akya balığı ise, bir çipura tadındaydı. Hatta çipura kadar lezzetli değildi bence. Gecenin sonunda ise dondurmalı waffle söyledik kendimize.

Waffle’larımız

cunda-waffle

Sahildeki dondurmacılar harika waffle yapıyor.

Sahil Restoran

Akşam yemeği için tercihimiz yine balık oldu. Yine Sahil restoranda oturduk. Öncesinde oğluşu bebek arabasında uyuttuk tabi. Yoksa başbaşa yemek yiyebilmek ne mümkün. Bu arada saat 23.30 falan. Yemeğe anca başlayabildik. 🙂 Çocuklu aile olduğumuzdan beklentilerimizi fazla yüksek tutmadığımız için, aslında keyfimiz gayet yerinde. Yemek öncesi fotomuzu da çekilince, benden keyiflisi yoktur.. 🙂

cunda-balik-sahil

Bu sefer hepsinin fotosunu çektim. 🙂 Buyrun muhteşem lezzetler burada 🙂

Köz patlıcan ve Fava. Bu mezeleri de çok beğendik. Köz patlıcanı sevmeyen var mıdır acaba? Patlıcandan gelen közün kokusu beni mest  eder doğrusu. Fava ise, yine ege yöresine ait bir mezedir. Yıllar önce, Çeşme’de denemiştik. Pek beğenmemiştik. Fava, kuru bakladan yapılan bir yiyecek. Çocukluğumda  köyde çok yerdim. Cunda’da görünce, bir deneme daha yapmaya karar verdim. Ve tercihimizde yanılmadık doğrusu. Siz de mutlaka deneyin..

cunda-meze-fava

Bu tatilin yeni lezzeti ise karides oldu. İlk defa yedik. Ve çok çok sevdik. Tereyağlı pişiriyorlar. Lezzetini siz düşünün artık… 🙂 . Bundan sonra yeni favorim karides. Her gittiğim balıkçıda ilk sipariş edeceğim mezedir kendileri..

cunda-karides

Barbun en sevdiğimiz balıklar arasında yer alır. Cunda’da mutlaka deneyin. Biz bu kış evimizde de bol bol yedik.

cunda-barbun-baligi

Yoğurtlu dil balığı. Geçen tatilimizde de yemiştik. Lezzetine hayran kalmıştık. Bu sefer de yine aynı lezzetteydi. Mutlaka tadılması gerekir bence 🙂

cunda-yogurtlu-dil-baligi

Peygamber balığı(Dülger) , papalina ve kalamar söyledik(Fotoları çekmemişim.)

Dülger balığını geçen geldiğimizde de yemiştik. Çok beğenmiştik. Lezzeti yine harikaydı. Kalamar ise bizim vazgeçilmezimiz oldu artık. Bir yere balık yemeye gittiğimizde mutlaka kalamar tava da söylüyorum.

Bizim için yepyeni bir lezzet olan Papalina‘yı da denemiş olduk bu tatilde. Önceki gelişimizde Papalina‘nın mevsimi geçmiş olduğundan deneyememiştik. Lezzeti nasıl diye soracak olursanız? Pek sevemedim ben. Hamsiye benziyor görüntü olarak. Ancak lezzet olarak hamsinin yanından, ucundan, kıyısından geçemez bence..

Tatilimizi, işte bu şekilde sonlandırdık. Son akşam yemeğinde  “Hoşçakal Cunda.Yine geleceğiz” diyerek vedamızı yaptık.