Tag

muğla

Browsing

Fethiye gezi rehberini oldukça detaylı hazırladım. Fethiye gezilecek yerlerden, konaklamaya, yeme-içme notlarına kadar her şey burada.

Fethiye, o meşhur ölüdeniz fotoğrafıyla adeta bütünleşmiş, çoğumuzun hafızasında bu şekilde yer etmiştir öyle değil mi?

Fethiye gerçekten de ülkemizin cennet köşelerinden biri. Doğanın kucağında huzurlu bir tatil yeri bana göre.

Peki Fethiye’nin ismi nereden geliyor? Hiç merak ettiniz mi? Şimdi biraz geçmişe yolculuk yapalım.

Eski çağlardan beri yerleşimin olduğu Fethiye, antik çağlarda Telmessos adıyla anılırmış. “Işık yurdunun insanları” olarak bilinen Likyalılar bu topraklarda hüküm sürmüşler. Roma imparatorluğu döneminde ise şehrin ismi “uzak diyar” anlamına gelen “meğri” adıyla değiştirilmiş. 1934 yılında Şam’dan havalanan ve Teberiye yakınlarında uçağı düşürülerek şehit olan ilk pilotlarımızdan fethi bey anısına bu topraklar Fethiye olarak isimlendirilmiş.

Bizim Fethiye tatilimiz ise şöyle başladı. Ekim ayında 3 günlük bir tatilimiz vardı. Bu tatilin 2 gününü keşfetmekte çok geç kaldığımız Fethiye’ye ayırdık. Son günümüzü ise Kaş’ta geçirmeye karar verdik.

Eşimin ailesi  Dalaman’da yaşadığı için sıklıkla Dalaman ve Göcek civarlarına gidiyoruz. Fethiye’nin buralara uzaklığı araç ile yaklaşık 40dk. Yani yakın sayılır. O yüzden Fethiye’yi konaklamalı bir tatil için hiç düşünmemişiz. Günübirlik gitmeye kalktığımızda ise, o yollar hep gözümüzde büyürdü. Bir kez günübirlik Ölüdeniz’e gittik. Ama çevreyi pek de keşfetme fırsatımız olmadı bugüne kadar.

Fethiye sanılanın aksine oldukça büyük bir ilçe. Yerli ve yabancı turistlerin gözdesi haline gelmiş. O yüzden de turizm fazlasıyla gelişmiş.

Fethiye’de Konaklama

Fethiye’de konaklama seçenekleri bir hayli fazla sayılır. Seçmekte zorluk yaşayabilirsiniz. Öncelikle seçeceğiniz otelin konumuna iyi bakın derim. Fethiye oldukça büyük bir tatil kasabası olduğundan özel aracınız yoksa, bir yerden başka bir yere gitmek sıkıntı olabilir. Kalacağınız otelin konumuna karar vermeden önce, nerede denize girmek istediğinizi belirleyin. Ya da gezmeyi çok seviyorsanız, gezilecek yerlere yakınlığı göz önünde bulundurun.

Fethiye’yi konaklama için 4 bölgeye ayırmak mümkün. Şimdi onları gidiş sırasına göre anlatayım.

Çalış mevkii,

Fethiye merkeze 7-8 km’lik bir uzaklıkta bulunuyor. Burada konaklama için çok fazla otel var. Bu otellerde konaklayarak, 5 km’lik bir uzunluğa sahip olan Çalış Plajı‘nda keyif yapabilirsiniz. Ayrıca, plaj çevresinde çok sayıda yeme-içme mekanları da var. Biz, Dalaman tarafından geldiğimiz için Fethiye sapağına girdiğimizde ilk olarak buraya gelmiştik.

Fethiye merkez,

Merkezdeki otellerde konaklamak ise bir başka seçenek. Ancak bu durumda çok yakın bir plaj yok. Özel aracınızla ya da minibüslerle etraftaki plajlara ya da koylara geçebilirsiniz. Merkezdeki sahilde yer alan restoranlar, kafeler çok güzel. Sahil boyunca çok güzel bir yürüyüş parkuru yapmışlar. Gezmek keyifli.

Hisarönü mevkii,

Fethiye merkez ile ölüdeniz arasında bulunuyor. Bu bölgede çok güzel butik oteller var. Turistler konaklama için en çok burayı tercih ediyor. Hisarönü, renkli gece hayatı ile de ünlü. O yüzden oldukça hareketli bir yer.

Bölgede turist yoğunluğu fazla olduğundan, yeme-içme mekanlarının çokluğu hemen göze çarpıyor.

Hisarönü, Ölüdeniz sahile 3-4 km mesafede yer alıyor. Merkeze de 9 km uzaklığı var sanırım. Plaj için en yakın ölüdeniz tabi ki. Buradaki oteller, ölüdeniz plajına ulaşım servisi de sağlıyor.

Ölüdeniz mevkii,

Biz Ölüdeniz’de yer alan Morina otelde konakladık. Otel plaja 10dk’lik bir mesafede yer alıyor. Ekim ayında gitmemizden dolayı da konaklama ücretimiz indirimli oldu.

oludeniz-otel
otelimizin balkon manzarası

Burada konaklamamızın sebebi tabi ki Ölüdeniz’e yakın olmaktı. Ama bir yandan de kabak koyu ve kelebekler vadisine gitme planlarımız vardı. Oralara da yakın olsun istedik. Tabi Kayaköy ve Babadağ’a da bir nebze olsun yakın olması çok güzel oldu. Yani demem o ki; ölüdeniz konum olarak harika.

Fethiye Plajları

Ölüdeniz,

Ölüdeniz’deki plaj iki kısımdan oluşuyor.İlki, ölüdeniz sahile indiğinizde karşınıza çıkan plaj. Burası, Belcekız Plajı olarak isimlendirilmiş.

fethiye-belcekiz-plaji
Belcekiz plaj

Aynı zamanda kelebekler vadisi ve diğer koylara giden tur teknelerinin de kalkış noktası.

