Tag

gezi

Browsing

Geçtiğimiz sene gitmiştik Cunda’ya. Çok beğenmiştik. Yine gidelim dedik. Hem Balıkesir’li oluşum hem de İstanbul’a yakınlığından dolayı, Cunda bizi kendine çekiyor resmen..

3 günlük bir tatilimiz vardı. 2 gününü Cunda’da geçirdik. Diğer gün ise, kardeşimin nişanı için bizim köye geçtik..

Arefe gününün gecesinden yola çıktığımızda, malum İstanbul trafiği çok yoğundu. Biz daha önceleri bayram trafiğini en yoğunundan yaşamış olduğumuzdan, bu sefer önlemlerimizi almıştık. Yandex’in haritalar uygulaması sayesinde hiç trafiğe takılmadan 2 saatte Gölcük’e ulaşmıştık. Yolculuğumuz gece olduğundan Kaan Emir’in uyuyor olması, bizim için büyük avantaj oldu tabi. İlk molamızı, her zamanki gibi Susurluk Yörsan tesislerinde verdik…Tesiste güzel bir kahvaltının ardından, yolumuza devam ettik.

Ayvalık – Cunda tatili ne zamandır planladığım bir tatildi. Ama bir türlü gitmek nasip olmamıştı. Araya hamilelik ve de doğum girince, tatil planları değişiyor haliyle. Ayvalık taraflarına, eşimle bodrum tatili dönüşü uğramıştık. Akşam saatleriydi. Cunda’nın sahilinde  gezinip, dondurma ve lokma yemiştik. Daha sonra da İstanbul’a doğru yolumuza devam etmiştik. Yani pek gezememiştik.

Bu sene kurban bayramı tatilini fırsat bilip planları yaptık. Can arkadaşım Elif ile tüm detayları düşündük. Otel rezervasyonunu haftalar öncesinden yaptık.

Tatile gidişimiz bayramın 1.günü oldu. Tabi yollar boştu. Rahat bir şekilde Edremit’e ulaştık.

Datça, bakir doğasıyla kendine hayran bırakıyor. Gidenler bilir bunu. Bir kez gittin mi bir kez daha gitmek istersin. harika 2 gün geçirdik biz bu tatlı sahil kasabasında. Neler yaptık, nereleri gezdik. Şimdi onlara bir bakalım..

Sabah, Ortaca’dan çıktık yola. Akyaka-Gökova’ya geldiğimizde Azmak nehri kenarında bir mola verdik. Nehirde bir kaç fotoğraf çekimi yaptık. Ve tekrardan yola koyulduk.Uzun yolculuk yapanlara burada mola vermelerini tavsiye ederim. Nehir çok dinlendirici

Datça’ya varmamıza az kalmışken, yine bir mola verdik. Malum, bebekli bir aileyiz artık. Non-Stop bir yerlere ulaşmak pek mümkün görünmüyor.
Yol kenarında güzel bir gözlemeciye denk geldik. Köy sofrasında gözleme yedik. Muhteşem gerçek yayık ayranı içtik.

Tekrar yola koyulduk. Datça merkeze girmeden, Palamutbükü‘ne geçtik. Önceden kalacak yer ayarlamamıştık. O yüzden hemen kalacak yeri ayarlamamız gerekiyordu.
Sahildeki tabelada tüm pansiyon isimleri yazıyordu. Hepsini aradık, yer bulamadık. 🙂

Önceki gün Gaziantep’i gezdik, Bugünse Antakya yollarında olacağız.Tilmen otelde, sabah saat 9 gibi kahvaltımızı yaptık.Ve arabamıza atlayıp çarşıya gittik..Çelebioğullarından hediyelik baklavalarımızı ve fıstıklarımızı aldık. Antakya’ya doğru yola çıktık. İlk durağımız İskenderun. Buralara gelmişken, hem İskenderun’u görmek hem de İskenderun’da oturan arkadaşlarımızı ziyaret etmek istedik. İskenderun’da bir kafede oturup , kahvelerimizi içtik, sohbet ettik. Sonrasında, çifte kavrulmuş kahve satan dükkana gittik. Ve kahve alışverişimizi yaptık. Bu kahveyi, tüm kahve severlere öneririm. Beğeneceksiniz 🙂

kahve

Arkadaşlarımızda bize katıldı ve hep birlikte, Antakya’ya doğru yol aldık.

Bizim en çok merak ettiğimiz künefenin yapılışıydı.

Hatay-Gaziantep gezisi için, Şubat 2012’de almıştık uçak biletlerimizi. Ve büyük gün  geldi çattı. 8 aralık cumartesi günü, sabah 5.40 uçağı ile Hatay’a gittik. Vardığımızda saat  7 olmuştu. Hava nispeten iyiydi. Aralık ayı olmasından dolayı biraz soğuktu. Ama yağış yoktu.

Hava limanında hemen araba kiraladık. Ve düştük Gaziantep yollarına. Yaklaşık  2,5 saat sonra Gaziantep’teydik.