Diğeri ise Belcekız sahilden sağa doğru ilerlediğinizde, girişin ücretli olduğu milli park konumunda olan – hani şu Fethiye’nin tanıtımlarında yer alan kumsal (foto genellikle paraşütten çekilmiştir.)- Ölüdeniz Plajı. Burası lagünün olduğu yer. İster lagünün olduğu kısımda yüzün. İsterseniz Kumburnu’nda(ölüdeniz plajının uç kısmı) ya da Belcekız plajına bakan tarafta yüzün.

oludeniz-kumburnu
Keşke her yeri algida plaj şemsiyeleri kaplamasaymış

Lagünün olduğu bölümde yüzmenizi tavsiye etmem. Su çok temiz değil gibi. Ama Kumburnu ve Belcekız plajına bakan kısımlar güzel.

Biz burun kısmında yüzmüştük. Suyun berraklığı muhteşem. Yüzerken sahilden uzaklaştıkça suyun rengi daha da güzelleşiyor. En güzeli de yüzerken, denizin üzerine yattığınızda, gökyüzünde sizi rengarenk bir manzaranın karşılıyor olması. Paraşütle uçanları seyretmek bu plajı daha da keyifli kılıyor.

Plajda atıştırmalık bir şeyler yemek için birkaç tane işletme var.

Otopark, tuvalet, duş, soyunma kabinleri mevcut.

Kıdrak plajı

Kıdrak plajı yine ölüdeniz bölgesine yakın bir plaj. Araçla ulaşmak mümkün. Belcekız plajına geldiğinizde sol tarafta dağların arasına doğru kıvrılan yol üzerinden ilerlendiğinde bu plaja varılıyor. Biz de kabak koyuna giderken keşfetmiştik.

fethiye-kidrak-plaji
burada çok eğlendik. çok sevdik

Bizim burada denize girme fırsatımız oldu. Denizi ve sahili çok güzel. Burası aynı zamanda mesire alanı olarak da kullanılıyor.

Giriş ücretli. Otopark, tuvalet, duş, soyunma kabinleri mevcut.

Çalış plajı

5 km uzunluğunda bir plaj. Deniz hafiften dalgalı. Plajda çeşitli restoranlar mevcut. Çalış taraflarında konaklama yapacaksanız gideceğiniz en yakın plaj burası. Ölüdeniz’den sonra en çok tercih edilen plaj olma özelliğini taşıyor.

Günlüklü koyu, 

Günlüklü Koyu hakkındaki bilgiler burada .

Katrancı koyu,

Civarın en büyük kamp alanlarından biri olan katrancı koyu, sevdiğimiz bir yer. Ancak bayram tatillerinde hiç uğramayın. Aşırı kalabalık olur.

katranci-koyu

Fethiye’de Ne Yiyelim?

Fethiye’de yeme-içme mekanları oldukça fazla.

Ölüdeniz sahil, Hisarönü, Fethiye’nin sahili, çalış plajı çevresi ve  Kayaköy en iyi restoranları bulabileceğiniz yerler.

Deneyim ve tavsiyelerimden bahsedecek olursam, Biz Fethiye’deki ilk günümüzde, ev yemekleri yiyebileceğimiz, özellikle de çorba içebileceğimiz bir restoran aradık. Fethiye’de araç ile gezerken kalabalık bir esnaf lokantası dikkatimizi çekti. Adı, Sahil Lokantası.

fethiye-yemek
Aradığımız kelle paça çorbası 🙂

Ev yemekleri güzel. Pilav, karnıyarık ve kelle paça çorbası tercih ettik. Hepsi güzeldi.

balık hali

Bir sonraki gün ise Fethiye Balık Hali’ne uğradık. Burası, herkes tarafından sevilen ve tavsiye edilen bir yer. Farklı bir ortamı var. Balık halindeki restoranları daha küçük, salaş yerler olarak düşünmüştüm. Ama öyle değil. Güzel restoranlar var. Ve de çok fazla.

fethiye-balik-hali
balık hali gündüzleri boş. Ama akşamları çok kalabalık.

Çarşının ortasında balıkçılar konumlandırılmış. Çevresini ise restoranlar kaplıyor. Ortadaki balıkçılardan istediğiniz deniz ürünün satın alıp, istediğiniz restorana gidip, pişirtiyorsunuz. Restoran size servis açıyor. İstediğiniz mezeleri ve içeceklerinizi de söylediniz mi tamamdır. Ortam şahane.  Ancak  akşamları hafta içi olmasına rağmen çok kalabalıktı. O yüzden de ortamın fazla gürültülü olduğunu söylemeliyim. Lezzetler tabi ki on numara beş yıldız. Biz bol bol kalamar ve karides satın almıştık. Bir de büyük mercan balığı. Meze olarak ise, 1-2 çeşit söylemiştik. Hepsi güzeldi.

fethiye-balik-hali

Meze çeşitliliği beklentilerimin üzerinde çıktı. Daha önce hiç görmediğim bir sürü meze vardı. Bu arada biz restoran olarak Hilmi’nin Yeri’nde oturduk. Bu restorana özgü de olabilir bu çeşitlilik.

Aslında buradaki tüm restoranlar güzel bence. Çünkü akşam yemeğinde tüm mekanlar doluydu.

En son tatlı olarak da sıcak helva tatlısı söyledik. O da güzeldi.

 

fethiye-sicak-helva
sıcak helva

 

fethiye-aksam-yemegi
balık halinde akşam yemeği

Şimdi gelelim fiyatlara. Balık hali olunca, insan fiyatların çok çok uygun olduğunu düşünüyor haliyle. Sadece deniz ürünü yenirse, belki biraz uygun olabilir. Ancak mezeleri biraz abarttığınız durumda, gelen fatura pek makul olmuyor. Bizim ödediğimiz ücret, başka tatil yerlerinde balık yediğimizde ödediğimiz ücretlere yakındı. Çok da uygun fiyatlıydı diyemiyorum.

Akşam yemeği sonrası eğlenceli bir yer arayanlara, Fethiye merkezdeki sahilde yer alan restoranları öneririm. Biz Marina adlı mekanda oturduk. Canlı müzik vardı. Ortam keyifli. Özellikle denize sıfır masalarda oturmak harika.

Gece hayatı ve bar tipi mekanlar için Hisarönü’ne bakabilirsiniz. Ölüdeniz sahilde de güzel barlar var.

Diğer önerilerim ise, akşam yemeği için Kayaköy’de “Kendin Pişir”  tarzı yerlere uğramanız. Daha fazla zamanımız olsaydı, bunu denerdik sanırım.

Bir de Çalış Plajı’ndaki restoranların et konusunda iyi olduğunun tavsiyelerini aldık. Buralara da bakılabilir.

Fethiye Gezi Rotası: Fethiye’de Neler Yapılır?

Fethiye’ye sadece otel tatili için gelmediyseniz. Buyurun, size yapılacaklar listem.

Fethiye gezilecek yerler

Fethiye Koyları,

Fethiye’ye Göcek taraflarından geliyorsanız, yol üstünde uğrayabileceğiniz güzel koylar var.(Günlüklü, Katrancı gibi)

Biz daha önce de sıklıkla gittiğimiz Katrancı koyuna saptık. Burası civarın en büyük kamp alanlarından biri. Düşük sezonda gittiğimizden, ortam sakindi. Bol bol yüzdük.

Kayaköy,

Fethiye’ye geldiğimizde ise, gün bitmeden Kayaköy’ü görmek istedik.

Hisarönü’ne geldiğinizde, Kayaköy istikametine doğru ilerleyin. Burası bir ören yeri. O yüzden giriş ücretli. Müzekart ile ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Biz yaklaşık 40dk kadar oyalandık burada. Köyü etraflıca gezdik. Ekim ayında olduğumuzdan kalabalık değildi. O yüzden rahat gezdik.

kayakoy
mutlaka görülmeli

Mübadele yılları öncesinde rumların yaşadığı bir yer olan Kayaköy yıllardır hayalet bir köy olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Terkedilmiş sokaklarda gezerken hissedilen en baskın duygu tabi ki hüzün

Eski adı Levissi olan Kayaköy, likyalılar döneminde kurulmuş. Antik yaşamı boyunca çevresindeki köylerle dostluk ve kardeşlik ilişkileri kurarak varlığını sürdürmüş.

Bu köyün bir diğer önemli özelliği ise, tüm evlerin birbirinin ışığını kesmeyecek şekilde konumlandırılmış olması.

Fethiye’ye yolu düşenler burayı mutlaka görmeli. Köyü gezerken en tepeye kadar çıkın.

Gemile Koyu,

Kayaköy’den biraz daha ileriye gittiğinizde Gemile Koyu varmış. Güzel bir mesire alanı, aynı zamanda da keyifli bir plaj olduğu söyleniyor. Ancak gün akşam olduğundan biz buraya zaman ayıramadık.

Kelebekler Vadisi,

Ertesi gün ise, Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu’na gitmeye karar verdik. Ancak olaylar pek bizim planladığımız gibi gelişmedi. Öncelikle, Ölüdeniz sahile varıp, kelebekler vadisi için tekneleri sorduk. Ama maalesef ki kaçırmışız. Bizim amacımız sadece kelebekler vadisine gitmekti. O yüzden vadiye direkt giden tekneleri sorduk. Aslında günübirlik tekne turları da vadiye uğruyor. Ancak o zaman tüm gününüzü tekneye ayırmanız gerekir.

Benim önerim bir gün öncesinden gelip, turu ayarlamak. Hem saatini de öğrenip ona göre gelmek lazım.

kelebekler-vadisi
Kelebekler Vadisi (Butterfly Valley)

Kabak koyu,

Vadiye gidemeyince, kabak koyuna doğru yol aldık. Belcekız sahilin sol tarafından dağların arasına doğru kıvrılan yolu takip etmek gerek Kabak Koyu için. Ölüdeniz’den git git bitmedi o yollar. Pek yakın sayılmaz. Kabak koyu yolundayken faralya(uzunyurt) köyü girişinde durduk. Burada, kelebekler vadisinin meşhur manzarası var. (üstteki fotoğraf)

Manzaraya bakmak keyifli ama uçurum kenarında olmak acayip korkunç. Ki, Kaan’ı arabadan hiç indirmedik. Zaten oradan oraya koşturan bir çocuk olduğundan hiç risk almak istemedik.

Faralya köyünü geçtikten kısa bir süre sonra kabak mahallesine varılıyor. Bu noktada düzgün yol sona eriyor ve toprak yol başlıyor.

İşte tam bu noktada, aracı parkedip, koya giden minibüslere atlamak gerekiyor.

Ancak biz yol bittiği halde, toprak yoldan ilerlemeye devam ettik. O şekilde koya ulaşılacağını zannediyorduk. 😀 Ama toprak yollar o kadar kötü ki, zaten bir süre sonra o yolda bitti. Geri döndük.

Sonradan öğrendik ki minibüsler başka bir istikametten gidiyormuş. O yoldan da otomobillerin gitmesi imkansızmış. Aracın tabanını taşlara sürtmek olası deniyor. Minibüslerin tabanı daha yüksek olduğundan onlara bir şey olmuyor.

Biz o toprak yollarda biraz gerilince, kabak koyuna gitmekten vazgeçtik.

Buralar çocukla rahat gezilecek yerler değil. Onu belirteyim baştan.

Geri dönüş yolunda Faralya köyündeki bir mini kafede mola verdik. Türk kahvesi içtik. Bu kafe de kelebekler vadisinin tam olarak üst tarafında yer alıyor. Vadiyi gören bir manzarası yok ama.

Kafeyi işleten teyzenin dediğine göre vadiye yürüyerek ulaşmak mümkünmüş. 1 saatte gidiliyormuş. Zaten oralardan bir yürüyüş yolu yapmışlar. Tabelaları vardı. Ancak dönüş 1,5 saati buluyormuş. Çok güzel bir trekking rotası bence. Yanınızda küçük çocuk yoksa değerlendirin. Doğada, yürüyerek keşfetmek gibisi yoktur. Biz göze alamadık tabi o kadar yolu.

Yörük Müzesi,

Neyse, gün bitmedi daha. Ölüdeniz, Hisarönü ve Fethiye merkezi de geçip çalış plajına vardık. (çok fazla yol yaptık ) Orada da Yörük Müzesi var. Bir restoranın içinde yer alıyor. Orayı görelim istedik. Müzeye geldik ama müze kapalıydı. Bir süre beklememize rağmen açılmadı.

Neyse müze açılmayınca,

Fethiye merkeze gelip, bir şeyler atıştırdık. Çarşıyı gezdik biraz. Balık halini de görmüş olduk. Akşam yemeğinde ne yiyeceğimizin bir ön araştırmasını yaptık.

Babadağ,

Daha sonra, Hisarönü tarafına geçtik. Hisarönü’nün girişindeki Babadağ tabelasını takip ederek Babadağ’a tırmandık. Araçla giderken orman içi yolculuk çok keyifliydi. Zirveye yaklaştıkça ağaçların yaprakları, şekilleri, renkleri değişiyor. Hava sıcaklığı azalıyor.

Fethiye’de yapılacak en iyi aktivite kuşkusuz paraşütle atlamaktır. Babadağ, Türkiye’de ilk paraşüt uçuşlarının yapıldığı yer olarak biliniyor. Turistler akın akın sırf bu spor için geliyorlar.

Benim eskiden merakım yoktu bu spora. Ama son zamanlarda merakım arttı. Belki bir gün deneyebilirim.

Paraşütle atlayanları seyretmek de güzel tabi. Çok merak ediyordum bu ortamı. Merakımızı gidermiş olduk.

Buradan kuş bakışı tüm Fethiye’yi de görüyorsunuz. Manzara etkileyici.

babadag-fethiye-manzarasi

Biz öğleden sonra geldiğimizden hafif sis vardı deniz üzerinde. Öğleden önce gelindiğinde daha iyi bir deniz manzarasına şahit olmak mümkün sanırım.

Burada güzel bir de kafe var. Bir süre zirvede kalmak isteyenler, kafede çay-kahve içip, etrafı seyre dalabilirler.

Tekne Turları

Fethiye’ye gelip de tekne turu yapmadan dönmek olmaz tabi ki. Çevredeki harika koyları bu şekilde keşfedebilirsiniz. Özellikle 12 adalar turu çok meşhur.

Biz Göcek’ten kalkan teknelerle turlara katılmıştık daha önce. O yüzden bu kez tekne turunu es geçtik.

Saklıkent Kanyonu, Tlos Antik Kenti, Yakapark ve Patara Plajı

Bir gününüzü Saklıkent ve çevresine ayırabilirsiniz. Biz buralara Kalkan’da tatil yaptığımızda tur ile gelmiştik. Hem çevredeki antik kentleri gezmiştik. Hem de Saklıkent kanyonu gezip, Yakapark’taki ağaç üstünde yer alan çardaklarda yemeğimizi yemiştik. İnanılmaz keyifli.

Saklıkent zaten mutlaka görülmesi gereken yerlerin başını çeker bence. Buz gibi sudan geçmek çok keyifli olmasa da, kanyon boyunca yürüyüş yapmak güzel oluyor.

Patara plajı, akdenizin en uzun plajı. Aynı zamanda kumsalı da çok geniş. Eski türk filmlerinin çöl sahneleri için bu plaj kullanılırmış. Yani denizi hiç göstermeden sadece kumsalda çekim yapabiliyorlarmış.

 

 

Bizim Fethiye tatilimiz böyleydi. Kelebekler vadisi ve Kabak koyunu göremedik ama olsun. Buralara bir daha geleceğiz demek ki 😀

Ormancı Türküsü hepimizin dilindedir. İyi biliriz. Ama Ormancı Türküsü hikayesini pek kimse bilmez. Bu blog yazımda, sizi bu acı türkünün hikayesine götürüyorum.

Yollarda olmayı severim. Dolayısıyla, yol üstünde mola vermeye değer yerler benim hep ilgimi çekmiştir. Bu bir lezzet durağı, iyi kahve adresi yada görülmesi gereken ama pek zaman gerektirmeyen bir yer olabilir.

Şimdi size yol üstünde uğrayabileceğiniz ama çok da fazla zaman harcamayacağınız bir yerden bahsetmek istiyorum.

Adı, Belen Kahvesi. Muğla civarından geçtiyseniz bu tabelayı mutlaka hatırlarsınız .

belen kahvesi nerede? belen kahvesine nasıl gidilir?
belen kahvesi nerede? belen kahvesine nasıl gidilir?

Burası benim hep merak ettiğim bir yerdi. Nihayet bu sene uğrayabildik.

“AMAN ORMANCI, CANIM ORMANCI
KÖYÜMÜZE BIRAKTIN YOKTAN BİR ACI”

Dizeleriyle akıllarda yer eden Ormancı Türküsü hikayesini yerinde öğrendik.

Ormancı Türküsü Hikayesi

Mustafa Şahbudak ve köy muhtarı Tevfik Cezayir çok yakın arkadaştır. Her akşam köy kahvesinde dama oynarlar. Bu ikilinin dosthane karşılaşması kahvedekiler tarafından çok sevilir. Bir temmuz akşamı yine iki arkadaş dama tahtasının  başına otururlar. Oyun esnasında “Sarı Mehmet” lakaplı  orman memuru Mehmet İn gelir. Kendisi sarhoştur. İlçeye bir evrak gönderimi için  muhtardan bekçiyi ister. Muhtar, bekçiyi veremeyeceğini söyler. Çünkü bekçinin seçim evraklarını götürmesi gerekmektedir.

Ormancının yumruğunu masaya vurmasıyla birlikte kavga çıkar. Köylüler kavgayı ayırmaya çalışsa da silahlar zaten ortaya çıkmıştır. Mustafa Şahbudak, arkadaşı Tevfik’i korumaya çalışırken yanlışlıkla arkadaşını vurur. Ormancı kaçar. Muğla Devlet Hastanesi’ne ulaştırılan Tevfik, hastanede hayatını kaybeder. Mustafa Şahbudak ise hapse girer.

Ormancı Türküsü Hikayesi
Ormancı Türküsü Hikayesi

Bu acı hikayeyi, yıllar sonra Mustafa Şahbudak’ın bir yakını yazıp besteler. Zaman içinde türkü çok sevilir.  Belen Kahvesi, işte bu acı hikayenin yaşandığı yerdir.

Ormancı Türküsü sözleri
Ormancı Türküsü sözleri

Belen Kahvesi’nde Ne Yapılır?

Belen kahvesine geldiğinizde;

  • Buradaki mini müzeyi ziyaret edebilirsiniz. Ormancı Türküsü nün hikayesini yerinde öğrenebilirsiniz. Müzeye giriş ücreti yok.
Belen Kahvesi Hikayesi Müze
Belen Kahvesi Hikayesi Müze
  • Bu tarihi kahvehanede yorgunluk kahvesi içebilirsiniz.  Kafede atıştırmalık yiyecekler mevcut.
Belen Kahvesi’nin ovaya bakan manzarası

Çaybükü Tarihi Gevenes Köprüsü

Gevenes Köprüsü

Fotoğraftaki köprü ise tarihi gevenes köprüsü. Ormancı Türküsü‘nün dizelerinde bu köprünün ismi geçiyor. O yüzden bizde görmek istedik.  Köprü konum olarak kahvehanenin çok yakınında.

NOT: Gevenes, Yatağan ilçesinin eski adıdır.

Belen Kahvesi’ne Nasıl Gidilir?

Muğla taraflarına gelirseniz, ana yoldan sapıp, bu güzel kahveye gidin. Dinlenin. Ve sonra tekrar yolunuza devam edin. Biz aynen böyle yaptık.

Belen Kahvesi’ne gelmek isterseniz,  Yatağan’ı geçtikten sonra (Muğla merkeze gelmeden önce) ana yoldan sapmanız gerekir. Yaklaşık 12dk’da ulaşabilirsiniz.

Ayten koyu çam ağaçlarının gölgesinde denize girebileceğiniz nadir koylardan biridir. Koyda bir tesis olmadığından etraf oldukça bakirdir. Ortam serin. Çam kokusu harikadır.

ayten-koyu-gocek

Denizi oldukça taşlı. Ayakları rahatsız edecek kadar taşlı bence.  Mutlaka ama mutlaka yanınızda bir deniz ayakkabısı bulundurun. Çok rahat edersiniz.

Denize girip biraz ilerledikten sonra çok daha keyifli oluyor. Manzarası güzeldir.

Koyun tam karşısında D-Resort Göcek oteli yer alıyor.

Koyda tuvalet, duş bulunmuyor. O yüzden akşama kadar kalınabilecek bir yer değil bana göre.

Yanınıza yiyeceğinizi, içeceğinizi alarak geldiğinizde burada ailenizle birlikte keyifli bir piknik yapabilirsiniz.

Biz bu koya ilk defa, daha önce yaptığımız 2 haftalık tatilde Göcek’ten geçerken uğramıştık. Koyda kimsecikler yoktu. Arabamızı koyun dibine kadar getirmiştik. Kaan, arabada uyurken biz de denizin tadını çıkarmıştık. 🙂

O günden beri yaklaşık olarak her sene yolum düşüyor bu plaja. Bazen bu plaja girmeyip, biraz ileride yer alan osmanaga ya da günlüklü koylarına gittiğimiz oluyor. Eğer Ayten Koyu’nu çok kalabalık bulursanız, sizde bu alternatifleri değerlendirebilirsiniz.

Biraz ileride yer alan Osmanaga Koyu’yla ilgili bilgi almak isterseniz tıklayın: Bakir Koyları Geziyoruz: Osmanaga Koyu – Göcek

Göcek’te tatil yapıyorsanız buraya da mutlaka uğrayın. Ya da Göcek taraflarından geçiyorsanız, yolüstü plaj listenize burayı ekleyin 🙂

Ayten Koyuna Nasıl Gidilir

Göcek merkeze çok yakın mesafede. Özel araçla ulaşım sağlanabilir.

gocek-club-marina

Göcek Club marinanın yanından içeriye doğru giden yolu takip ederek bu koya ulaşabilirsiniz. Koya geldiğinizi anlayabileceğiniz bir tabela yok maalesef.

2 tane büyük lüks oteli geçtikten sonra çam ağaçlarının dibinden girilen bir koy gördüğünüzde koya ulaşmışsınız demektir.  🙂

Ana yoldan, yaklaşık 10 dk’da ulaşmak mümkün.

 

Göcek’teki Diğer Koyları Aşağıdaki Linklerden Okuyabilirsiniz:

İnlice

Günlüklü 

Sarıgerme Plajı, Muğla’nın Ortaca ilçesi sınırlarında yer alan  tertemiz doğası, harika kumsalı ve berrak denizinden dolayı mutlaka gidilmesi, görülmesi gereken plajlar arasında yer alır. Sığ denizi ve yumuşacık sarı kumundan dolayı çocuklu ailelerin de rahatlıkla tercih edebileceği mavi bayraklı bir plajdır. Sarıgerme Ortaca içinde yer alan bir köy. Sarıgerme Plajı ismini bu köyden alıyor.

Plaj dediğin 🙂

Ortaca, eşimin doğup büyüdüğü topraklar olduğundan ve ailesinin de hala orada yaşamasından dolayı biz sıklıkla gidiyoruz. Sarıgerme Plajı, Ortaca gezilecek yerler listesinde mutlaka olmalı. Çünkü Ortaca plajları arasında en çok ilgi gören yerlerden biri burası.

Her aile ziyaretimizde mutlaka yakın çevredeki koylara ve plajlara gittiğimizden benim de çevreyi fazlasıyla deneyimleme imkanım oldu.

Yakınlardaki diğer plajları merak ederseniz, aşağıdaki linklere gelin 🙂

Bu kez sarıgerme’ye gittiğimizde bazı şeylerin değişmiş olduğunu farkettim. Mesela, eskiden plaja kadar araba ile gidilmezdi. Plaja gelmeden önce araçların park alanına bırakılması ve sonrasında  çevre halkının “çekçek” dediği traktöre bağlı otobüsümsü araca binmek zorundaydınız.

Sırf bu uygulama yüzünden buraya gitmeye  üşendiğimiz bile olurdu 🙂

Sarçed (sarıgerme çevre eğitim derneği)bu uygulamayı kaldırmış, Artık aracınızla beraber plaja kadar gidip, uygun park alanlarına park edebiliyorsunuz.

Sarıgerme Plajı’nın çevre düzenlemesi Sarçed’e ait olduğu için plajın bir diğer adı da Sarçed Plajı. Yeri gelmişken bu bilgiyi de vereyim.

Buranın en sevdiğim taraflarından biri etrafın tertemiz ve bakımlı olmasıdır. Duş, soyunma kabini ve tuvaletlerin olması da ayrı bir artı tabi.

Muğla Sarıgerme Plajı, mavi bayraklı bir plaj olmasının yanında bir de, Kum zambakları için doğal bir yetişme alanı. Nesli tükenmek üzere olan kum zambakları, tüm akdeniz ülkelerinde yetişiyor. Türkiye’de kum zambaklarının ülke dışına çıkarılması ise suç kabul ediliyor.

Kum zambakları, plajın güzelliğine güzellik katıyor

Plajda yer alan küçük bir işletme var. Oradan istediğiniz yiyeceği uygun fiyata temin edebiliyorsunuz.

Biz genelde piknikçi modunda gidiyoruz. 🙂 Çünkü burada ağaçların altında piknik yapmak çok keyiflidir.

Deniz suyu sıcaklığı çok güzel. Çocuklu aileler için çok ideal bir plaj burası. Deniz hemen derinleşmiyor. Plajın kumu özeldir. Sarı ve yumuşacıktır. Ayakları hiç rahatsız etmez. Ancak çıplak ayakla kumlara basamazsınız. Yaz sıcağında kumlar çok yakıcı oluyor. Mutlaka plaj terliği kullanmalısınız.

Aslında ben böyle kumlu plajları hiç sevmem. Çünkü her yerim kum olur. Sinir olurum onu temizleyene kadar. 😀 Neyse ki, plajdan çıktıktan sonra, arabaya gelmeden önce duş alabilme ya da ayaklarımızı temizleyebilme imkanı var.

Bazıları da kum sever ya. İşte siz onlardansanız burayı mutlaka görün derim.

şezlong kiralamak ücretli.

Biz senede 2-3 kez buradayız. Burayı seviyoruz. 💙 Neden mi?

Çünkü;

  • Ortaca Sarıgerme Plajı temiz ve bakımlı. 
  • İşletmedeki yiyecekler uçuk fiyatlara satılmıyor.   
  • Plaj her yaştan insana hitap ediyor.  Çocuklar için çok keyifli bir ortamı var.

Ufak bir Not Sarıgerme Plajı giriş ücreti kişi başı 3TL. Araç için otopark ücreti 15TL arası olmalı.

Sarıgerme Plajı Nerede, Nasıl Gidilir?

Buralara  nasıl gelirim? Nerede konaklama yapabilirim diyorsanız? Sizlere önerilerim şöyle olacaktır: Burası Dalaman Hava Limanı‘na yaklaşık 12 km kadar. Havalimanından araç kiralayabilir  ya da taksi ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Otobüs ile gelirseniz, Ortaca otogardan kalkan servisleri kullanabilirsiniz.

Plajın etrafında 5 yıldızlı oteller mevcut. Onları tercih edebilir ya da Sarıgerme köyündeki pansiyonlarda konaklayabilirsiniz.

Ya da Göcek, Dalyan, Akyaka-Gökova taraflarına tatile geldiyseniz, Burası oralara çok yakın mesafede. Günübirlik gelebilirsiniz.

Ertesi gün Sarsala Koyu’ndayız.

 

 

2 haftalık tatilimizde bebeğimizle birlikte nerelere gittik?Sırasıyla okuyun,belki hoşunuza gidecek tavsiyeler vardır. 🙂

Sarıgerme plajı – Ortaca

Sarsala koyu – Dalaman

İnlice koyu – Göcek

Selimiye tatili- Marmaris

Azmak Nehir Turu – Akyaka(Gökova)

Kurşunlu şelalesi – Antalya

Çıralı tatili – Kemer

Kaş-Kalkan tatili ve Kaputaj plajı

Günlüklü koyu – Fethiye

 

Bu yörenin cennet koylarından biri de Sarsala Koyu. Bakir doğada yer alan bu şirin koy, tekrar tekrar gitmek isteyebileceğiniz yerlerden birisi olabilir.

Mavi yolculuk yapan teknelerin uğrak yeri haline gelen Sarsala Koyu, bakir doğasını koruyabilmiş. Çevresinde hiç bir yapılaşmaya izin verilmemiş. Çam ağaçlarıyla çevrelenmiş  tertemiz doğası umarım her daim böyle temiz kalır.

Sarsala Koyu Dalaman plajları arasında yer alır. Dalaman, Göcek gibi nefis bir çok koya sahip. Ancak Dalaman koyları pek bilinmez. Çünkü Sarıgerme Plajı‘nın popülerliği, tüm Dalaman plajlarının önüne geçiyor.

Göcek’in bakir koylarını okumak için tıklayın: Ayten Koyu Osmanaga Koyu 

Hani derler ya deniz çarşaf  gibiydi diye, işte Sarsala Koyu’nun denizi böyle. Dalgasız, berrak, dingin sularda keyif yapmak için çok ideal.

sarsala koyu nerede
sarsala koyu nerede

Duş, soyunma kabini, tuvalet mevcut.

Yerli halkın genellikle mesire alanı gibi kullandığı bu koya gelirken sizlerde yanınızda yiyecek getirmeyi unutmayın derim. Ya da yanınızda sadece çiğ et getirip, 10tl(2015 yılı) karşılığı içerideki tesiste pişirtebilirsiniz.

Unutursanız da hiç sorun değil. İçeride yer alan tesiste yiyecek bir şeyler var. En azından temel ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz diye düşünüyorum.

Mangal yapmak isteyenler için ise ayrı bir yer yapmışlar. Sadece orada pişirebiliyorsunuz. Dolayısıyla insanları rahatsız edici koku ve duman yok ortada. Bu uygulama iyi olmuş. Daha önce geldiğimizde böyle değildi.

Biz tabi yerli halk olarak yiyeceklerimizle gittik. 🙂

Sarsala Koyu’ndaki ağaç gölgeleri o kadar serin ki; Ferahlık içinize işliyor resmen. O yüzden burada piknik yapmak harika oluyor. Ancak kara sineklere dikkat etmekte fayda var. Bazen çok rahatsız edici olabiliyorlar.

Peki nerededir Sarsala Koyu?  Haritadan  detaylı incelemek gerekirse, buyrun. 🙂

sarsala koyu harita
sarsala koyu harita

Sarsala Koyu’na giderken göl mü yoksa denizin bir uzantısı mı olduğuna bir türlü karar veremediğimiz su birikintisinin manzarası da harika. 🙂 (Bu arada orası bir gölmüş. Kocagöl diye isimlendirilmiş.)

Diğer favori plajlarımızı merak ederseniz, aşağıdaki linklere tıklayın.

Sarsala Koyu giriş ücreti olarak kişi başı 2,5TL(2015 yılı) verdik. Araç için ayrıca bir ücret ödemiyorsunuz. Park alanı mevcut.

Koydan çıkarken, deniz manzaralı fotoğraf çekilmeyi unutmayın. Biz fotoğraf çektirmek için durduğumuz bu tepede, kalabalık bir aile çoluk çocuk piknik yapıyordu. Kaan Emir koşarak sofraya oturunca, elinde görünen o nefis poğacayı kapmış oldu. 🙂

Sarsala Koyu Nerede,  Nasıl Gidilir?

Sarsala Koyu ulaşım konusu biraz sıkıntılı. Sarp bir güzergahtan ilerlediğimiz yol bizi Sarsala Koyu’na getirdi.

Kendi aracınızla, Ortaca’dan Dalaman havalimanı istikametinde ilerlerken, hava limanına gelmeden sola doğru kıvrılan yol üzerinden ilerleyerek bu koya ulaşabilirsiniz. Dalaman’a yaklaşık olarak 12 km uzaklıkta. Giderken Kapıkargın köyünden geçiliyor. Eğer ki yolu karıştırırsanız, yerel halktan yardım alabilirsiniz.

Son bir notYolüstü lezzet duraklarına önem verenlerdenseniz, Sarsala Koyu yolu üzerinde yer alan gözlemecilere bir şans verebilirsiniz 🙂

Köyceğiz’e gelirseniz, Yuvarlakçay‘a da bir şans verin mutlaka. Buz gibi suyun aktığı nehir kenarındaki restoranlarda oturup yemek yiyebilir ya da sadece demlik alıp, çay keyfi yapabilirsiniz. Çınar ağaçlarının gölgesinde bol serinlikli bir yer burası.

Yuvarlakçay,  Sandras dağlarının kar sularından besleniyormuş. Suyun sıcaklığı yaz-kış değişmiyor. Yaklaşık 6 derece civarında. Çay çevresinde 20’ye yakın restoran bulunuyor. En çok öne çıkanlar ise, Topgözü ve Yeşil Vadi restoranlar. Bizim hep gittiğimiz yer Topgözü restoran. Bir gün Yeşil Vadi’yi de deneyeceğiz.

Buraya gelirseniz, öncelikle bir restorana geçmeniz gerekiyor. Çünkü internette gördüğünüz harika fotoğraflar restoranların içinden çıkıyor. Çünkü her restoran çay üzerinde kurulmuş ve kendine göre oturma çardakları, yüzülecek alanlar, salıncaklar yapmış.

Yuvarlakçay, bizim severek gittiğimiz yerler arasına girdi bile. Kaçıncı gelişimiz hatırlamıyorum.

Bugüne kadar, buz gibi suda yüzmeyi hiç düşünmemiştim. Zaten suya ayak sokmak bile zor iken, yüzmek bir kenara dursun değil mi? 🙂

ama bu gidişimizde suya atlamaya karar verdim. Ve atladım da. Müthiş bir şey bikere. Hatta devamı geldi sonra, 3-4 kez atladım sanırım. Ama suya atladığınız anda, çığlık atamadan, nefes bile alamadan, bir an önce çıkma eğiliminde oluyor insan 😀 .  Kısacası çok farklı bir deneyim. Mutlaka atlayın sizde.

Yok buz gibi suda ne işim var diyenlere, buradan daha çok keyif alabilmelerinin bir başka yolu nehir üstündeki salıncaklara binmek olur. Biz çok eğleniyoruz salıncaklarda.

Yuvarlakçay’da Ne Yenir?

Yuvarlakçay’da alabalık popülerleşmiş durumda. Dileyen tandır, tavuk, kavurma de yiyebilir. Yöreye özgü başka lezzetler de var tabi ki.

Eğer sabah saatlerinde gelirseniz kahvaltı yapmak mümkün.

Eğer yemek yemeden dönerseniz, Yuvarlakçay yolu üstünde gözleme yapan köylü kadınlar var. Onlara mutlaka şans verin. Hem çok uygun fiyatlı,hem de acayip lezzetli bir yemek olur. Biz son gidişimizde, vadide demlik çay alıp, çay keyfi yaptık. Dönüşte de yol üzerindeki gözlemecilerde mola verdik.

Yuvarlakçay’a Nasıl Gidilir?

Köyceğiz ile Ortaca arasındaki yol üzerinde yer alan “beyobası“sapağından girdiğinizde, yol sizi vadiye ulaştıracaktır. Araçsız nasıl giderim diyenler ise, Köyceğiz’den vadiye giden minibüsler varmış.

Şezlong ve şemsiyelerin dip dibe olmadığı, kendi çapında tatlı bir kalabalığı olan plajları seviyorum. İskelesi de varsa tadından yenmez bence. İşte Aşı Koyu böyle bir yer. Minik ama sevimli bana göre.

Suyun serinliğinin çok güzel olmasının yanı sıra, rengi de bir başka. Dalgasız bir deniz bekliyor sizi burada. Dolayısıyla yüzmek çok keyiflidir. Suyun üstüne yatıp dinlenmek ise en güzeli.  İşte ben tamda bunu yapıyorum burada.

sevdim burayı

Aşı koyunda güzel bir de işletme var. Yiyecek ve içeceklerinizi uygun fiyata temin edebilirsiniz. Yada kendi yiyecek ve içeceğinizi yanınızda getirdiyseniz, işletmenin yan tarafındaki çam ağaçlarınının gölgesinde piknik masalarını kullanarak keyif yapabilirsiniz.

çay eşliğinde patates kızartması süper oldu 🙂

Demet Akbağ ve Yetkin Dikinciler’in oynadığı sinema filmini izleyenler burayı bilirler aslında(nadide hayat). Filmin son sahneleri burada geçiyor. Bazı sahneleri de Kargıcak koyunda geçiyor. (Bir önceki yazımda Kargıcak koyundan bahsetmiştim.).

Buraya gelmeyi düşünürseniz, yolu pek düzgün değil. Onu baştan söyleyeyim. Ama her türlü markadan araçlar  gördüm koyun otoparkında. Yani, o kadar da kötü değil. 🙂

Birde belirtmem gereken başka bir konu daha var. O da arıların çokluğu. Biz gittiğimizde rastlamadık ama arıların çok olduğu söyleniyor.

2018 yılında Aşı Koyu’na zipline geldi. Merak edenler aşağıdaki videodan bakabilir. Zipline hiç benlik bir hareket değil ama denemeye cesaret ettim.  Nasıl olmuş sizce? .

https://www.instagram.com/p/BkDeivYHX0Q/?taken-by=mutludusler

Plaja giriş ücretsiz.  Araç için otopark ücreti ödemeniz gerekiyor(20₺)(2018 yılı)

Son olarak konumu da ekliyorum. Biz Dalyan tarafından, kargıcak koyuna giden yol üzerindeki sapaktan geldik buraya. Yol orman içinden ilerliyor. Pek iyi değil. Dönüşte ise, sarıgerme plajı yolu üzerinden gittik. Bu yol nispeten daha iyi sayılır. 🙂

NOT: iztuzu plajı, kargıcak koyu,  aşı koyu ve sarıgerme plajı  şeklinde bir rota çizerek gezebilirsiniz buraları. Biz iztuzu plajına ve sarıgerme plajına çokça gittimizden,  sadece kargıcak koyu ve aşı koyuna giderek günü bitirdik.

instagram: https://www.instagram.com/mutludusler/

facebook: https://www.facebook.com/MutluDusler/

Geçtiğimiz bayram haftasında keşfettiğimiz yeni koylar oldu. Ortaca-Dalaman kıyı şeridinde yer alan, pek de bilinmeyen yerleri gezmeye devam ediyoruz. Dalyan‘dan kara veya deniz yoluyla gidilebilen kargıcak koyu, dünyaca ünlü İztuzu plajının hemen sol tarafında yer alıyor. Kara yoluyla gitmek için; İztuzu’na varmadan bir kaç km öncesinde sola doğru ayrılan yoldan devam etmek gerekiyor.

Tabelaları takip ederek koya ulaşmak mümkün. Biz dönüşte, aşı koyuna saptık. Orman içinden, güneş görmeyen yollardan geçerek ilerledik. Bir sonraki yazımın konusu aşı koyu olacak.

Kargıcak koyunun harika bir manzarası var. Sağ taraftaki dağın arkasında #iztuzubeach ; Sol taraftaki dağın arkasında ise, #aşıkoyu yer alıyor.

Zorlu yolları aşarak geldiğimiz bu koyun sakinliği bizi bizden aldı. Ortaca-Dalaman kıyı şeridinde keşfedilmeyi bekleyen harika yerlerden sadece bir tanesi burası.
Plaj kumu iri taneli. Öyle yumuşacık değil. Ayakları rahatsız edebilir. Deniz hemen derinleşiyor.
Buraya ulaşım yolu pek düzgün değil. Dikkatli gitmekte fayda var. Daha önceden işletme varmış sanırım. Ama biz gittiğimizde herhangi bir işletme göremedik.
 Kargıcak koyuna bir de google map üzerinden bakalım ki, konumu aklımızda yer etsin 🙂

Koyun Youtube’da harika bir videosu varmış. Çekimler çok güzel.

 

instagram: https://www.instagram.com/mutludusler/

facebook: https://www.facebook.com/MutluDusler/

2 haftalık tatilimizi Kalkan’da sonlandırdık. Dalaman’a doğru dönüş yolundayız. Aklımızda yine  deniz  var. 🙂 Dikkatimizi çeken ilk koya dalıyoruz. 😀 Günlüklü koyu, Fethiye’yi geçtikten sonra Göcek’e varmadan hemen önce.

Serdar’ın çocukluğunda çokça geldiği bu koya şöyle bir göz atalım diyoruz.

Günlüklü Koyu

Koya giriş ücretli. Arabayla giriş için 17 tl’lik bir ödeme yaptıktan sonra kendimizi muhteşem bir ormanın içinde buluyoruz.

gunluk-agaci
Bazı ormanlar çok serin 🙂

Orman içinden ilerlerken, Serdar’ın günlük ağacı olarak tanıttığı ağaçları ben çınar ağacına benzetiyorum. Günlük ağacı diye bir şey hiç duymamıştım çünkü daha önce. Çınar ağacı gibi de değil ama sanki ona yakın gibi. Plaja gelince ağaçların arasına arabayı park ettikten sonra, arabadan inip yakından bakıyorum ağaç yapraklarına.

Adı günlük ya da sığla ağacı. Dünyada sadece Muğla bölgesinde yetişen günlük ağaçları şifalı yönüyle biliniyor. İlaç sanayisinde ve parfüm yapımında da kullanılıyormuş.

Sakin doğayla baş başa kalmak isteyenler burayı tercih edebilir. Bu yeşilliğe inanmakta güçlük çekebilirsiniz.

Plaja geldiğimizde çok hoş  özel bir işletme ile karşılaştık. Etraf tertemiz ve bakımlıydı.

gunluk-koyu

gunluk-koyu-fethiye

Ancak denizin güzel olduğunu söyleyemeyeceğim. Biz denizi sevemedik maalesef. Temiz değildi. Böyle güzel bir işletmenin bulunduğu bir koyda nasıl böyle bir plaj olur ona da anlam veremedik.

gunluk-koyu-plaj

 

Biraz denizde yüzdükten sonra, plajdan ayrıldık. Benim tavsiyem, buraya sadece sığla ağaçlarını görmek ve orman içinde piknik yapmak için gelinebilir.

 

2 haftalık tatilimizde bebeğimizle birlikte nerelere gittik?Sırasıyla okuyun,belki hoşunuza gidecek tavsiyeler vardır. 🙂

Sarıgerme plajı – Ortaca

Sarsala koyu – Dalaman

İnlice koyu – Göcek

Selimiye tatili- Marmaris

Azmak Nehir Turu – Akyaka(Gökova)

Kurşunlu şelalesi – Antalya

Çıralı tatili – Kemer

Kaş-Kalkan tatili ve Kaputaj plajı

Günlüklü koyu – Fethiye

Selimiye(Marmaris) dönüşü gün bitmeden Akyaka’ya geçip, azmak kenarında birer kahve içmek niyetindeyiz.

Akyaka’ya çok az bir yolumuz  kalmıştı ki, Serdar yolun sağ tarafına doğru saptı. Burası neresi demeye kalmadı ”Akçakoca köyü “ yazısını gördüm. Eski yola mı giriyoruz derken işte bu muhteşem ağaçların arasında bulduk kendimizi. Burası  eski Marmaris yolu. Muğla tarafından gelindiğinde, Akyaka’ya ulaştıktan sonra, marmaris’e doğru saptığınız durumda sol tarafta görünen muhteşem ağaçların arasında  işte bu yol var.

eski marmaris yolu
eski marmaris yolu

Bu ağaçlı yoldan ilerlemek nefis.